Para benim için önemli. Hayatında hedefi, standardı ve vizyonu olmayan insanlarla aynı frekansta olamam. Sürekli mazeret üreten, kendini geliştirmek yerine bulunduğu yerde sayan, kalite ve başarı konusunda hiçbir iddiası olmayan insanlara ayıracak vaktim yok.
sabah gözünü açtığında yatağın üçte ikisi sarmanlar tarafından işgal edilmiştir. kalan üçte birlik kısım da onların tüylerinden oluşmaktadır.
mutfağa gidip kahvaltı hazırlamaya çalışır, biri masanın üstünden zeytini patisiyle yere atar, diğeri ekmeğin üzerine oturur, üçüncüsü hiçbir şey yapmadan köşeden bakıp bütün bunların sorumlusu gibi davranır.
evde üç kedi vardır ama kum kabı temizleme görevi nedense tek kişiliktir.
gece uyurken üç sarman sırayla göğsüne, bacağına ve kafasına yerleşir. insan hareket etmeye çalışırsa üçü birden aynı anda bakıp "nereye?" der gibi gözlerini kısar.
bir süre sonra insanın sosyal hayatı da biter. arkadaşları dışarı çağırır, "gelemem, kediler yalnız kalmasın" der. aslında kediler yalnız kalmaz. insan yalnız kalır.
en sonunda evde karar mekanizması tamamen değişir.
insan: "bugün koltuğu değiştirelim."
sarmanlardan biri koltuğa uzanır.
insan: "tamam, değiştirmiyoruz."
demokrasi böylece sona erer.
3 sarmanla yaşayan insan artık ev sahibi değil, kira ödemeden çalışan personeldir.
Tam bastonla vurduğu anda öyle bir bağırır ki takma dişleri füze gibi ağzından fırlar. Eğilip dişlerini almaya çalışırken beli tutulur, bastonu yana yuvarlanır, tam doğrulacakken bir de osurur kalır. O sırada dişler yerde, baston uzakta, yaşlı teyze çömelmiş vaziyette hayatını sorgularken ben gülmekten nefessiz kalırım.
bazı patronlar s*kemediği kadını işten çıkarıyor. ik da patronun yalakası ik ya söylüyorsun mobing var diye taciz ediyor diyorsun sen bu konuyu kapat diyor.
Almanya da şöyle adam bir fabrikanın bir bölümünü kaldıracak yada yıkıp yeniden yapacak.
olduğu haliyle hurdacıyı çağırıyor kaç para verirsin diyor en yüksek teklif edene 1 haftaya boşalt diye anlaşma yapıyor.
o alanda elektrik motoru, trafo,fan artık ne varsa çalışan adam alıyor. sonra çalışanları türkiye gibi ülkelerde 2. el diye satıyor. metal vs.. arka planda yan kazanç diye bakıyor asıl iş 2. el sanayi parçaları.
depo alıp içinden çıkanlarla kazanılan tv programına benziyor biraz.
mesele iş beğenmemek değil ki açlık sınırı yoksulluk sınırı enflasyon etkisiyle maaşı aşıyor. bakıyorsun ki ulaşım gıda giyim derken evde oturmak ya daha mantıklı çalışmaktan yada aldığın paradan istediğin gibi harcamalarını yapamadığın bir noktaya geliyor.
sonra çalışıp borç içinde yaşayacağıma çalışmam bişi almaya da uğraşmam noktasına geliyor iş değişikliği yapıyorsun.
bir de türk patronlar yıllık zam enflasyona ezdiriyor iş değiştirmek daha mantıklı oluyor o zamanda.
özellikle küçük şirketlerde çok yaygın plaza almış yürümüş holding değilse kesinlikle bu durum var patron kendini bir bok sanıyor. her şeyi çalışandan biliyor iş beğenmez çalışmaz filan denetler kendi kendine.
O kadar lükse kaçmasaydınız, bu duruma düşmezdiniz. kulanmayın.
Tabii ne olacak.. ölçüsüz, hesapsız, başıboş bir yaşam düzeyi.
mazot yakacak bir de utanmadan bak akp li dayı 15K ile yaşıyor şükür diyor.
siz şükretmiyorsunuz çıkar telefonunu......
Hem ne varmış mazot fiyatında gayet iyi almanyada mazot 2.17 euro türkiye de 1.4 euro türkei kıymetini bilin.
Öğretmen olsam eğitimde fırsat eşitliğini tamamen tersinden uygularım. Zenginlere "Siz yorulmayın." der, ödev bile vermem. Fakir öğrencilere ise ödev değil, ikinci bir tam zamanlı iş veririm.
Ödev kontrolünde de sadece 2-3 fakir öğrenciyi kaldırırım. Yapmışlarsa "Tamam, herkes yapmıştır." der geçerim. Yapmamışlarsa da "Demek ki sınıfın genel seviyesi bu." diye istatistik kasarım.
Kısacası, bazı sistemlerin mantığını sonuna kadar roleplay yapmış olurum hıh.