ALLAH (c.c.) diyor ki;
O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. ilimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. (ali imran 7)
tamamı çok önemlidir yalnız şu kısım gerçekten bugünkü müslümanları çok iyi anlatıyor;
Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler.
eğer siz şeriat için yok efendim hırsızın kolu kesiliyor da yok efendim kadının değeri yokta bla bla..
işte bu çok büyük bir hatadır. kadın hiç bir sistemde ideolojide bu kadar değerli değildir. tabi değer anlayışınız barlarda, orda burda özgür sikişmek değilse!!
sorgulamak bana düşmez yalnız şeriat ın akla aykırı hiç bir kuralı yoktur. herşey bir düzen içinde bu da toplumsal bozuklukları önlemede en büyük kozdur.
allah şeriat ın uygulandığı bir toplumu görmemizi nasip etsin. amin
4 halife döneminden beri hiç kimsenin uygulamayı beceremediği sistem. örneğin suudi arabistanı ele alalım. bugün şeriat ile yönetilen suudi arabistan, siyonist düzenin en büyük gücü olan amerika ile olan bağlarını hiç bir ülke ile güçlendirmemiştir her halde. o arap orospu çocuğu şeyhler şıhlar amerikaya petrol satacağım diye değil anasını, allahı bile böyle satarlar. sonra şeriat kötü bir sistem gibi gözükür dışarıdan. şu anda şeriatın ne olduğunu kimse bilemez çünkü kimse görmedi. bunu gerçekten görmek için 4 halife dönemine dönmek gerekir, günümüzde şeriat ile yönetildiğini iddia eden ülkelere bakmak değil çünkü allaha en çok şirk koşan ülkeler bunlardır.
şeriat dediğimiz sistem aslında merhametli bir annenin çocuğuna davranışı gibidir. bir kaç örnek vereyim...
şeriata göre hırsızların elleri kesilir dimi ? öyle değil işte...
ilk hırsızlıkta, uyarılır.
ikinci hırsızlıkta, sürgüne gönderilir.
üçüncü hırsızlıkta, uvzularından birisi kesilir.
ancak bu üç aşamada da eşyası malı çalınan kişinin hırsızı affetme hakkı vardır.
hatta bir not daha.hırsızlık yapan kişi. yakalanmadan suçunu itiraf eder ve yaptığı hırsızlığın bedelini öderse gene cezası affedilir.
yer yüzünde şu anda mutlak şeriatı uygulayan bir ülke olmadığı için. şeriat denildiğinde tüylerimiz diken diken oluyor genelde.
aklımıza doğrudan 4 kadın almak, uvzuların kesilmesi, recm, kadın erkek eşitsizliği dahil pek çok şey geliyor. ancak hiç biri görüldüğü gibi uygulanmıyor. bir örnek daha vereyim...
elin çocuğu gitti benim oğlumu öldürdü diyelim (Allah korusun)
şeriatta kısasa kısas vardır. yani ben benim oğlumu öldüren çocuğun canının alınmasını isteyebilirim. ama nasıl ?
bunun için hem benim hemde eşimin rızası olması gerekiyor. birimizin bile rızası olmazsa işlem gerçekleştirilemez.
eğer ben ve eşim hayatta değilsek, kardeşleri karar verir.
iş bununlada bitmiyor.
bulunduğum şehirde o şehrin güvenilir kişilerinden oluşan bir heyet kuruluyor. bu heyet iki ailenin arasını bulmak için uğraşır. yani bizim kısas istemememiz için yoğun çaba sarf eder. tüm bunlara rağmen ben ve eşim kısas istiyorsak. can alınır...
şimdi soruyorum size...
hırsızlığın cezası bu kadar sert olsaydı. ölümün cezası ölüm olsaydı.
sizce siyasetçiler bu kadar hırsızlık yapabilirlermiydi ?
magandalar her önüne geleni öldürebilirlermiydi ? (bkz: münevver karabulut)
şeriatta verilen cezalar bireye değil, topluma verilir. yani verilen ceza bireye verilse bile topluma "eğer böyle yaparsan seninde başına gelecek bu" mesajı verilir...
bide son olarak. şeriata göre haksız yere birisi size bir tokat attıysa,
mahkemeye başvurursanız. o kişiye iki tokat atma hakkına sahip olursunuz.
