registerlater
2108 (filozof)
birinci nesil yazar 2 takipçi 291.11 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    23 mart 2010

    1.
  1. 20. yüzyılın en büyük yönetmenlerinden biri olan imparator lakaplı akira kurosawanın doğumunun 100. yıldönümüdür. 2010 yılı içerisinde Akira Kurosawa Vakfı imparatorun anısına çeşitli etkinlikler yürütecek ve AK100 Projesi kapsamında Kurosawa'nın ve onun yarattığı harika dünyanın ışığını ve ruhunu temsil eden yeni neslin mensupları için çeşitli yardımlarda bulunacaktır.
    0 ...
  2. maşlah

    1.
  3. maşlah, bol, ön tarafı açık ve kol yerleri yarık olan bir üst giyeceğidir. bu güzel elbiseyi refik halid karay, her gencin mutlaka okuması gereken nilgün isimli romanında şu şekilde tasvir eder: "dünyada maşlah kadar vücuda uymaz, yakışmaz bir elbise yoktur. ama istanbul kadını bir zamanlar yazlıklarda o katı, kolsuz, yakasız, dört köşe, mihrap ve seccade süslerini andıran sırma desenli elbiseyi, vücudunun gerekli yerlerini belirterek öyle bir hüner ve koketri ile tutardı ki en usta terzinin makasından çıkmış mantodan daha zarif olurdu. bütün marifet tutuşta, daha doğrusu bazı yerlerini bol, bazı yerlerini dar tutarak yürüyüşte!"
    0 ...
  4. toktamış ateş

    1.
  5. yazısının bir kısmının sansürlemesi nedeniyle cumhuriyet gazetesinden ayrılan gün itibariyle bugün gazetesinde yazmaya başlayan tonton, tatlı dilli ve efendi amca.
    1 ...
  6. kerim sadi

    1.
  7. türk düşüncesine çok mühim katkılar sağlamış olmasına karşın, ne yazık ki layıkıyla tanımamamış 1940'lı yıllarının sosyalist mütefekkiridir. kerim sadi, tüm ömrünü sosyalizmin tarihini araştırmaya, türkiye'de sosyalizm nasıl vücud bulabileceğini incelemeye ve sosyalizm muhaliflerini hatta zaman zaman türk solunu dahi eleştirmeye adamıştır. nitekim güçlü belagatı ve derin bilgisi neticesinde muhaliflerinden dahi "Bu adam ekmek yerine kitap yiyor, onunla münakaşa edilmez" şeklinde övgüler almıştır. üstad cemil meriçin de çok yakın dostu olan kerim sadi'nin üstada yazdığı birçok şiiri de bulunmaktadır ki üstadın polemikte mahareti üzerine yazdığı bir şiiri şu şekildedir:
    ne güzel de çalıyor, dinletiyor her telden
    polemikte yakalar hasmını, derhal belden.
    4 ...
  8. kab

    1.
  9. topuk, küp, sekiz köşeli yapı gibi manalara gelen ve kabe sözcüğünün kökünü teşkil eden kelimedir.
    0 ...
  10. kabına varamamak

    1.
  11. bir kişinin topuğunun yüksekliğine ulaşamamak anlamındaki bu deyim, başka birinin seviyesinde olmamak mecazına karşılık gelir.
    (bkz: kab)
    0 ...
  12. dücane cündioğlu

    9.
  13. yeni şafaktaki köşesinde ilim/marifet ile gaflet/cehalet hallerinin kendisi içindeki bütünlüğe ve bu iki grup arasındaki dialektik ilişkiye imam gazaliden aldığı referansla müthiş bir yorum katmış filozoftur.

    http://yenisafak.com.tr/Y...892&y=DucaneCundioglu
    2 ...
  14. hrant dink anisina baris sarkilari

    1.
  15. sevval sam tarafından hrant dinkin anısına 22 ocak 2009 akşamı saat 21:30'da istanbul ghettoda verilecek konserdir. Sevval Sam konser için aşağıdaki açıklamayı yapmıştır:

