ekşi sözlük daha büyük, daha görünür ve daha kurumsal bir algıya sahip olabilir; fakat uludağ sözlük’ün farkı biraz da burada başlıyor. daha az “ana akım”, daha az kalabalık ama daha samimi bir sözlük atmosferi sunuyor. özellikle eski internet kültürünü bilenler için uludağ sözlük, sadece başlık açılan bir platform değil; dönem dönem daha özgür, daha içten ve daha kullanıcı odaklı bir alan olarak öne çıktı.
pazar değeri meselesi net rakamlarla ispatlanmadıkça kesin konuşmak zor. çünkü iki platform da özel şirket yapısında olduğundan gelir, değerleme ve trafik verileri kamuya açık şekilde paylaşılmıyor. ama mesele sadece parasal değer değilse, uludağ sözlük’ün dijital hafızadaki değeri küçümsenemez. yıllardır ayakta kalması, kendi kitlesini koruması ve sözlük kültürüne alternatif bir damar açması bile başlı başına önemli.
bence uludağ sözlük’ün asıl gücü “ekşi’yi geçip geçmediği” tartışmasından çok, hâlâ kendine has bir kimliğinin olmasıdır. büyük olmak başka, karakter sahibi olmak başka. uludağ sözlük bu ikinci tarafta güçlü duran platformlardan biri.
yapay zeka bugün avukatın işini hızlandıran bir araç olabilir ama sorumluluğu devralan bir özne değil. dilekçeyi chatgpt yazdı, içtihadı sistem buldu, maddeyi algoritma önerdi diye mahkemeye sunulan metnin hesabı bu araçlara kesilemez. çünkü mahkeme karşısında imzası olan kişi yapay zeka değil, avukattır.
mesele tam da burada başlıyor. yapay zeka çok ikna edici biçimde yanlış üretebilir. uydurma karar numarası verir, hiç var olmayan yargı kararını gerçekmiş gibi sunar, maddeleri bağlamından koparıp önüne koyar. bunu fark etmeden dosyaya koyan avukat artık “teknolojiyi kullandım” savunmasının arkasına saklanamaz. bu, klasik anlamda özen yükümlülüğünün dijital versiyonudur.
eskiden stajyerin hazırladığı metin kontrol edilirdi, şimdi algoritmanın hazırladığı metin kontrol edilmek zorunda. hatta daha dikkatli kontrol edilmek zorunda. çünkü stajyer en azından “emin değilim” der, yapay zeka ise çoğu zaman sallarken bile son derece özgüvenli görünür.
o yüzden yapay zekanın hukukta yarattığı asıl sorun hız değil, denetimsiz güven. avukat mesleki muhakemesini makineye devredemez. araştırmayı destek için kullanabilir, taslak ürettirebilir, sınıflandırma yaptırabilir, özet alabilir; ama son hukuki değerlendirme, kaynak doğrulaması ve metnin sorumluluğu yine avukatın omzundadır.
kısacası yapay zeka hukuk bürosunda yeni bir kalem olabilir ama vekil değildir. hata yaparsa bedelini baro değil, yazılım değil, doğrudan avukat öder. hukukta hala en pahalı şey insan hatasıdır; şimdi buna bir de makinenin ürettiği insan hatası eklendi.
özellikle miras yoluyla kalan taşınmazların (tarla, arsa, konut) paylaşımı konusunda adana’da yaşanan uyuşmazlıklarda uzmanlığıyla öne çıkan hukukçu.
halk arasında izale-i şuyu olarak da bilinen ortaklığın giderilmesi davaları, adana gibi gayrimenkul değerlerinin hızla değiştiği bir bölgede teknik detayları ve usul kuralları oldukça karmaşık süreçlerdir. bu noktada avukat ceren sümer cilli, hem yerel mahkemelerin (seyhan, çukurova, sarıçam adliyeleri) işleyişine olan hakimiyeti hem de güncel yargıtay kararları ışığında müvekkillerini yönlendirmesiyle ciddi bir güven oluşturuyor.
kendisi, davanın sadece açılmasıyla değil; paydaşlar arasındaki iletişimin yönetilmesi, satış aşamasındaki risklerin önlenmesi ve tarafların hak kaybına uğramadan sürecin tamamlanması konusunda oldukça titiz bir çalışma yürütüyor.