1.tokat, size vurduğu için
2.tokat onu cezalandırmak için.
islamiyette bir kaide var... " siz nasıl olursanız sizin idarecileriniz de öyle olur. nasılsanız öyle idare edilirsiniz (keşfül- hafa, 2:311)"
bu bir hadis-i şerif'tir. buradan yola çıkarsak kusuru kendimizde aramalıyız yöneticilerde değil.
ayrıca toplum komple terbiye olmaz. bireyler kendilerini terbiye eder. topluma terbiye dayatmak zulümdür.
bu sebeple önce kendimiz ve ailemizden başlamalıyız. aileler ise birbirlerini örnek alırlar ve ahkam-ı şer'iyeye göre yönetilmek isteyenler artar. bu şekilde şeriat gelebilir.
osmanlı devletinde barışı, huzuru, adaleti sağlamıştır. Bundan dolayı Osmanlı, "bir isyan çıksa ancak 3 ayda ulaşılabilecek" toprakları yüzyıllarca kolayca yönetmiştir.
terim anlamıyla kavramsal manası farklı olan cıss kelime..
günümüzde anlaşılan ve tekabül ettiği mana, genelde; islam hukuku ve bu manada anlamayanlar tarafından ifade edildiği şekliyle gericilik gibi iki zıt anlama denk gelir.
şeriat yaklaşık yüzyıl öncesine kadar adalet ve doğru yönetim anlamına karşılık gelirdi zira 31 mart ayaklanmasını yapanların ağızlarındaki sloganlar ''şeriat isterük'' şeklindeydi. zaten şeriatla yönetilen bir devlette insanlar neden şeriat istesinler ki??
normal şartlarda uygulanabilirlik ve uygulandığı takdirde insan fıtratına en uygun kurallar ve emirler bütünü.
uygulayabilmek karakterli meziyetleri gerektirdiğinden ya çok eleştirilip itilmiş veya yapılamayacağı düşünülüp ütopya addedilmiş. uygulanan sistemlere bakılarak notu verilmeye kalkıldığında zaten şeriat anlaşılamaz örneğin iran. yönetim biçiminin daha da üstünde bir sistemdir. ilk 4 halifenin seçilmesi demokratik bir seçim iken ta o zamanlardan, bu halifelerin her birisi ilk müslümanlar yani şeriat hükümlerinin en köklü savunucularıdır.
kısacası şeriat din hükümlerini direk uygulamaktan ziyade din hüküm ve vecibelerine direk müdahele ve zarar verecek kanun ve yasaları egale etmektedir. bu zaten bir dini ve inancı paylaşan bir toplum için kötü bir durum olmasa gerek .
bundan 10 yıl önce de şeriat gelecek diyorlardı.
bu adamın nasıl bir zihniyette olduğunu biliyorsunuz zaten. ama emin olun, şeriat denen o şey türkiye'nin yanından bile geçemez. korkmayın yani, bir şey olmayacak. olmadı.
islam hukukuna verilen ad.
Kemalistlerin, Atatürkçülerin 20 yıldır geliyor dediği, bir türlü gelmeyen ve gelmediği içinde kendilerinin mücadele ettiğini zannederler. halbüki alakası yoktur. Madem ordu recep tayyip erdoğanın elinde, madem anayasa mahkemesi onun elinde, maden yargı onun elinde, madem türkiyedeki bütün kurumlar onun elinde, türkiyenin yarısının oyunu almış peki hala neden gelmedi bu şeriat? kim engel oluyor? Kemalistler anıtkabire gidip atatürke recep tayyip erdoğanı şikayet ettikleri için, atatürkün ruhu recep tayyip erdoğanın yanına geliyorda onumu tehtid ediyor yoksa? kimse şeriat falan getirmeye çalışmıyorda türkiyedeki rant kapıları kapanmaya başladığında kemalistlerin büyükleri olan şahısların ısıtıp ısıtıp fırına sürdükleri ve piyasaya sürerkende kendine kemalist diye hitap eden kişileri kullanmalarındanmı kaynaklanıyor? yok garanti kemalistler mücadele ediyorlardır.