    Sadece Ermenice şarkılar değil. Rumca, Lazca, Çerkezce, Hemşince, Kürtçe, Pontice, Süryanice, Gürcüce, Azerice... Mesela bir tane Arapça Filistin şarkısı da söyleyeceğim. Ötekileştirdiklerimiz arasında Çingeneler ve kadınlar da var. Son albümümde Bu Dünya Bir Pencere isimli parça var. Onun başında da üç el 7.65 silah efekti. Onu Hrant için koymuştuk ve onu da söyleyeceğim. Güneşe çevirelim bu karanlık günleri diye bitiyor şarkı. Bazı şarkıların yarısı Türkçe yarısı başka bir dilde. izmirin Kavakları mesela. Bu da bizim ne kadar içiçe geçtiğimizi anlatıyor. Aynı toprağın çocuklarıyız ve kardeşiz. Kardeş kardeşi vurur mu! Hrant Dinkin vurulması ve bu olanlar, başkalarının planladıkları bir oyunun parçası. Bunu anlatmak için müziği kullanacağım. Elimden gelen bu...
    2 ...
  16. three laws of robotics

    1.
  17. isaac asimovun üç robot yasası olarak geliştirdiği kurallardır.
    0 ...
  18. danis karabelen

    1.
  19. bugünkü adı özel kuvvetler birliği olarak anılan ve en meşhuru 6 7 eylul olaylari olan birçok provakatif eylemden sorumlu tutulmuş özel harp dairesini 1953 yılında binbaşı ismail tansu ile birlikte gizli bir şekilde kuran tümgeneraldir.
    1 ...
  20. turk basininin macar basinina olan ilgisi

    1.
  21. türk takımlarının ve oyuncularının uluslararası alanda gösterdikleri her başarının macar basınından teyit edilmesi suretiyle basınımız tarafından duyurulması olayıdır.
    0 ...
  22. wiretap

    1.
  23. punitive

    1.
  24. onam

    1.
  25. yüzyıllardır kullanmakta olduğumuz güzelim muvafakat ve rıza kelimelerinin uydurukçada karşılığı olarak kabul edilen kelimedir.
    1 ...
  26. leon edward panetta

    1.
  27. barack obama tarafından cia başkanı olarak atanan ve liberal görüşleri ile bilinen demokrat partili beyaz saray eski genel sekreteridir. anti terör danışmanı olarak atanan John Brennanı da düşününce, obamanın yeni dönemde dış politikada tamamen farklı bir tutum sergileyeceği anlaşılmaktadır.
    0 ...
  28. yedek subay sinavi birincisinin fem den cikmasi

    1.
  29. yedek subay sınavını kazanan adayın fem dershanelerine gitmesi sonucu ortaya çıkacak durumdur. sınavların açıklanmasından sonra adaya fem dershanesinin tişörtü giydirilir, ii. dünya savaşından kalma bir jip hediye edilir, eğer aday hediyeleri beğenmezse ertesi dönem tekrar sınava girip dereceyi yapmayı planlayabilir.
    1 ...
  30. lizbon anlasmasi

    1.
  31. avrupa anayasasının fransa ve hollandada reddedilmesinden sonra 2 yıl önce romada imzalanan ve bir nevi mini avrupa anayasası olan anlaşmadır. özellikle avrupa birliğinin 27 üye ülkeye ulaşmasından sonra, birliğin daha etkili ve hızlı çalışabilmesi ve dahası bir avrupa birleşik devletlerinin kurulmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. ne var ki irlandadaki halk oylamasında 12 haziran 2008 tarihinde reddedilmesiyle anlaşma yürürlüğe girememiştir. bu olay abde tam bir şok etkisi yaratmış ve irlandanın kararının yok sayılması bile teklif edilmiştir. her ne kadar anlaşmanın askıda kalması nedeniyle Brükseldeki bürokratlar anlaşma olmadan 27 üyeli birliğin çalışamayacağı ifade etseler de, yapılan akademik çalışmalar birliğin anlaşma olmadan dahi eskisine oranla daha verimli çalışacağını iddia etmekteler. özellikle böylesine karışık bir metnin onaylanmaması hem birlik hem de türkiye için hayırlı olmuştur. nitekim yapılan yorumlarda avrupa birliğinin böyle saçma sapan ve anlaması güç metinleri kaleme almaya uğraşmak yerine enerji, iklim değişikliği, göç, Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesi ve abnin genişlemesi meseleleriyle ilgilenmesini daha faydalı görmektedirler.
    1 ...
  32. bulmussunuz rahat ulkeyi yaziyorsunuz

