öyle bir an gelir kendini o kadar eksik hissedersin , mutsuz olmamak için nedenin yokken mutsuz olursun .anlarsın işte o zaman özlediğini kokusunu , gülüşünü , ona sarılmayı ,bakışını özlersin ...
en dermanı bulunamamış hali, bir insanı değil, o insanla geçmişini özlemektir. Dilersen on sene sonra bir anda dank edip de ikinize, büyük bir sevgiyle tam da aynı anda aynı yerde olmayı başarın. Dilersen başarırsın. Ama sanma ki o günlerdeki o mutluluk, o duygu tam da aynı şekilde seninle olacak.
özlemek bir bakıma öğrenmektir. sabretmeyi,beklemeyi en önemlisi de gerçek bir aşık olmayı öğretir. özlemek kimine göre kötü olsa da güzel birşeydir çünkü biliyorsundur ki özlenen kişi geldiğinde ona kavuştuğun andaki mutluluğu çok az şeyde bulabilirsin.
özlediğiniz uzaktaysa üzücüdür, düşündürücüdür ama eğer bir de burnunuzun dibindeyse ve özlüyorsanız, o zaman daha üzücüdür. daha kötü tarafı üzüldüğünüzü de göstermezsiniz ona çünkü; burnunuzun dibindedir.
aklima hep cemal sureya'nin "ozlemek; olmekten sadece iki harf fazla be cocuk" dizeleri geliyor. bazen ne kadar hakli oldugunu dusunmeden edemiyor insan.
bu duygu insana aldığı her nefesi işkence haline getirir. insanı nefes alamaz hale getirir. nefes aldıkça can acır, can acıdıkça nefes alamaz insan. sonsuz döngüye girmiştir artık.