Mikroskobik olarak bakıldığında atomik, biyolojik, minerolojik ve paleontolojik yapısal evrenler vardır.
Bilimsel ve felsefi anlamda bunları bütünleyebilirsiniz.
istanbul Malatya seferini yapan Türk Hava Yolları Uçağı iniş hazırlıkları yaparken, tuvalete geçmek isteyen kadın yolcuya güvenlik önlemleri nedeniyle görevliler tarafından izin verilmemesi üzerine yaşanılmış olaydır.
-Basından
Eskiden kuş vurmak için su borusundan ağızdan doldurma çakmaklı tüfekler yapılırdı.
Bu silahlar kara barutla çalışırdı. Barut, bez parçası, saçma, bez parçası şeklinde dolusu hazırlanırdı ve meme üzerideki kapsülle ateşlenirdi.
Ressam Mustafa Horasan’ın vefat ettiği sosyal medya paylaşımlarıyla duyuruldu. Paylaşımlarda Horasan’ın “elim bir kaza sonucu” hayatını kaybettiği belirtildi.
Mustafa Horasan, 1965 yılında Aydın’da doğdu. ilk ve orta öğrenimini izmir’de tamamladı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Ana Sanat Dalı, Özgün Baskı Resim Bölümü’nden mezun oldu.
Resimlerinde figür, beden, kimlik, hafıza ve insanın iç dünyasına ilişkin temaları işleyen Horasan, uzun yıllar istanbul’da üretimlerini sürdürdü. Figüratif anlatımı ve desen ağırlıklı çalışmalarıyla tanındı.
Yurt içi ve yurt dışında sergilere katılan Horasan’ın eserleri çeşitli özel koleksiyonlarda yer almaktadır.
Mustafa Horasan’ın, motosiklet kullandığı sırada trafik kazası sonucu hayatını kaybettiği öğrenildi.
Fırat Altındal
Yapısöküm
13.06 — 13.07.2026
Galeri KEV Gümüşsuyu Bolahenk Sok No:5/A
Beyoğlu/iSTANBUL Tel:05422010508
Küratör: Hasan Sarıtaş
Fırat Altındal’ın “Yapısöküm” başlıklı sergisi, post-yapısalcı düşüncenin dil, kimlik, hakikat ve güç ilişkilerine dair açtığı tartışmaları görsel bir düzleme taşıyor. Sergi, yalnızca imgelerin değil; anlamın, belleğin ve temsilin de parçalandığı bir alan öneriyor.
Jacques Derrida’nın “deconstruction” kavramından hareketle şekillenen bu yaklaşım, izleyiciyi eserin sabit bir anlam taşıdığı düşüncesinden uzaklaştırarak çok katmanlı ve sürekli dönüşen bir okuma biçimine davet ediyor.
Altındal’ın üretim pratiğinde sıkça karşılaşılan figürler, organik yüzeyler, kaktüs formları ve parçalanmış bedenler; bu sergide tek bir anlatının taşıyıcısı olmaktan çıkarak çoğul anlam alanlarına dönüşüyor.
Her imge başka bir imgeye gönderme yaparken, yüzeyler de kendi içinde yeni çatlaklar ve yeni okumalar üretir. Böylece eserler, tamamlanmış yapılardan çok; sürekli yeniden kurulan, bozulan ve dönüşen düşünsel katmanlar hâline gelir.
Sergi boyunca kullanılan katmanlı boya yüzeyleri, kırılgan dokular ve çarpışan renk ilişkileri; post-yapısalcılığın merkezsiz ve akışkan düşünce yapısını görsel olarak yeniden üretir.
Altındal’ın resimleri, izleyiciyi güvenli bir anlam alanına yerleştirmek yerine; belirsizlik, çelişki ve dönüşümün içerisinde hareket etmeye zorlar.
Michel Foucault’nun bilgi ve iktidar ilişkisine dair düşüncelerine paralel biçimde “Yapısöküm” görsel kültürün ürettiği normları da sorgular. Güzel olan, normal kabul edilen ya da sistem tarafından meşrulaştırılan imgeler parçalanır; yeniden kurulur ve kendi otoritesini kaybeder. Sanatçı bu noktada resmi yalnızca estetik bir nesne olarak değil, aynı zamanda ideolojik bir yapı olarak ele alır.
Sabit anlamların çözüldüğü ve görsel dilin sürekli yeniden üretildiği bir düşünsel alan olarak kurgulanmıştır. Mekân içerisinde yer alan eserler; lineer bir anlatı kurmak yerine, izleyiciyi parçalı okumalar ve çoklu ilişkiler arasında dolaşmaya davet eder. Bu yaklaşım, post-yapısalcı düşüncenin merkezsiz yapısını mekânsal bir deneyime dönüştürür. izleyici burada yalnızca eserle karşılaşmaz; aynı zamanda kendi bakışını, algısını ve anlam üretim biçimini de sorgulamaya başlar.
“Yapısöküm”
Kesin hakikatlerin dağıldığı; merkezin kırıldığı ve anlamın çoğullaştığı bir görsel düşünme alanıdır. Fırat Altındal’ın eserleri bu sergide, yalnızca bakılan imgeler değil; içine girilen, çözülen ve yeniden inşa edilen yapılar olarak varlık kazanır.
