hiç rahat olamadığım sözlük. çok kaskatı kasılmış gibi hissediyorum kendimi. yazar olduğum halde başlıklara yazasım gelmiyor. askeriye gibi sözlük mübarek.
tecrübeli insandır. bitiyor, bitiyor. finish, the end oluyor. geçici bir şeye beyninde nöronlarıyla sürekli etkileşimde olan bir insanın, aşka inanması kadar saçma bir şey olamaz herhalde.
psk: hoş geldiniz, buyrun anlatın lütfen.
danışan: ımm.. şey.. pardon, ben aslında bilmiyorum.
psk: harika. ilk kez biri dürüst başladı. terapiye geçebiliriz ayol.
kendi ölümlülüğünün farkında olan bu yüzden de biyolojik hiçliği ile kozmik anlam arayışı arasında ömür boyu sıkışıp kalmaya mahkum olan trajik bir canlı.
aynı tek tanrıya el açan, ama o tanrının insanlıkla kurduğu bağı sırasıyla şeriat (musa), sevgi (isa) ve düzen (muhammed) üzerinden güncelleyip duran üç perdelik bir tevhit trajedisi. özünde, aynı kökten beslenen ama birbirini boğazlamaktan geri durmayan devasa bir dogmaların savaşı üçlüsü.
evren düzen kurmak için değil, kurulan her düzeni dağıtmak için işler. buna doğa yasası denilir. entropi ise aslında sistemin bozulması değil, düzenin zaten kalıcı olamayacağı gerçeğinin fiziksel ifadesidir.
teklif eder ama kapıyı aralık bırakmaz çünkü bilir ki ısrar, değeri büyütmez, sadece var olanı ucuzlatır ve kalmak hiçbir zaman pazarlıkla alınan bir şey değildir zaten.
insanın sadece bilinçten ibaret olmadığını anlatmaya çalışan psikiyatristtir. benim de çok sevdiğim bir psikyatristtir aynı zamanda. bugün günlük dilde kullanılan "içe dönük", "dışa dönük", "gölge kişilik", "arketip" ve "kolektif bilinçdışı" gibi kavramların büyük kısmı onun fikirlerinden doğmuştur.
freudun öğrencisiyken yollarını ayırmış, insanı yalnızca bastırılmış dürtülerle açıklamanın eksik olduğunu savunmuştur. ona göre insan bazen kendi içinde tanımadığı biriyle yaşar; hayatın önemli kısmı da o yabancıyla tanışma sürecidir.
dahi filozof bir gün bir kadını merdivenlerden itmiş. mahkeme, maddi ve manevi zarar için onu ömür boyu bakmakla yükümlü kılmış. kadın ölmüş. nefretçi başı kalkıp demiş ki: "kadın öldü ve eziyet bitti." böyle bir nefret işte.
annesiyle alakası yok bence. kadınların, erkeklerin aklını seksüel olarak kilitleyip kullandığını düşündüğü için veya katı gözlemle gördüğü için nefret ediyordu diye düşünüyorum. büyük nefretinin sebebi de buydu bence. belki annesi de aynı şeyleri yapmış olabilir, bilemeyeceğim.
ama adamın zeki bir filozof olduğunu, kitaplarını okuyan birinin nasıl derin ve doğru tespitler yaptığını bilen bilir.
hergün salak, enayi ve kolay lokma denilerek küçümsenmeye sebebiyet verecek durum. iyi insan olun ama kör ve saf insan olmayın. kötüye kötülükle karşılık vermek, gayet olması gereken bir şeydir ama incelikle olmalı. ahahah
bilinmeyeni çözmekten çok belirsizliğe bir hikaye uydurup, insanın kendi iç sesini dışarıdan geliyormuş gibi dinlemesini sağlayan bir zırvamsı uyduruk masallar silsilesi.
toplumun bağırsaklarını ortaya döken program. hiç izlemedim ama izleyenlerin bunu gerçekten zevkle izleyerek, keyif aldığını gördüm. kafayı yemiş bir milletiz. kaostan beslenmeyi ve içten içe kaosa, iğrençliğe mutlu olmayı seven kötü bir toplumuz.
iki insanın birbirini sevmekten çok, yalnız kalma ihtimaline karşı imzaladığı süresi belli olmayan bir karşılıklı hapishanede yaşam sözleşmesidir. günümüze uygun değildir.
aynı masada hem "ben inanmıyorum" hem "bizim evde cuma temizliği var" cümlelerinin çarpışıp kimsenin kimseyi gerçekten ikna edemediği, seküler erkeğin çok yakın bir zamanda mefta olarak cuma günü selası okunabileceği ilişki türü.