afedersiniz ama b*k gibi insanların, dilenci gibi dilendiği şey. şu sadakat dediğiniz şey insan için bir zincir değil. insanın hergün karar verdiği bir şey bu. insan kendisi karar verir kime, neye sadık olup olmayacağına. evcilleştirilmiş köpek arıyorsanız, pavlovun deneyini köpekler üzerinde deneyiniz lütfen.
heç beğenmediğim sözlük. hesabımı siliverdim. kıt beyinle, düşünmeden, klavye showmenliği yapan ergenusların ya da 55 yaş üstü cam fanusta büyümüş insancıkların sürekli saçma sapan foto attığı sözlük olduğu için ve sürekli o mükemmel ahlaklarından bahsederek eşcinsellere vs karşı yazılar yazdıkları için nefret ederek sildim hesabı. bedduam tutmuş. inşallah tarihin çöplüğüne gömülür.
evlenebilir dediğim erkektir. ama taş gibi olanları var. niye evlenemesin hem? ama zaten evlenmezler, maddi durumu da iyiyse zaten hayatı tespih yapar fit fit gezer.
içindeki edepsizliği ani bir patlamada volkan gibi püskürtecek olanların, dışarıya tatlış gözükmek için özellikle sosyal medyada, kamufulaj olarak her yerde ortaya koyduğu anlamsız söz.
birisi ben de bırakacağı izi düşünmeden, kötü bir iz bırakmak için inadına çırpınıyorsa eğer, hiç umrumda olmayan, yukardan aşağısı kasımpaşa dediğim iz'dir.
hiç rahat olamadığım sözlük. çok kaskatı kasılmış gibi hissediyorum kendimi. yazar olduğum halde başlıklara yazasım gelmiyor. askeriye gibi sözlük mübarek.
tecrübeli insandır. bitiyor, bitiyor. finish, the end oluyor. geçici bir şeye beyninde nöronlarıyla sürekli etkileşimde olan bir insanın, aşka inanması kadar saçma bir şey olamaz herhalde.
psk: hoş geldiniz, buyrun anlatın lütfen.
danışan: ımm.. şey.. pardon, ben aslında bilmiyorum.
psk: harika. ilk kez biri dürüst başladı. terapiye geçebiliriz ayol.
kendi ölümlülüğünün farkında olan bu yüzden de biyolojik hiçliği ile kozmik anlam arayışı arasında ömür boyu sıkışıp kalmaya mahkum olan trajik bir canlı.
aynı tek tanrıya el açan, ama o tanrının insanlıkla kurduğu bağı sırasıyla şeriat (musa), sevgi (isa) ve düzen (muhammed) üzerinden güncelleyip duran üç perdelik bir tevhit trajedisi. özünde, aynı kökten beslenen ama birbirini boğazlamaktan geri durmayan devasa bir dogmaların savaşı üçlüsü.
evren düzen kurmak için değil, kurulan her düzeni dağıtmak için işler. buna doğa yasası denilir. entropi ise aslında sistemin bozulması değil, düzenin zaten kalıcı olamayacağı gerçeğinin fiziksel ifadesidir.
teklif eder ama kapıyı aralık bırakmaz çünkü bilir ki ısrar, değeri büyütmez, sadece var olanı ucuzlatır ve kalmak hiçbir zaman pazarlıkla alınan bir şey değildir zaten.
insanın sadece bilinçten ibaret olmadığını anlatmaya çalışan psikiyatristtir. benim de çok sevdiğim bir psikyatristtir aynı zamanda. bugün günlük dilde kullanılan "içe dönük", "dışa dönük", "gölge kişilik", "arketip" ve "kolektif bilinçdışı" gibi kavramların büyük kısmı onun fikirlerinden doğmuştur.
freudun öğrencisiyken yollarını ayırmış, insanı yalnızca bastırılmış dürtülerle açıklamanın eksik olduğunu savunmuştur. ona göre insan bazen kendi içinde tanımadığı biriyle yaşar; hayatın önemli kısmı da o yabancıyla tanışma sürecidir.
dahi filozof bir gün bir kadını merdivenlerden itmiş. mahkeme, maddi ve manevi zarar için onu ömür boyu bakmakla yükümlü kılmış. kadın ölmüş. nefretçi başı kalkıp demiş ki: "kadın öldü ve eziyet bitti." böyle bir nefret işte.
annesiyle alakası yok bence. kadınların, erkeklerin aklını seksüel olarak kilitleyip kullandığını düşündüğü için veya katı gözlemle gördüğü için nefret ediyordu diye düşünüyorum. büyük nefretinin sebebi de buydu bence. belki annesi de aynı şeyleri yapmış olabilir, bilemeyeceğim.
ama adamın zeki bir filozof olduğunu, kitaplarını okuyan birinin nasıl derin ve doğru tespitler yaptığını bilen bilir.
hergün salak, enayi ve kolay lokma denilerek küçümsenmeye sebebiyet verecek durum. iyi insan olun ama kör ve saf insan olmayın. kötüye kötülükle karşılık vermek, gayet olması gereken bir şeydir ama incelikle olmalı. ahahah