Tren vagonları yaklaşırken aynı yerde durmuyor ve ivmeli uzama yapıyor fiziksel olarak.
Mal bölgesi, treni numaralı zannediyor babasının malı gibi.
Ulan senin önünde durmasa onun önünde duracaktı, binemedinmi ayrıcada.
Birde yaşın kaç?
Her gün dünya yeniden kurulur ve her sabah taze bir başlangıçtır.
Yeni bir haftanız pazartesi sendromu ile değil, pazartesi güzellikleri ile olsun.
Bütün insanların içinde yeteri kadar bu güzellikler var zaten.
Mal varlığı açıklaması:
Kendime ait 2009 model JAGUAR marka aracım, 81 model klasik aracım, 2013 model WV marka CARAVELLA aracım, 2023 model CHERY marka aracım, Range Rover marka 1998 model bir adet, yine Range Rover marka 2003 model bir adet aracım vardır.
Üsküdar Çengelköy’de yüzde ellisi tarafıma ait bahçe dublex, Sarıyer ilçesinde bulunan ve şuan ikamet ettiğim bir adet apartman dairesi ve izmir Göztepe konak ilçesinde bir apartman dairesi sahibiyim.
Basından.
Para bir din, iman, ahlak ve Tanrı yada totem bazıları için insanlık tarihi boyunca.
Toplumsal değerler, huy ve hulk güzelliği kutsal kitaplarda da anlatılıyor.
Yeni bir şey icad etmeye gerek yok.
Eskiden hamile ve çocuklu kadınlara, yaşlılara, harp malülü gazilere tahsisli olduğu yazılan ön sıralar vardı.
Şimdi hepsi gençlere ve yeni yetmelere ait.
Okuldan, aileden, çevreden öğretilen hiçbir saygı kuralı olmadığının, toplumun ne hale geldiğinin reel göstergesi.
ibrahim Tayfur
Bellek
16—23.05.2026 Hasan Sarıtaş Gallery
General Asım Gündüz Cad No:63/2 Kadıköy
ibrahim Tayfur’un kent soyutlamaları ve yaşamdan imgelerini bir araya getiren bu sergi, şehir ile insan arasındaki görünmez ilişkileri odağına alıyor.
Sanatçı, gündelik hayattan izleri; katmanlı yüzeyler, ritmik lekeler ve soyut kompozisyonlar aracılığıyla yeniden yorumluyor.
Eserlerde kent, yalnızca fiziksel bir alan değil; hafızanın, zamanın ve kişisel deneyimlerin taşıyıcısı olarak karşımıza çıkıyor.
Tayfur’un üretim pratiği, soyutlama ile tanıdık imgeler arasında kurduğu dengeli ilişki sayesinde izleyiciyi hem bireysel hem de kolektif bir hafıza alanına davet ediyor.
Yerleşmeden önce kış mevsimini yaşamak ve sağlık imkanlarını araştırmak kaçınılmaz gerek şart olmalı.
Birde musluğun bozulsa kim yapacak gibi ayrıntılar var.
BÖRÜ 1200cc.
Tarhan Telli (TT Custom) tarafından tasarlanan, 22Nisan Nisan 2026 tarihinde satışa sunulan özgün tasarıma sahip 1200cc motor gücünde, yerli üretim bir chopper motorsiklet modelidir.
Sınırlı sayıda üretilen ve "kurt" anlamına gelen bu model, güçlü karakteri ve kendine has tarzıyla öne çıkan bir "özel yapım" custom motorsiklettir.
Börü Motorsikletin Özellikleri:
Tarz ve tasarım olarak chopper sınıfında yer alan Börü klasik tasarımlardan ziyade daha özgün ve asi bir duruş sergiler.
1200cc hacminde, yüksek performans sunan bir motora sahiptir.
Şehir içi ve uzun yol sürüşlerinde özellikle tarzına uygun chopper tutkunları için tasarlanmıştır.
Satış Kampanyası:
21.yıla özel olarak ilk etapta 21 şanslı kişiye özel fiyatla satışa sunulmuştur.
Kültürel Anlamı:
ismindeki "Börü" eski Türkçe Kurt Türk kültüründe özgürlüğü ve yol göstericiliği simgeler.
Türklüğe yol gösteren.
Serginin açılışına katılanlar arasında, uluslararası ödüllü ressam Tatiana Kirillova da vardı. Elçin Mustafayev ile Kirillova’nın bir başka ortak özelliği, ikisinin de Saint Petersburg’da düzenlenen “Sınır Tanımayan Sanat Festivali” ödülü sahibi olmaları.
Tataina Kirillova, Elçin Musafayev ve Hasan Sarıtaş.
