Beni ondan soğutan şey aslında tek bir davranış değil, onun tutarsızlığı ve bunun bende yarattığı güvensizlik hissi; yani bir yandan ilgi gösterip sonra kaybolması, geri geldiğinde hiçbir açıklama yapmaması, benden ilgi beklerken kendisinin sorumluluk almaması ve beni yönlendirmeye çalışması birleşince zihninde “değer veriyor ama güvenemiyorum” duygusu oluşuyor ve bu da doğal olarak çekimin yanında içten içe uzaklaşma isteği yaratıyor.
Kırışık kıyafetle dışarı çıkmam, diş takıntım var; fırçalamadan duramam, beyaz dişli insanları ekstra sever, saygı duyarım. Kapıyı sessiz açar, kaparım. Çarpanları hiç sevmem. Belli bir saatten sonra yemek yemem aç olsam da. 15 yıldır aynı marka şampuan kullanıyorum, şampuan takıntım var.
insanlar sürekli kendini sorgular, doğruyu bilse bile yapamaz, melankoli ve tatminsizlik hakimdir, ilişkiler aceleye gelmez aksine bakış, ima ve sessizlikle ağır ağır gelişir, karakterler kusurlu ve çelişkilidir.
Erkekler aynı anda birbirinden haberi olacak dereceye gelene kadar çokça kadına mükemmel iltifatlar ederler. Dolayısıyla bunun herhangi bir önemi olduğunu düşünmüyorum.
yüzüme bakmasan da
yağmura düşürsen de
gözlerini
gözlerime bakmasan da ne kadar
o kadar aydınlığın
gökyüzüme uzanıyor
uykularımda nefesinin sıcaklığı o kadar
hangi akşam kapımı çalan
sen değilsin
sen değil misin gizli bir
kıvılcım gibi
gözbebeklerimde duran umutsuzlandığım her akşam senin rüzgârın almıyor mu
uğultulu yorgunluğumu
yoksulluğun eşiğinde kapaklandığım zaman
ellerimden sımsıkı tutmuyor mu senin
iyimserliğin?
Çok utangaç bir çocuktum, söz hakkı verildiğinde çok heyecanlanırdım. Okumayı yazmayı ilk öğrenen çocuktan hoşlanıyordum, bir tane de bana iyi davranan şişman bir çocuk vardı. Annesinin yaptığı börek, çörekten bana da ikram ederdi ama yemezdim. Çocuğu beğenmediğim için terslerdim sürekli.