ölüm

entry4204 ↑ galeri138 ses3
    453.
  1. her ölüm erkendir. ve her ölünün nabzı yaşadığından daha hızlı atar. yaşadığınız dünyada bedeninizi terk edip hiçbirimizin tadamadığı başka bir mekanda ruha dönüşmektir, belki yeniden dünyaya gelmektir. hiçbirimiz bilemeyiz ki...

    kaç defa öldüm bilmiyorum
    ve kaç defa dirildim kendi topraklarımda
    tuzum karıştı toprağın derinliklerine
    ve susuzluğumu giderdim gölgelerinde
    kaç defa ölmeli anlamak için
    özellikle nefesin kıymetini...
    ölme...
    bugün değil...
    3 ...
  2. 452.
  3. adaletsiz dünyadan adaletli dünyaya transfer olmaktır.
    3 ...
  4. 451.
  5. "mezar taşlarının üzerine dökülen en acı gözyaşlarının nedeni; söylenmemiş sözler ya da tamamlanmamış işlerdir." *
    2 ...
  6. 450.
  7. bugün ilk kez tattım ölümün acısını...
    ilk kez bu kadar yakınımdan biri hayata gözlerini kapadı...
    yine ilk kez cenazeye gittim... o tabuttan çıkan kişinin açılan yüzünü görünceye kadar inanmıyorsunuz öldüğüne, ama o an anlıyorsunuz işte...
    o kadar acı ki... hani elinizi kestiğiniz an acımaz ama sonra günlerce canınızı yakar ya... öyle bir şey. o ilk an öyle bir şok ki... sonrasında gelen acı öyle büyük ki...
    etrafınızda ağlayan koca koca adamlar, bağıra çağıra ağlayan kadınlar... gözlerinizden farkında bile olmadan süzülen yaşlar... ve kafanızda anılar... o kadar kötü ki, anlatılmaz yaşanır diyorlar ya, aynen öyle...
    ölüm, yeni bir hayata başlangıç bile olsa, çok acı... nasıl doğan bir bebeğe tüm kalbimizle seviniyorsak, ölen bir insana da tüm benliğimizle üzülüyoruz, hele de en yakınlarınızdan biriyse...
    5 ...
  8. 449.
  9. yeni bir başlangıçtır. zira doğarken bile anne karnındaki hayatımız bitmiyor mu?
    3 ...
  10. 448.
  11. hepimiz ölümü fani vücudumuzun toprağa karışıp bu dünyadan terk-i diyar etmesi olarak biliriz. peki sadece ölüm bu mudur? insan yaşarken de ölmez mi?

    yukarıda belirtilen bu soruları sanırım şöyle cevaplayabiliriz. kimi zaman insan fiziksel olarak yaşarken de ruhu ölebilir. aşk acıları, kalp kırıklıkları, terkedilişler, reddedilişler gibi bazı nedenlerden dolayı insan yaşarken de bu hayatta ruhu terk-i diyar edebilir. kişinin ruhu bu dünyadan çekip gittiğinde evet o insan görebilir, konuşabilir, yürüyebilir ve bir şekilde fiziksel olarak hayatına devam edebilir ama onun ruhu gitmiştir artık o sadece bomboş bir varlıktır. ruhu çekip giden bir insanın artık kalbi de yoktur ki. kalbimiz yani bize yaşam gücü veren varlığımız ruh olmadan mevcudiyetini belki fiziksel olarak devam ettirebilir ama ruhu olmayan bir kalp sadece sert bir taş kütlesinden farksızdır. ve gözlerimiz, kişiyi dış dünyaya tanıtan ve parıltısıyla yaşam gücümüzü, hayata bağlanışımızı gösteren varlığımız. ruhu ölen bir insanda hayata bağlanış, o gözlerindeki yaşam sevinci, o parıltı yer alamaz ki. o gözler sadece görme işlevini yerine getiren dünyaya boş ve ışıksız bakan birer organdır.