Serginin açılışına yoğun bir ilgi vardı. Katılanlardan bazıları şu şekildeydi: Prof. Dr. Teymur Rızayev, Perviz Memmedzade, Alihan Samedov, Yaşar Zeynalov, Niyazi Paksoy, Murat Gülbay, Muzaffer Salihoğlu, islam Manafzade, Tariyel Alizade, Orhan Zafer, Pervane Alizade, ilham Dadaşov, Sefer Karakoyunlu, Ebulfez Ferecoğlu, Mümin Candaş, Hüseyin Kartal, Sena Uzun, Vildan ER, Filiz Kallenci, Murat Huvaj, Nesime Kaygusuz, Rana Hicran, Anıl Çerlik, Doğan Özgürcan ve Ali Katoğlu.
istanbul Sanat Dergisi, raflarda yerini alan yeni sayısıyla okurlarını istanbul’un kültür ve sanat ekosistemini geçmişten bugüne uzanan güçlü bir perspektifle yeniden keşfetmeye davet ediyor. “Yüzyılın izinde” kapağıyla yayımlanan bu özel sayı, Cumhuriyet ile paralel ilerleyen sanat tarihini, Türkiye’de kültürün kurumsallaşma sürecini ve çağdaş sanatın dönüşen dinamiklerini aynı çatı altında buluşturuyor.
Derginin kapak dosyasında yer alan “Yüzyılın izleri”, Koç Topluluğu’nun yüz yıllık kültür ve sanat hafızasını merkeze alarak Türkiye’nin modernleşme sürecine sanat üzerinden kapsamlı bir bakış sunuyor. Yapı Kredi Galeri Direktörü Didem Yazıcı ile gerçekleştirilen özel röportaj, sanatın yalnızca estetik bir alan değil, toplumsal belleğin taşıyıcısı olduğunu vurguluyor.
BiRBiRiNDEN ÖZEL SEÇKiLER
Bu sayıda ayrıca; Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu’nun Osmanlı’dan modern Türk resmine uzanan yeni seçkisi, Pera Müzesi’nin Halil Paşa’nın yaşamı ve sanatsal üretimini odağına alan sergisi, Arter’in “Yapım Aşamasında” grup sergisi ve ANAMED’in “Cümle Fener Burada” başlıklı araştırma odaklı sergisi gibi ülkemizin sanat tarihine ışık tutan önemli içerikler dikkat çekiyor. istanbul’un kültürel mirasını farklı disiplinlerle yeniden yorumlayan bu seçkiler, okuru yalnızca sergileri gezmeye değil; düşünmeye, sorgulamaya ve tarihsel bağlar kurmaya çağırıyor.
GÜÇLÜ BiR KÜLTÜREL PANORAMA
Çağdaş sanat alanında ise Nilbar Güreş’in 61. Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’ndaki “Gözlerinizden Öperim” sergisi, Tatiana Kirillova’nın “Her Damlada Bir istanbul” yaklaşımı, Zeyrek Çinili Hamam’daki “Temenos: iç Deniz” sergisi ve Haliç Sanat’taki üç yeni sergi gibi güncel üretimler; kimlik, hafıza, su, dönüşüm ve mekân gibi temalar etrafında güçlü bir kültürel panorama oluşturuyor.
SANATÇI DOSYALARI VE SÖYLEŞiLER
Bu sayıda, Türkiye’den ve dünyadan pek çok sanatçının üretim pratiği derinlikli dosyalarla ele alınıyor. Berhiv Ekin, Esra Hatun, Hülya Düzenli, Hediye Akoğlu, Madam P, Aslı Özer, Elif Sanchez, Deniz Çeliker, Kei Ichikawa, Auguste Lu, Mark McKenna, Odetola Ayodele, Michael Ornauer gibi farklı kuşak ve coğrafyalardan sanatçılar, üretim süreçlerini ve düşünsel arka planlarını istanbul Sanat okurlarıyla paylaşıyor.
AKREDiTE VE ULUSLARARASI ERiŞiMLi YAYIN
2024 yılı itibarıyla T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na akredite yayınlar arasına giren istanbul Sanat Dergisi, Türkiye’de ve yurt dışında çok sayıda kütüphaneye, kurum ve koleksiyona ulaşıyor. K-iletişim Yayınlar Grubu tarafından üç ayda bir yayımlanan dergi, kültür ve sanat alanında sürdürülebilir bir referans kaynağı oluşturmayı hedefliyor.
* ilham verici içerikler, derinlikli dosyalar ve özenle seçilmiş görsellerle dolu istanbul Sanat Dergisi, sanatın izini süren tüm sanatseverleri bekliyor. Keyifli okumalar...
Bosch Türkiye'nin Anneler Günü için hazırladığı "Tam bi' anne hikayesi" başlığıyla yayımlanan reklam filmine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tepki göstermişti.
Göktaş reklamı “Bir çocuğun hayatına sevgiyle dokunan, onu büyüten, koruyan ve geleceğe hazırlayan her kadın, biyolojik ya da koruyucu gerçek bir annedir. Bu bağ; sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal sürekliliğin temelidir. Açıklamasında bulundu.
Bosch Türkiye’nin Anneler Günü reklamında evcil hayvanın “çocuk” olarak sunulması sosyal medyada tepki çekti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş reklamı eleştirdi. Bakanlığın konuyu yargıya taşıyacağı ifade edildi.