adalet terazinizi doğru konumlandıramadığınızı gösterir. bazen de başkaları suçludur. bunu ben yapmamalıydım, bu bana yakışmadı vs şeklinde kendini eleştirebilir olmak güzel bir şeydir. ancak olaylarda kendinizi öldürecek kadar suçlamayın. azıcık şartlara, nedenlere falan bakmak bir aydınlanma yaşatabilir.
muhabbetin bittiği yer. ulan cilgincapkin2, sen ki 24 yaşında, kendi işinin sahibi, istanbul'da yaşayan bir beysin, "iyi bakalım" lafına bu kadar burulmaman lazım.
çok da efektif olmayan bir eski türk geleneği. nerede şehir planlama, nerede peyzaj, nerede kaynakların doğru kullanımı! belki de bu sebeple geri kaldık.
çocukken birkaç kere dedemin yanına gitmiş, muhabbetlere şahit olmuştum. korkunç bir yedi. yirmilerinde genç itler, yaşlı başlı adamlarla dalga geçiyordu. yaşlılar da gidecek başka yerleri olmadığından bunlara katlanıyordu. her masa bir diğerine her an salça olabilir, her muhabbet hararetlenebilir, ve masalardakiler kendi masalarına küsüp, diğer masalara kayabilir. toplumun cehaletinin sonuna kadar gözlemleyebileceğiniz bir yer orası.
çaylak olmuş kral. yazarlığın şanındandır, geçmiş olsun. don, atlet, sigara bırakıyorum gardiyana, ondan teslim alırsın. bazı zamanlarda kötülerle dövüşürken bizler de kötüler gibi oluruz, bu özümüzün kötü olduğunu göstermez. tekrar geçmiş olsun kral.
bebeyken kimse beni taşımak istemezmiş, herkes birbirine kitlermiş, dizlerimin oralar falan kat katmış dombililikten. sonuç olarak ileride o dombililik uzun boylu olmama sebep oldu diye tahmin ediyorum ama bilemiyorum da.
hepimiz öğrendiği üzere depresyondaki kişinin duşun altında ağlaması gerekir. ancak fakirseniz bunu maşrapayla yapmak zorunda kalabilirsiniz. işbu durum sizi iki katı depresif yapabilir.
yani hayaleti modern olacak. filmlerde falan hayaletli evlerin hayaletleri hep 1700-1800'lerden oluyor. kıyafetleri falan o zamana ait. düşünsene skinny kotuyla seni korkutmaya çalışan bir hayalet? olmuyor değil mi? ya da mesela altın rengi saatli, kısa kollu çizgili gömlekli ve göbekli bir dayı hayaleti? dayıyla oturur okey oynarsın.
Bir daha bara gittiğinizde görürsünüz! Ayakların yere değmediği, bacakların ayaklığa ya da boşluğa salındığı yerde, taburenin dolaşımı kötü etkilemesi olayı sonucu uyuşma.
içi pipi ve kukuyla boşaltılmış kavram. Yalan söylememek, hırsızlık yapmamak, dolandırıcı olmamak falan, bunlar hep namus işi. Kimin kimle seviştiği geri kalmış toplumlarda o kadar büyük problem ki, geri kalan her şey sıradan ve sorun olmaktan çok uzak. Sevişemeyen herkes, sevişen herkese öyle düşman ki, namusuna dil uzatıyor. Yaptığının da bir namussuzluk türü olduğunu fark da etmiyor.
Çaylak, yazar, moderatör falan gibi tanımları gördük ama, bu yeni sanırım. Bir yazarda gördüm. Bir de çaylakların yazdıkları da başlık altlarında görünmeye başlamış. Patron bir şeyler deniyor ama hayırlısı.
insanın oburluğunun göstergesi olgu. Çok ister, çok çabalar, ulaşınca bu muymuş olur. Belki hayatta her şey yoldur, ve kıymetli olan çabadır, belki bu sebeple varmaktan değil, yolculuktan keyif almak gerekir.
Aslında o hep öyleydi, sana öyle olduğunu göstermemişti, şimdi de değişmedi, olduğu şeyi gösterdi durumu. Ha ben değişime inanırım, geldik gidiyoruz aynı şeyiz fikri bana uymuyor.