    yaşarken ruhu ölen insanlar ölümü bir anlamda bu dünyada tatmışlardır. onlar evet yaşarlar ama bir şarkının sözlerinde "yaşıyorum öylesine" denildiği gibi onlar yaşarlar öylesine...
    3 ...
  12. 447.
  13. mevlananın büyük kavuşma olarak nitelendirdiği sondur.
    3 ...
  14. 446.
  15. 445.
  16. sonu başlangıç kılan, çoğumuz için tehlike arz eden çizgi.
    3 ...
  17. 444.
  18. çok sevdiğin birini kaybettiğinde üzülümektir kimi zaman.
    4 ...
  19. 443.
  20. Ölüm güzel şey,budur perde ardında haber
    Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber ?
    (N.F.K)
    4 ...
  21. 442.
  22. 441.
  23. ölüm her aklına geldiğinde
    ah edip vah edip inleme
    bu halinle tanrıyı incitmiş olacaksın
    ecel kapını çaldığı zaman
    evi telaşa verme
    o geldiği zaman
    sen gitmiş olacaksın
    (bkz: ölüm dörtlüğü)
    3 ...
  24. 440.
  25. hayatın yaşı ve sebebi ne olursa olsun acı gerçeği.
    3 ...
  26. 439.
  27. o dan sonra ö
    k den sonra l
    u dan sonra ü
    l den sonra m

    evet okul ölümdür. tabi bazıları için.
    6 ...
  28. 438.
  29. bugün artık kimse ölümcül hakikatlerden ölmüyor; çok fazla panzehir var.

    nietzsche
    2 ...
  30. 437.
  31. yeni bir başlangıç.

    barış manço abimizden bir alıntı.

    ölum insanın bedenini toprağa girmesi değildir. Hala adı anılıyorsa ölmemiştir.
    6 ...
  32. 436.
  33. Soğuk bir toprak.

    ----

    Ne yani artık ben sizin eve geldiğimde sen olmayacak mısın? Sana sarılmak istediğimde sarılamayacak mıyım?

    Annemle konuştum.Artık yayla çorbasını senin yaptığın gibi yapmayacak. O zaman çocukluğumu hatırlıyorum çünkü.Sen,ben,dedem oturmuşuz yemek yiyoruz.Ben yine o meşhur pembe sandalyemdeyim.Anneanne diyorum aşure yok mu? Sen daha zamanı gelmedi Ayşam diyorsun.içimi sevgin,sevginiz kaplıyor dalga dalga.Hafta sonları eve gitmeye can atsamda eve gidince özlüyorum sizi.Sizin eve gidince Tokatlı eve gelince karışık birşeyler oluyorum.Çocukluğumu yaşıyorum Nurtepe'nin devrim kokulu sokaklarında.işte bir çorba bunları anımsattı bana.Çorbanın yanık nane kokusu.

    Artık size geldiğimde elini öpmek için aldığımda sende benim elimi öpmek için yakalamaya çalışmayacaksın muzipçe.Ya da babam elini öptüğünde dede ellim diyemeyeceksin ona.Senin ellerin kalem tutmuş ondan böyle yumuşak da demeyeceksin.

    Parkta her zaman oturduğun yere baktım.Yerinde yaşlı bir teyze vardı.Öpmek istedim onu.Onun yerinde senin olduğunu hayal ederek.Anneanne nasılsın demek istedim.Ama olmadı.Gözyaşlarım yine yerlerinde duramadılar.Ve ben ilk defa Nurtepe'nin o meşhur caddesini ağlayarak yürüdüm.

    Kendinizi herşeye hazırlayın demişti doktorlar.Hazır değilmişim hiç birşeye.Daha 2 ay önce bana sarılışını,gülüşünü hatırlayınca ağlıyorum yine.Babam ağlama ağlarsan ninemiz de ağlar.Gözyaşları yağmur olur demişti.Ağlamak istemiyorum ama olmuyor işte.

    Bayram olmasın artık diyorum içten içe.Çünkü bayramlar senin bize emekli maaşşından zorlukla artırdığın 1 tl olmadan anlamsız.Yaptığın dolmalar,hele o yayla çorban olmasa daha da anlamsız.

