diğer meslek türleri gibi zor olan bir meslektir. işini severek yapıyorsan, tüm öğrencilerin ve öğretmen arkadaşların tümü olmasa da büyük çoğunluğu sizden memnun ise ne mutlu size.
dünyanın en kıymetli işi olmasına karşın ülkemizdeki en boktan müessesedir.
ben öğretmen değilim, ama bu işe pek de uzak olmayan biriyim.
ülkemizde eğitim sistemi hiçbir şekilde sağlıklı yürümüyor.
eğer eğitilmesi planlanan insanın seviyesi öğretmenin seviyesinin çok altındaysa veya bir çocuk ise işler kolaylıkla çığırından çıkabiliyor.
bu noktada öğretmenin hazırlıklı olması da yeterli olmuyor.
bu sebeple bir insanın, yabancı bir insanı düzgün şekilde eğitebilmesi için mutlaka öğrenci ile öğretmeni uzlaştıracak bir hukuk, güveni sağlamak için gidilecek yolu gösterecek bir harita ve dengeyi sağlayacak bir aracı gerekiyor.
şans yardım etmezse; ülkemizde bunlar sağlanamıyor.
hatta öğrenci ile öğretmeni uzlaştıracak hukuk bizzat öğretmen tarafından çiğneniyor, gidilecek yolu gösteren harita öğrenciden gizleniyor, dengeyi sağlaması gereken aracılar menfaat için dengeyi bozuyor.
asıl ilginç olan, insanların büyük çoğunluğunun zarar gördüklerinin farkına varmadan bu durumdan memnun olması.
hem bu durumdan memnunlar, hem de bu durumun devam etmesi için ellerinden geleni yapıyorlar.
gücü temsil eden unvanları elinde tutana yaranmak amaç olmuş durumda.
bütün bir ülke stockholm sendromuna yakalanmış.
Angut kafalı, sen lise 3 e giden babasını kaybetmiş çocuğa "senin baban ne iş yapıyor" diye sorup, ve ısrar ediyorsan o çocuk sana restte çeker, arabana da zarar verir seni de öğretmen olarak görmez.
Geçen derste çok sert bir dille ansiklopedinin nee olduğunu bilmeyen öğrencilerime “önümüzdeki hafta herkes bir ansiklopediye temas edecek rastgele bir sayfa açacak ve karşısına çıkan konu her ne olursa olsun yaZacak ve sınıfta kağıtları bana verecek” dedim o kadar güzel şeyler geldi ki. Bu cehaleti böyle böyle yeneceğiz.