    1.
  33. fatih terimin 16 haziran 2008 tarihli basın toplantısında medyaya söylediği sözdür. güldürürken içli içli düşündürür.
    3 ...
  34. merkez cevre iliskisi

    1.
  35. bu ilişkiyi anlatan teori ilk kez edward shills tarafından açıklanmış ve türkiyede şerif mardin tarafından geliştirilmiştir. bu ilişkiyi göre merkezde yer alan bir azınlık kendi konumunu -yani merkezi-, çoğunluğa -yani çevreye- karşı korumaktadır. mardin türkiyedeki iktidar sahibi azınlığın, özellikle iktisadi kaynakları kullanma konusunda çevre ile mücadele halinde olduğunu ve mücadeleyi bazen merkezin bazen de çevrenin kazandığını ifade etmiş ve dönemsel olarak merkezin ve çevrenin etki alanın değiştiğini belirtmiştir. daha sonra idris küçükömerin düzenin yabancılaşmasında daha farklı ele aldığı bu teoriyi türkiye tarihi pratiğinde ele alacak olursak ittihat ve terakki ve chp çizgisinin merkezi; ahrar fırkası ve demokrat partinin ise çevreyi teşkil ettiği kabul edilmektedir.

    star gazetesinin 8/6/2008 tarihli açık görüş ekinde reşat çalışların yazdığı makalede internet ortamında da aynı merkez-çevre çatışmasının yaşandığı ve ekşisözlüğün* merkezi, uludag sozluk ve itusozluk gibi sözlüklerin de çevreyi meydana getirdiğini dile getirerek; konuyu çok daha farklı bir noktaya getirmiştir ki bu iddia da teorinin kendisi gibi tartışılmaya değer bir mevzuudur.

    yazıyla ilgilenenler için buyrun:

    --spoiler--
    http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=162847
    --spoiler--
    0 ...
  36. tunuslu hayreddin pasa

    1.
  37. 19. yüzyılda yaşamış tunuslu düşünür ve devlet adamıdır. 6 aylık bir süre içinde ikinci abdülhamidin de sadrazamlığını yapmıştır. islam ülkelerinin batı karşısında neden geri kaldıklarını araştırdığı ve çok mühim fikirleri dile getirdiği en emin yol (Akvemül-Mesalik fi Marifeti Ahvalil Memalik)en önemli eserdir. eserin geniş ve önemli bir özeti önce fransızcaya daha sonra osmanlıcaya çevrilmiştir. paşa eserinde avrupanın üstünlüğünün ırktan veya iklimden kaynaklanmadığını üstünlüğün adalet ve hürriyet üzerinde kurulu sistemden kaynaklandığını dile getirmiştir. islamın geri kalmasını da bu iki unsurdan kopuk bir sistem oluşturmalarına bağlamıştır. sınırlı iktidarın gerekliliğine vurgu yapmış ve temsili hükümet fikrini benimsemiştir. devletin iktisadi hayata müdahalesinin çok sakıncaları olduğunu belirtmiş ve devletin mülkiyet hakkını koruması gerektiğini ifade etmiştir. peygamberimizin "hikmet müslümanın kaybedilmiş malıdır" sözünden hareketle avrupalıların bu müesseselerinin hikmete uygun olduğunu belirterek islam düzeninin bu şekilde revize edilebileceğini belirtmiştir. paşanın bu önemli düşüncelerinin günümüzde dahi akademik ve siyasi ortamlarda bilinemiyor olması düşünce hayatımız için ne denli büyük bir kayıptır, tarifi imkansız.
    1 ...
  38. aydınlanma nedir

