bazen bulunduğum şehri bile terk edesim geliyor, her şeye baştan sıfırdan başlamak istiyorum. ama gittiğimde bir çok şeyin düzelmeyeceğini ve hatta başka sorunların da çıkacağını biliyorum. kaçmak aslında bir kurtuluş değil bunu biliyorum. ama işte insanız ya, umut diyor insan.. bir umut. bazen o kadar fazla üzerime geliyor ki bazı şeyler. iş yeri özellikle. işimi seviyorum ama iş yerimi sevmiyorum. psikologuma da aynı şeyleri anlattım o beni dinledi ve şunu dedi: gittiğin yerde de sorunlar olacaktır.. evet kabul ediyorum olacaktır ama hiç mi unut yok? o kadar iş yerinde mutlu olanlar var mesela. ben de mutlu olmak istiyorum, çok mu şey istiyorum? yoruldum artık, kafaya takmaktan yoruldum, sürekli birilerine açıklama yapmaktan yoruldum, birilerini dinlemekten yoruldum, birilerinin kişisel mevzuları yüzünden iş yerinde çıkan/çıkarılan sıkıntılardan sıkıldım! imdat diye bağırasım var!
arka fonda bu https://www.youtube.com/watch?v=pCjFBhQE2ss çalıyor. yabancı damat dizisini yayınlandığı dönem ailecek izlerdik. öyle çekirdek aile olarak da değil, annem, babam, kardeşim, anneannem, dedem, dayım, yengem ve kuzenlerim.. akşam oturmasına dayımlara gitmiştik, televizyonda yabancı damat dizisi vardı. bu aile gibi bizim ailemizde kalabalıktı, bu aile gibi bizim ailenin de telaşları olurdu, sevinçleri olurdu. ama dizi işte. aradan onca seneler geçmiş ne zaman karşıma gökhan kırdar'ın bu şarkısı çıksa aklıma o güzel yıllar gelir. tıpkı bu aile gibi kalabalık ailem gelir. şimdi bu aileden geriye sadece annem, babam, kardeşim ve kuzenlerim kaldı. allah olanlara uzun ve sağlıklı ömürler versin.
madur edebiyatı yapmayı pek seviyor. ne zaman bir röportajına her hangi bir açıklamasına denk gelsem hep bir ağlak modunda. ben ne acılar çektim ve çekmekteyim diye anlatıyor da anlatıyor. tamam en zorlu hayatları sen yaşadın.