    Annem geçen gün papatyalarım dedi idille bana.Bize hiç böyle seslenmemişti.Sordum nerden aklına geldi diye.Sen bize prenseslerin derdin dedim.Oysa sen de onunla teyzeme öyle seslenirmişsin "Papatyalarım".Sen bana hiç papatyam demedin belki ama... Her Ayşe Gülenim dediğinde Dünyanın mutlu insanlarından olurdum.idilin tedavisi nasıl gidiyor diye sorduğunda sana idilimiz iyileşti diyebilmeyi öyle isterdim ki.Ama hiç diyemedim.En son hastanede teyzem söylemiş sana idil iyileşti diye.Ağzında hortumlar varmış.Anne sevindiysen elimi sık demiş öyle bir sıkmışsın ki elini,hasta bir insandan beklenmeyecek bir kuvvetle.

    Ne desem bilmiyorum öyle çok şey var ki yazacak.En iyisi şöyle diyeyim.

    "Anneannem sen hep yanımdasın."

    ----
    3 ...
  34. 435.
  35. her yönüyle incelendiğinde en önemli fonksiyonu hayatı değerli kılmasıdır.
    3 ...
  36. 434.
  37. insanların en çok bastırdıkları olaydır... her insan ölür ama bunu düşünmek istemez...
    3 ...
  38. 433.
  39. eğer sevdiğiniz biriyse ölen, hayata daha katı yaklasırsınız, artık ne okulda aldıgınız kötü not, ne insanların karmaşası, ne sevgilisinden ayrılan insanlarin üzüntüleri, ne arkadaslarınızla geçirdiginiz problemler, ne ailevi meseleler size zor gelir. daha sahte gülersiniz dünyaya. mecbursunuzdur gülmeye, mecbursunuzdur nefes almaya devam etmeye. nasılsa bir gün sizin de gerçekten, içten güleceginiz bir an ve bir yer olacaktır.Belki ebedi saadet kim bilir...
    3 ...
  40. 432.
  41. oyunun bittiği son perdenin kapandığı artık daha gerçek bir ortama geçtiğiniz ilk andır ölüm.
    3 ...
  42. 431.
  43. felsefede bir problem vardır. sanırım gemi problemi adında. bir gemi çin'den amerika kıtasına yola çıkar pasifik okyanusunda. yol boyunca okyanustaki bütün adalarda durur ve her adada geminin bir parçası değişir. gemi amerika kıtasına vardığında çin'de kendisini oluşturan hiçbir orijinal parçaya sahip değildir. çin'den kalkan gemi, amerika kıtasına varan gemi ile aynı mıdır?

    işte bu probleme verilen cevap ölüm algısını değiştirir. bana göre amerika'ya varan gemi, çin'den kalkan gemi ile aynı değildir. insan da aynı şekilde. doğumundan itibaren sürekli doğar ve ölür. sürekli değişir. bazı kısımları aynı kalır belli bir süreç içinde ama sonunda bambaşka bir insan olur. böyle bir dünyada ölümden korkmanın bir anlamı yoktur. yaşanılan her anın tadını çıkarmak gerekir. zaten değişim olmasaydı, zaman da olmazdı. yaşam da olmazdı.

    ölümden korkmanın tek nedeni çin'den kalkan geminin aynı şekilde amerika'ya vardığını ve orada da sonsuza kadar demirleyeceğini zannetmekten kaynaklanır. ölüm sonsuz bir uyku değildir, sadece doğanın bir değişimidir. ruha inanmıyorum ama reenkarnasyona inanıyorum. maddesel bir reenkarnasyona. sonuç olarak bu evrende varolan hiçbir şey yok olmaz, herşey değişir. o yüzden rahat olun.
    4 ...
  44. 430.
  45. başlangıç olarak görmediğim bilinmeyen sonsuzluktur.
    3 ...
  46. 429.
  47. dünyadaki uykudan uyanmanın aslıdır ölüm. başka bir hayatın başladığı başka ufukların göründüğü andır o an. ölmek yok olmak değil yeniden varolmaktır aslında. ve her ne olursa olsun ölmek üzülünecek değil sevinilecek bir hadisedir. mevlana'nın deyimiyle şeb-i aruz'dur yani düğün günüdür.
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük