kıbrıslı zenon tarafından milattan önce 3. yüzyılın başlarında atina'da kurulan, insanın kontrol edemeyeceği dışsal olaylar karşısında sarsılmaz bir ruh dinginliği ve erdem geliştirmesini amaçlayan felsefe ekolü.
sözlük yazarlarının ya da beyaz yakalıların sandığı gibi "duygusuz bir taş gibi yaşama sanatı" değil, tam aksine duyguların kaynağını rasyonel bir süzgeçten geçirme disiplinidir. felsefenin merkezine epiktetosun o meşhur kontrol odağı teorisini koyar: hayatta başımıza gelenleri seçemeyiz, ancak onlara vereceğimiz tepkileri tamamen biz belirleriz. modern dünyanın her köşesinden fırlayan toksik olumlama furyasının aksine, stoacılık her an her şeyin berbat gidebileceğini ve günün sonunda hepimizin öleceğini masaya koyarak başlar işe. vizyonsuz bir karamsarlık değil, aksine insanı beklentilerin kölesi olmaktan kurtaran rasyonel bir kalkandır bu.
özellikle epiktetos, seneca ve marcus aurelius sacayağı üzerinden okunduğunda; otobüsün kaçmasından sevgilinin terk etmesine, hatta ülkenin ekonomik gidişatından kendi ölümünüze kadar her şeyi "kontrol edebileceklerim" ve "kontrol edemeyeceklerim" olarak ikiye ayırmayı öğretir. işin ironik kısmı, roma imparatoru aurelius da köle olarak doğan epiktetos da aynı felsefeyle hayatı göğüslemiştir. yani statünüzün ne olduğunun evrensel akıl karşısında hiçbir hükmü ve önemi yoktur.
günümüz insanının en büyük trajedisi olan anksiyete ve doyumsuzluk sarmalına ilaç niyetine sürülebilecek, insanı dışsal onay mekanizmalarının ve konfor alanının esiri olmaktan koruyan, entelektüel derinliği yüksek bir işletim sistemidir bu.