" bir yenilgi seç yerine kaybedeyim..
sen takma hiç, ben hallederim..."
kaybeden olduğunu kabullenmezsin zaten bırak ben kaybederim diyor sanırım şarkı veya ben öyle anlıyorum. Kafama takıldı tekrar tekrar başa sarıyor.
" anlatacak bir şey olmadı bugün
duvarlarla konuşmadık, ikimiz de çok yalnızdık"
bazı insanlarla sohbet etmek istemez canın, işte o insanlarla kurulmuş bir iletişim duvarlarla kurulmuş gibidir, yazık çok yalnızlık...
" anlat dinliyorum demedin bi kere bile
ağırlaşma ve kaygısızlık, kendime saygısızlık"
işte o bazıları dert de dinlemez saçma sapan bir dert yarıştırma huyları olur, takma yauuu sendeki de dert mi? esas saygısızlık böylelerine dert anlatmaya kalkmak veya böylelerine uyup kaygısız olma çabası, bu yüzden içinde birikenlerin ağırlaşması...
şarkı söylerken detone olduğum anlara kızıp ses eğitimi almaya karar vereceğim, sonra elalemin derdine çözüm bulmaya çalışırken baş ağrılarıyla boğuşup yine unutacağım.
o ona atlamış, bu buna zıplamış, bu buna zıplarken onun kocası bunu görmüş, sonra bina altlarından, bahçelerden, tandırlardan cesetler çıkıyor.
bundan daha farklı bir içerik şu an çok tutmuyor. çocukken magazin değeri yüksek olan olayların main karakterleri çıkarılırdı, sorular sorulurdu, sonra yeni şöhretler şarkı söylerdi, sunucular oynardı falan, saçmaydı evet ama bugünki programlara tercih ederim.
Birisi bayağı sıkıntılı oldu, evlendi kocasını aldatıp boşanmış evet o annelerin uzak durun dediği bir arkadaştı. Diğeri öğretmen oldu, evli, başka bir şehirde, instada bile ekli değil, görüşmüyoruz. Biri 1- 2 ay önce şehir merkezinde silahla vuruldu, öldü maalesef. Annem söylemese arkadaş olduğumuzu bile hatırlamazdım.
--spoiler--
Türkiye'de 28 Ekim 1927 tarihinde yapılan ilk genel nüfus sayımı sonuçlarına göre şehirlilik (il ve ilçe merkezi) oranı %24,2, kırsal (köy ve belde) nüfus oranı ise %75,8 idi.
--spoiler--
Bir millet düşün, dedesi köyden şehre gitmiş veya dedesinin köyü sonradan statü atlamış ama köylü kelimesini bir aşağılama olarak kullanıyor. Senin deden nereli zırto?
Karşı masada bir hanımefendi ile görüntülü konuşma yaptığını zannettiğim dayı astrolojiyi şöyle tanımlıyor; " yok jüpiter balığa atlamış, mars güneşe yan bakmış" ve hanımefendiye hobilerini değiştirmesini söylüyor.
Türkçe pop bizim çocukluğumuzda onun şarkılarıydı, arada demet akalınlar, hande yenerler... sanki biz olgunlaştıkça onun şarkıları da olgunlaştı, bir ağırlık kazandı, artık o slow pop yıldızı...
ilerde çocuklarıma biz manifest dinlerdik diyemeyeceğim, biz hadise dinlerdik yavrum, müzik derslerinde düm tek tek söyleyen arkadaşımız vardı bizim *
istismar edilmiş, ihmal edilmiş, kötü muamele görmüş veya ebeveynleri hayatta olduğu halde yetiştirme yurtlarında büyümüş birisiyse ok ama bunların dışındaysa gerçekten saçmalıyordur.
Merhaba ben claudian ailesi sözcüsü, biz son derece elit bir aile olduğumuz için sözlüğe evde giriyorsak robe de chambre giyiniyoruz ( evet robe de chambre hepimiz fransızca da biliyoruz ne var?!) dışarıda ise asla sözlüğe girmeyiz, başka işimiz gücümüz mü yok canıım.
Evet size iyi ve güzel sözlükler, iyileştirmiş kadın ve çocuk hakları bir de dünya barışı diliyorum, hoşça kalın.