Darılmak zorunda kalacaktır çünküm daha bebeciklikten itibaren öğrenilmiş bu yer yer sertleşen hiç ummadık mimiklerle yumuşayabilen ve kimin gerçekte kazanabileceğini kestiremeyeceğiniz hesap ödeme yarışını bi lafla kazanamayacaktır.
ilker aksum sebebi ile izlediğim dizidir. bizim büyük çaresizliğimiz aklıma geldi. Ama öte yandan bir de "halim" karakteri unutulur gibi değil! (bkz: canım ailem).
Yine konuşturmuş oyunculuğunu.
ama dizide tam tanımlayamadığım bir kopukluk var.
sanki kurguda küçük oynamalar işi çok değiştirebilir.
yoksa kimi karakterler karikatüre dönüştü dönüşecek -Misal necmettin başkan-
çamurlu suysa eğer sıçrayan, bol benekli bir gün sizi bekler.
el çabukluğu ile açılamayan şemsiyenin canı çıksın.
Şoförlere laf yok! Asla!
onlar her daim haklıdır.
her daim
her daim
her daim
ve daima önceliğe sahiptir.
sıkıyorsa arabadaki şoföre bir yaya su sıçratsın bakalım.
sizi inip dövmeye bile kalkabilir.
ama bir yaya ancak arabanın ardından bakabilir.
"o sonsuzdan bu sonsuza
misafirim ben misafir
kiminleyim kimim bilinmez
hayat bildik biz bu tadı
dünyaya geldik geleli
pervaneyiz biz, bilinmez"
not: (bkz: Erkan Oğur) (bkz: Bir sevda) yarın neye kulak veririm bilmem. Yarınki bana sormak gerekecek. hem hayat değişir ve sözler değişir. Daha doğrusu kulak verdiklerin değişir.
-ne kadar ayıp! tayt giyilir mi hiç! cık cık cık...
+ne kadar ayıp?
-bak şu kadar ayıp; bak elimle gösteriyorum elime bak...
+ne içtin sen Kemal abi?
-iki demlik çay içtim kafa yapıyo biliyon mu... Taytlar kaldırılsın istiyorum yerine fileli çorap giyilsin. Bir şeker versene... çay da buz kesmiş.
-iki satırlık adamları ömrüne musallat eden kızları çağırın bana! derhal! onlara bir iki kelam edeceğim nicedir!
+Yusuf abi... Yusuf abiiiiiii... Yusuf abi....
-hı?
+bak uyuyakalmışın çekyatta... Yusuf abi rüyanda ne görüyon abim? geç içeri rahat rahat uyu be abi.
Bu bazen bir oyuna dönüşür. Ne düşündüğümü bil oyunu da diyebiliriz.
Şey kelimeleri ile havalanan babanın ayaklarından tutup yakalamak gerekir. Onu şaşırtmak hem sizi gereksiz sıfatlardan ya da olası tartışmalardan uzaklaştırabilir. Tabii babanızın espri anlayışı var ise....
Bir örnek oynatmak gerekirse:
-bana şeyi getir...
+neyi?
-delirtme beni Esra, 3. çekmecede işte hadi...
+al baba 3. çekmeceyi getirdim. Neyse o şey al!
x-kırk kere söyledim bileti gişeden son anda almayalım diye! şimdi konseri karşıki parktan dinlersin.
y-o zaman şey yapalım...
x-Ne yapalım Kemal? Demiştim, demiştim, demiştim!
y-şey yapalım... ney yapalım affedersin?
-alo alo?
+hrrrr...
-alo alo?
+ben tüm gün modemini kapatmayan piç komşuyum... hrrr...
-evet?
+senin kim olduğunu biliyorum... hrrr... o modem sonsuza dek açık kalacak hrr...
çorapsız spor ayakkabının kokusu bizi kesmez diyenler için birkaç tavsiye:
çorapsız bot giyin ya da aynı ayakkabıyı aynı naylon çorap ile hiç ara vermeden her gün giyin...
sınırı kokunun keskinliğine göre belirleyiniz.
kızların giyimini kendine dert edinmiş modacı abi ve ablalarımız yine açtılar ağızlarını yumdular gözlerini.
seneye de bol kotun altına topuklu giyen kızları ele alacaklar...
-elif, biliyir misin?
+neyi Rıfatcım?
-mesela sen zina yapsan ve ben zina yapsam en çok sana günah...
+hmmm... Rıfat; güneş başına geçmiş. Saçmalamanın doruklarına çıktın indirene aşkolsun. Hem o benim kendi öz saygımla alakalı bişi. Senin aba altıntan göstermeye çalıştığın sopalarınla kişilik geliştirmiyoruz.
gerekmediğinde de fedakar olmaktır...
abla olmak biraz da anne ve baba ile ebeveynliği paylaşmaktır.
anne ve babanın hem ilk göz ağrılarıdırlar hem de ilk deney faresi...
korkuları kaygıları sorumlulukları ya da sorumsuzlukları onlara daha bir derun yansır....
abla olmak:
bazen gereksiz cezalar almak ve yaptırımlara maruz kalmaktır. ibretlik olur evde... onun yaptıkları/yapabildikleri bir sınır belirleyicidir.
bazen sırf bunlara eyvallah dediği için kimi ayrıcalıklara sahip olmaktır. Abladır o hakkıdır... Tabi ablamız söz dinleyen bir abla ise...
bazen uykusuz kalmaktır, bazen yemeğin en lezzetli kısmını paylaşmaktır, bazen susmaktır, bazen çok konuşmaktır...
kimi çok kardeşli ablalar çocuk hayali bile kurmaz. çünkü onlar doğuştan çocuk sahibi olagelmişlerdir...
anneleşirler biraz. okul arkadaşlarına bile fazladan şefkat gösterebilirler fark etmeden. bazen de ters teper bu her şeye isyan eden bir abla olurlar...
ablaların haleti ruhiyetlerini ana ve babanın adalet anlayışı belirler biraz da...
çünkü beş parmağın beşi de bir değildir.
bazen anne bir çocukla daha iyi anlaşıp diğeri ile daha soğuk bir ilişki kurabilir...
kardeşlerin oynadığı rol ise apayrı...
bu konuya programımızın önümüzdeki hafta yayınlanacak bölümünde yer vereceğiz.
ve bir abla ile kardeşi konuk edeceğiz...
ve daha karışık bir sunum düşünüyoruz ki sonunda hiçbir şey anlamayın her zaman her program sonrası hissettiğiniz gibi.
aşk hiç biter mi adlı ezginin günlüğüve son dönemlerde Jehan Barbur'un yorumladığı şarkı akla geliyor.
şarkının sözlerinden kısa bir alıntı ile nasıl bir ilişkilendirme yaptık açıklayalım...
aşk hiç biter mi? - Çocukluk hiç biter mi?
misal:
Kalır adımızla
Bir sokak duvarında
Bir ağaç kabuğunda
Bir takvim kenarında
Kalır bir çiçekte
Bir defter arasında
Bir tırnak yarasında
Bir dolmuş sırasında
Kalır bir odada
Bir yastık oyasında
Bir mum ışığında
Bir yer yatağında
Aşk hiç biter mi/çocukluk hiç biter mi
Behzat Ç'de ilk gördüm sonra merakla Çalgı Çengi'yi izledim.
Hayran oldum.
Bize bir soluk getirdi Murat Cemcir; nefes aldık izleyici olarak sayesinde... Ahmet Kural'da bambaşka...
Çalgı Çengi'de balkon sahnesi: Salih ile Gürkan'ın konuşma ve dansı buna bir örnektir.