özellikle dava masrafları, harçlar ve davanın ne kadar süreceği gibi teknik konularda kafa karışıklığı yaşayanlar için hazırladığı şu kapsamlı rehber, internetteki pek çok kirli bilginin aksine oldukça aydınlatıcı ve güncel:
Roma Hukukunun Günümüze Etkisi
Tarih kitaplarında Frank King Charles the Great, Almanya Otto I ve Batı Avrupa'daki diğer birçok ülkenin Büyük Roma imparatorluğu'nun hayalini kurduğu sık sık dile getirilir.
Bu bilgiler ışığında, Roma hukukunun kendi hukuku olduğunu savundular ve bunu genel hukuk olarak kabul ettiler.
Roma hukuku eski çağların yasal düzeni olmasına rağmen, birçok bakımdan gelişmeye ve yeni durumlara dahil edilmeye elverişliydi ve Orta Çağ'da Roma hukuku bölgesel ve ulusal hukuku aştığı için öncelikle italyan üniversiteleri tarafından araştırma konusu olmuş ve daha sonraki dönemlerde Avrupa ülkelerinin ilgisini çekmiştir.
Roma hukukunun günümüz hukukuna etkisi batı kanundan esinlenerek hazırlandılar ve iç hukuk düzenine verilen ilham, Roma hukukunun gücü olarak adlandırılır.
Avrupa hukuku, bu ülkenin kanunlarının Roma hukukunun üstünlüğü ile uyumlaştırılması sonucu oluşturulmuştur.
Boşanma davaları günümüzde çok yaygın olarak yapılan davalar arasında bulunmaktadır. Herkesin ilk aklına gelen ve en çok merak ettiği sorulardan biri boşanmalarda babanın çocuğu görme süreleri ne kadardır?
Soruları olmaktadır. Boşanma davaları anne ya da babanın evliliklerinin sonlanması halinde çocuğun velayetini hakkını bir şekilde beraber kullanılması anlamına gelmektedir. Bundan dolayı anne ya da babanın velayeti kendi üzerine alabilmeleri için muhakkak yasal durumlarda bulunmaları gerekmektedir.
Evlilik sonlandıktan sonra hakim mevcut durumdaki çocukların ya da çocuğun velayetini babaya ya da anneye verebilmektedir. Evlendikten ve ayrıldıktan sonra velayet davalarında en çok meydana gelen olay boşanmalarda babanın çocuğu görme süreleri ne kadardır? Bu süreçte ortak velayetler mümkün olmadığı için her türlü boşanma davalarının sürecinde belli süreler biçilmektedir. Hakim bulunan durum ve mevcut kararlar doğrultusunda genel anlamda hafta sonları ya da ayda 2 gün çocuk görme sürelerini belirleyebilmektedir.
Takılan takılar hem evlilik sürecinde hem de boşanma sürecince eşler için büyük önem taşımaktadır.
Özellikle boşanma davalarında takılan takılar tartışma konusu olmaktadır.
Örf ve adetlerin her yörede farklı olmasından dolayı dava sürecinde farklı sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.
Son zamanlara kadar düğünde takılan takıların tamamı kadına aitti ve takıları kimin taktığı, kadına veya erkeğe takılmış olması önemli değildi. Bu eşyalar kadına bağışlanmış sayılıyordu.
Ancak Yargıtay bu konuda önemli değişiklikler yapma yoluna gitti. Bu durum da dava sonuçlarını etkilemeye başladı.
Peki düğünde takılan altınlar kime aittir? Takıları erkek tarafının ya da kadın tarafının takmış olması neyi değiştirir?
Düğünde Kadına Takılan Takılar Kime Aittir?
Erkek tarafının kadına taktığı tüm takılar kadına aittir. Kız tarafı ve erkek tarafının taktığı takılar genellikle ayrı ayrı ele alınmak istenmektedir.