    1.
  39. immanuel kantın 1874 senesinde yazdığı makalesidir. makalede kant aydınlanmanın insan zihni ve bir toplum için faydalarını izah etmektedir. makalesine aydınlanma insanı kendisini vesayete maruz bırakmaktan kurtarmasıdır diye başlayan kant, sapare aude! yani kendi aklını kullanma cesaretini göster sözünün aydınlanmanın düsturu olduğunu ifade etmiştir. kant aydınlanma için toplumda hür düşüncenin sağlanması gerektiğini belirtmiş ve sadece bir monarkın "istediğin gibi düşün ama yeter ki kurallara uy!" diyebileceğini belirtmiştir. hatta kant daha da ileri giderek bir cumhuriyetin bunu söylemeyi asla cesaret edemeyeceğini iddia ederek iyi bir monarşinin cumhuriyetten çok daha faziletli olabileceğini dile getirmiştir. immanuel kant aydınlanmayı daha çok din hürriyeti çerçevesinde incelemiş ve bunun nedenini de dini bakımdan vesayet altında oluşun bütün vesayetlerin sadece en zararlısı değil aynı zamanda en aşağılayıcısı olduğundan kaynaklandığını söylemiştir.
    1 ...
  40. hurriyet gazetesi nin arabistan da yasaklanmasi

    1.
  41. hürriyet gazetesinin internet sitesindeki çıplak kadın resimleri nedeniyle meydana gelen olaydır. suudi arabistandaki yasağın eleştirilmesi bir yana, yasağın mahiyeti düşünüldüğünde gayet doğal olaydır, zira hürriyet değme porno sitelerine taş çıkaracak videolara ve resimlere link vermektedir.
    (bkz: hurriyet gazetesinin porno filtrelere takilmasi)
    2 ...
  42. üçüncü roma imparatorluğu

    1.
  43. fatih sultan mehmetin doğu romayı fethetmesi sonrası kayzer unvanını alması sonucu, ilber ortaylının osmanlı imparatorluğunu bu isimle nitelemesi ile ortaya çıkan durumdur.
    2 ...
  44. sandikta kac kisisiniz

    1.
  45. malatya inönü üniversitesi rektörünün her geçen günkü cumhuriyet mitingine katılanların sayısını sürekli artırdığı görüldüğünde akla gelen sorudur. 1 milyonla başladı, sonra 3 milyon yaptı dahası her katılanın on kişiyi temsil ettiğini söyleyip sayıyı 30 milyon yaptı. dün de demokrasi konusundaki fikirleriyle toplumu aydınlatırken sayıyı 65 milyon yaptı. böyle süper 4 işlemden sonra sorulması gereken soru da budur? ayrıca taraftar sayısındaki bu yaratıcılıktan söz açılmışken acaba kendilerinin aziz yıldırımla bir akrabalıkları var mı, bu da merakımı celbetti efendim.
    5 ...
  46. fenerbahce ye her mac bir penalti verilsin

    1.
  47. gerek fenerbahçeli yöneticilerin gerekse medyanın iyice bunalıma girmesinden dolayı, artık vicdan sahibi her insanın şiddetle desteklemesi gereken kampanyadır. özellikle bugünkü hürriyetin spor sayfasında fenerbahçe nin bu haftaki maçına bir yıldır penaltı vermeyen kamil habitoğlu verildi haberiyle artık insanda dayanma gücü kalmamıştır. evet vicdan sahibi her insan bu kampanyayı desteklemelidir; çünkü her pazar akşamı koca koca adamların kamera karşısında komik görünmelerini içim kaldırmıyor. verilsin bir penaltı onlar da rahatlasın bizler de. olmadı dışişleri de devreye girsin fenerbahçe nin avrupa maçlarına da her maçta penaltı veren hakemler atansın. eğer bunlar yapılmazsa fenerbahçeyi tutmayan arkadaşlara bir yürüyüş tertip etmeye ve hepimiz fenerbahçeliyiz diye sloganlar atmaya davet ediyorum. gereğini saygılarımla arz ederim.
    2 ...
  48. ampul dendi balon cikti

    1.
  49. dspnin yeni reklamıdır. reklamda recep tayyip erdoğanı balon şeklinde göstererek dalga geçilmekte ve erdoğan ın çankayaya çıkmasını engellemek için, insanlar 8 nisan 2007 tarihindeki ankara mitingine davet edilmektedir. recep tayyip erdoğan başbakan olmadan önce aldığı mahkumiyetten dolayı muhtar bile olamaz diye dalga geçenleri düşünüp bugünleri görünce tarih aslında hep zavallılar için tekerrür ediyor diye düşünüyor insan.

