Şemsiyenin geçmişi aslında sandığımızdan çok daha eskilere, yaklaşık 4000 yıl öncesine, Mezopotamya, Antik Mısır ve Çin'e kadar uzanıyor. Üstelik ilk çıkış amacı yağmurdan korunmak değil, tamamen güneşten kaçınmaktı. Hatta kelime kökeni olarak Arapça şems yani güneş kelimesinden türemiştir. Antik dönemlerde şemsiye kullanmak bir lüks ve asalet göstergesiydi; sadece krallar, din adamları ve soylular başkalarının tuttuğu şemsiyeler altında yürürdü.
Şemsiyeyi ilk kez su geçirmez hale getirip yağmura karşı kullananlar ise Çinliler oldu. Kağıt şemsiyeleri balmumu ve reçineyle kaplayarak bugünkü işlevine kavuşturdular. Avrupa'ya gelmesi ve yaygınlaşması ise epey zaman aldı. ilk başlarda sadece kadınların kullandığı bir aksesuar olarak görülen şemsiyeyi, 18. yüzyılda ingiliz gezgin Jonas Hanway inatla Londra sokaklarında yağmurda taşımaya başlayarak erkekler arasında da popüler hale getirdi. Bugün ise sadece ani bastıran yağmurlarda köşe başındaki seyyar satıcılardan kaptığımız, rüzgarda ters dönünce çöpe attığımız en sıradan günlük eşyalardan biri.
daha önce de yazdım: güneşlik anlamındadır ancak yağmurda açılır. bu nedenle yağmurluk demek gerekir, ancak bu kez de yağmurluğa yeni bir isim bulmak gerekir.
pek sağlam değilse aşırı rüzgar, fırtına sonucunda bozulup çubukları çıkabilen, ıslanmamaya yarayan bir alet ancak çok rüzgarlıysa hava hiç açmamak daha iyi bence.
Kucuklugumden beri ilk defa bugun kullandigim alet.
Kendimi uskudar a gideriken aldi da bir yagmur gibi hissedip semsiyeyi dondurmeye basladim elimden aldilar.
Nerden başlayacağımı bilemiyorum herşey çok ani gerçekleşmişti. Bir güz sabahı hafif yağmur çiseliyordu ben de her ogrenci gibi okula gidecektim. Gene kahvaltımı yolda yapıyordum ayakta yiyordum yani neyse şemsiyemi elime aldım rüzgarda bir hayli esiyordu hani usulca emniyetini çözdüm ve düğmesine basıp açtım herşey buraya kadar çok iyiydi ta ki o amk. kamyoncu gelene kadar su birikintisinden geçince şemsiyeye gerek kalmadığını anlamak çok zor olmadı. Şemsiyeyle mal gibi orda kalmıştım artık. Derse de geç kaldım. Öylece kampüste bekledim. Hayatımın en zor zamanlarıydı.
Bu tür havalarda kontrolü, hırçın bir köpeği tasmasından tutmakla eşdeğer olan tente.
Döngüsü vardır; yağmur birden bastırır ve siz yol kenarında şemsiye satan bi adam görüp şemsiye alırsınız. iki gün sonraya şemsiye dayanmaz, yağmur birden bastırır ve siz yol kenarında şemsiye sat...