Soluk alıp vermemek kadar gerçek, çünkü artık soluk alıp vermemek. Akan hayattan elini eteğini çekmek. Aslında en basiti çünkü artık hiç bi eylemin faili olmama/olamama durumu. Tanımı kendi içinde bi yokluk, yoksunluk barındırıyor. Artık bu dünyada gülememek, gezememek, sevinememek, eğlenememek, özleyememek, kızamamak, ağlayamamak, bağıramamak... yaşayamamak. Aslında en basiti di mi? Dur ve kal. Hakkında canlıların çok konuştuğu ama hiç anlamadığı bi gerçek ölüm. Çünkü en değerlilerinden biri ölmeden ve öldükten sonra bile insan ölüme bambaşka bakıyor. Acaba kendisi ölünce nasıl bakacak ölüme.
cennet , cehenneme inanmıyorum öldükten sonra ruhumuz başka bir bedende can buluyor , geçmişi falan hatırlamayacak şekilde , önceki yaşamında iyi bir insan olduysan , yeni hayatında iyi oluyor sen yön veriyorsun nasıl biteceğine , eğer kötü bir insan olduysan kötü zor bir yaşam seni bekliyor diye düşünüyorum.
misal kötü yaşam dedim , 3 çocuğunuz var çocuklarınıza yemek,mama alamayacak durumdasınız bence cehennemde yanmak bile bir babamın o anki acısının yanından geçemez.
Yasamın ta kendisidir ve her gün bir öncekinden daha ölüyüzdür...
çünkü yaşam dediğimiz şey bir ölme halidir, ve bu süreç bittiğinde herkes kendi ölümünü tamamlar ve yaşamını bitirmiş olur. bunu bir bardaktan diğerine boşaltılan suyun hareketiyle açıklamak da mümkündür, boşalan bardak yaşamınızdır dolan bardaksa ölümünüz, biri tamamlanırken diğeri bitiyordur...
ama bazen bardaklardan biri kırılıverir ve yaşamınızı seyrederken insanlar, ölümünüzü algılayamaz olurlar, veya ölümünüzü seyredip yaşamınızı unutuverirler...hepsi bu mu? emin değilim ve ama o bardaktan ötekine geçmekse şu "zaman" denen şeyin bize emrettiği bu durumda bize akmak düşer başkalarının boşalan bardaklarına...
hayat sana doğmak için bir fırsat verir doğarsın büyürsün ve sana sunduğu hayatı yaşarsın sonra yaş ilerledikçe hayatın o dikenli yollarında ayakta durmak için çabalarsın evlenirsin çocukların olur git gide yaşlanırsın hastalıklar alır başını gider ve zaman geçtikçe sana biçilen o hayatın son ucuna gelip ruhunu teslim edersin....
Farzetki sen lego parçalarından yapılmış bir insansın, bütün parçaların sökülüp senden çıkan lego parçaları baska bir şeyin yapılımında kullanılıyor. işte onun gibi sende öldükten sonraki geridönüşüm sürecinde seni olusturan elementlere ayrılıp baska bir varlığın bedeninde var olacaksın, böyle sürüp gidecek.
olmak ya da olmamak,
işte bütün mesele bu.
düşüncelerin katlanması mı daha iyi, zalim kaderin oklarına, yumruklarına.
yoksa bela denizlerine atılıp bir dur yeter demesi mi?
ölmek uyumak sadece hepsi bu kadar.
yalnızca uyumakla bitebilir bütün acılar yüreğin ve kahırları insanoğlunun.
"Karun'un 40 bin planı vardı kafasında ve mallarının sadece anahtarlarını taşımak için görevlendirdiği onlarca deve evet 40 bin planla gömerler adamı"
-hayalhanem-.