    not: zavallı kelimesi, reklamdaki "yönetim kademelerini işgal etmiş" ifadesi için kullanımıştır. zira bu ifadeyi kullananlar için söylenecek en münasip kelime budur!
    3 ...
  50. skandal havuza rotus

    1.
  51. yapılan haber metninin noktasına virgülüne dokunmadan aynen yazıyorum:
    "Diyarbakır Kayapınar Belde Belediyesi tarafından Selahaddin Eyyubi Bulvarı üzerinde yapılan ve 'sözde Kürdistan haritasını çağrıştırdığı' iddia edilen havuzda değişiklik yapıldı. Havuzun etrafına bırakılan tahta kalıplar ile havuzun şeklinin değiştirileceği belirtildi."

    havuza bakıp da bu kürdistan haritasını çağrıştırıyor demek nasıl patalojik bir vakadır bilemem ama, artık bu bölünme paranoyasından kafayı sıyırdığımız apaçık ortada sanırım!
    0 ...
  52. every time i see you

    1.
  53. wolswagen golf reklamlarında çaldığı vakit beni deliye çeviren, uzun süre arayıp da bulamayınca daha da deliye çevirmiş donna lewis söylediği hoş şarkıdır. sözleri de şu şekildedir:

    Every time I think of you
    I feel shot right through with a bolt of blue
    It's no problem of mine but it's a problem I find
    Living a life that I can't leave behind
    There's no sense in telling me
    The wisdom of a fool won't set you free
    But that's the way that it goes
    And it's what nobody knows
    While every day my confusion grows
    Every time I see you falling
    I get down on my knees and pray
    I'm waiting for that final moment
    You'll say the words that I can't say

    I feel fine and I feel good
    I'm feeling like I never should
    Whenever I get this way, I just don't know what to say
    Why can't we be ourselves like we were yesterday
    I'm not sure what this could mean
    I don't think you're what you seem
    I do admit to myself
    That if I hurt someone else
    Then I'll never see just what we're meant to be
    Every time I see you falling
    I get down on my knees and pray
    I'm waiting for that final moment
    You'll say the words that I can't say
    1 ...
  54. 1453 sultanlar askina

    1.
  55. can atillanın 2006nın yazında çıkardığı istanbul un fethi temalı harika albümüdür. albümde yer alan 15 şarkının hepsi birbirinden güzel ama 5. şarkı yeni hayat ve 7. şarkı rumeli hisarı nın yapılışı ayrı bir güzeller. fatih sultan mehmete aşık zeynep hatunun fatihe yazdığı şiir de bestelenmiş haliyle albümde yer almaktadır. mehmet ali erbil* şöyle fena, ah tvler kadın programına kaldı şeklinde yakınmak yerine, bu tarz albümleri almak bu tarz kaliteli adamlarda şukela almış uuser havası yaratır hatırlatırım.

    (bkz: sultanlar aşkına)
    ayrıca;
    (bkz: karanlıktan yakınacağına bir mum yak)
    3 ...
  56. sukufe nihal

    1.
  57. 1896-1973 yılları arasında yaşamış ve türkiye'de feminist hareketin önde gelen aktivistlerinden biri olan edebiyatçı yazardır. aristokrat bir aileye mensup olması sayesinde oldukça iyi bir eğitim alan şükufe nihal, türk kadını, dergah, cumhuriyet, tan, türk yurdu gibi devrinin önemli dergi ve gazetelerinde yazarlık yapmıştır. ayrıca 1923 senesinde kadınlar halk fırkasının kuruculuğunu yapmış fakat o dönemde kadınlara parti kurmak yasak olduğu için fırkası kapatılmıştır. yazdığı romanlarda sosyal konuları ele alarak bunlara çözümler üretmeye çalışmıştır. hayatı boyunca dinlenmeden çalışan nihal, 1962 senesinde kadıköyde geçirdiği bir kaza bundan sonraki hayatını tamamen etkilemiştir. üst üste yapılan ameliyatlar bir türlü sonuç vermemiş ömrünü yalnız bir şekilde bir huzurevinde tamamlamıştır. yazdığı romanları; renksiz ıstırap, yakut kayalar, çöl güneşi, yalnız dönüyorum (ki naçizane tavsiye ederim) ve çölde sabah oluyor dur.
    1 ...
  58. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2026 uludağ sözlük