Wingate (1964) ise kekemeliğin “standart” tanımında bu problemi üç bölümde ele almıştır. ilk bölümde evrensel olarak kabul gören kekemeliğin temel özelliklerini aktarırken, ikinci ve üçüncü bölümde ifade edilmesi gereken diğer özellikler tanımlanmıştır. Buna göre ses, hece ve sözcüklerin herhangi bir hecesinde istem dışı, işitilebilir ya da sessiz tekrar ve uzatmalarla tanımlanan, sıkça gözlenen ve kolayca kontrol edilemeyen sözel ifadelerin akıcılığındaki bozulmalardır. Bazen bu akıcılık bozukluklarına konuşma düzeneği, ilişkili ya da ilişkisiz vücut yapıları veya tekrarlanan konuşma ifadelerini de kapsayan ve konuşmayla ilişkili bir çaba görünümü veren ikincil davranışlar eşlik edebilmektedir. Ayrıca utanç, heyecan, gerginlik gibi bir duygusal durumun varlığından da sıklıkla bahsedilmektedir. Ayrıca, o dönemdeki kekemelikle ilgili kaynakların çevresel konuşma mekanizmasında bazı düzensizliklerden bahsettiklerini belirterek kekemelik anı hakkında daha ayrıntılı bilgi sunmaktadır. Kekemeliğin nedenleri temel alınarak yapılan tanımlamalar genel olarak psikolojik ve fizyolojik olarak yapılan tanımlamalar şeklinde sınıflandırılabilmektedir. Bu bağlamda Murphy (1986) kekemeliği psikolojik faktörlere dayandırarak bu sorunun temelde yaşanan anksiyete ve yetersizlik duygularının bir göstergesi olduğunu belirtmiştir. Benzer biçimde Brutten ve Shomaker (1986) ise koşullu bir olumsuz duygunun ortaya çıkarttığı bir durum olarak kekemeliği tanımlamıştır (akt. Çalkılıç, 1990).