-k. olga dan hoslanıyordu. neşeli ve saf bir kızdı.
..
-k. amena ya da alıcı gozuyle baktı. amena kotu huylu bir kızdı. yine de.
..
-freda artık k. yı sevmiyordu. son derece doğal bir şekilde sevdigi adamla yan yana oturdu.
şato denince akla gelen ilk şey, kafka'nın aynı adlı romanıdır. fakat gerçek hayatta, özellikle avrupa'da, bu yapılar feodal dönemin somut birer simgesidir. benim için şato, bir yalnızlık ve otorite sembolüdür; içinde ne kadar gösterişli olursa olsun, soğuk taş duvarlarıyla insanı düşündürür. malum, fransızcası 'chateau' olan bu kelime, dilimize farklı bir telaffuzla yerleşmiş.