Yaşama nedenleri çeşit çeşit olmakla birlikte günümüzde bir çok insan neden yaşadığını bulma sorusunu erteler. Bazen düşkün olduğu eğlencelere imkanı olduğu için orada kendini oyalar bazen imkanı olmadığı için anca geçim derdine düşer. Fakat bir şekilde insan elden ayaktan düşüp düşünmeye istemsizce mecbur kalana kadar bu soru üzerinde çok fazla kafa yormaz. Bir türlü tatmin duygusunu hissedemez ama bir gariplik var der yine de devam eder . Peki o garipliği bulmak istese ve oturup düşünecek olsa insan neden yaşar?
Onunla aynı şehirde olma vuslatı beni kendimden çok uzaklara fırlatır ve bitap düşürür
Ta ki; bu yorgunlukla şehirden gidilmez şehre gelinir ancak
Ve suretimle şehrin aynasında yüzleşirim
Öyle ki bu yüzleşme siler bütün suretleri
Ve ben, onunla hiç olmakta kavuşurum
Bir vuslat ki artık ne şehre hacet ne suretlere
Mekansız ve dipdiri bir kavuşmak
Testesteron+ hafiften çorap kokusu ama çok giyilmemiş orta şeker+ ter (çok ekşi değil, yeni bir ter)+ biri de hacı kolonyası ayarında ağır bir parfüm sıkmış uzaktan geliyo kokusu, pencere kapalı olduğu için havasız.
Paketli her şey. Bu tiplerin aldığı üç beş salatalıkta bile streç film vardır. Mandalinayı soyulmuş alma potansiyelleri yüksektir. Günlük hayattaki basit eylemleri gereksiz gördüklerinden her şeyin kolayına kaçmaya alışmış ve hayattan zevk almayı bırakmışlardır. Üç beş fazla verelim rahat edelim kafasındadırlar ama konfor başka hayatı doya doya yaşamak çok başka şeylerdir.
Çok çetrefilli bir kavramdır. Misal günümüzde neredeyse herkeste bir özgünlük mevcut iken aynı zamanda herkesin özgünlüğü birbirinin aynısı olmuş durumda. Bu durumda da özgünlük olmamış oluyor ama garip bir şekilde herkes özgün gibi de. Toplumca özgünleşmek yaramıyor demekki.
Yazarları bilemem ama bir insanın çevresi geniş, hele de birbirinden alakasız insanlardan müteşekkil ise yüksek ihtimal kişinin çizgisi yoktur. Geniş çevre hoştur ama her gelen dahil ediliyorsa boştur da.
Her ne kadar en dipte olmasam da oldukça dip bir yerlerde olduğumdan azıcık tarif edeceğim. Sürekli gerginlik, erkeklerde nasıl oluyor bilmiyorum ama tam manasıyla sabahtan akşama kadar ağlama, ölmemek için zorla yemek yemeye çalışma ama boğazından zehir gibi inmesi, geceleri gerginlikten zor uykuya dalma ve sabah erkenden ufacık seste uyanıp daha uyuyamama, gece gerginlikten titreme, yalnızlıktan kendi kendinize yaslanmanız ve türlü derbederlikler... Ama iyi yanı da var. içten içe bu kadar dibe battık artık yukarı çıkarız heralde diye düşünüyorsunuz.