son. gözler olmadığı için görememe, kulaklar olmadığı için duyamama, ten olmadığı için dokunamama\hissedememe, dil olmadığı için tat alamama, burun olmadığı için koku alamama ve beyin olmadığı için artık sorgulayamama var olmama durumu. ne kadar kaçılırsa kaçılsın gelip sizi bulacak olandır. kimi için yaratıcıyla buluşma anı, kimi için yeni bir bedende devam etme anı, kimi için farklı bir paralel evrende hiç bir şey olmamış gibi uyanıp devam etme anı, kimi içinse artık eve dönme ve sonunda doğayla bütünleşme anıdır.tarih boyunca en büyük gizem olarak kalmış ve hep de öyle olacak olandır.
ölüm'den sonrası gaybidir, akıl ve bilim yolu ile bilinemez, ondan sonrası bize ancak peygamberlik yolu ile yaratıcımız tarafından bildirilebilir, ondan sonrası için mutlak bilgiye ancak bu şekilde ulaşılır.
ölümü tam olarak tanımlamak yaşayan insanlar için zordur. biz sadece hayatı fonksiyonların sona erdiğini başında mezar taşı bulunan bir toprağın altında faaliyetsiz bir şekilde durduğunu görebiliriz; ama yaşamak kadar doğal bir şeydir herhalde.
bir sahnenin bitmesiyle ölümsüz bir oyuna başlamak. ve bu ölümsüz oyundaki rolünüzü bir önceki performansınıza göre belirleyeceğiniz bazen aniden gelen bazen zaten beklenilen.
çoğumuzun "yaşayanların" dünyadan ayrılmasına etiketlediği kelimedir.
fakat gerçek ölüm , yaşamayı fiziksel ve güdüsel ihtiyaçlardan sananların , "ruhlarının" ölümünden bihaber olmasıdır.
nasıl ki ortada bırakılan "cesedin kokusu" ortalığı sararsa ;
"ölü ruhların" kokusu ,bugün bilhassa batı ve ona entegre olma bahanesiyle "ruhsal şah damarını koparan" ülkemizin her bir köşesini sarmaktadır.