merak edilendir. yani merakım tekrar dirilecek miyiz falan değildir. Allah'a şükür müslümanım ve dirileciğime aldığım nefes kadar inanıyorum merak ettiğim o duygu ölüm duygusu ölümün tadı,kokusu...
nasıl bir iz bırakacak bende ölüm ne getirecek nerede yakalayacak beni yada ne zaman.
bir yaz akşamı meçhul bir sahilin kenarında dalgaları seyrederken mi?
hayallerimin hakikata dönüştüğü o güzel anda mı?
tam hayatta bir tebessümü yakalamışken mi?
hep düşünmüşümdür ölüm onu benden alabilir mi? mevlana der ya ben ne aklımla ne kalbimle severim olur ya kalp durur akıl unutur ben ruhumla severim o ne durur ne unutur diye işte ölüm onu unutturabilecek mi yada eski hatıraları silebilecek mi?
ölüm geldiğinde onun suretiyle gelse koşa koşa kollarına atlamaz mıyım ölümün severek ölmezmiyim yaşarken ki gibi.
askere gidenler çok iyi bilir. nizamiyeye girmeden önce size herşey serbesttir ve kimse size karışamaz. gezer, tozar, dolaşır, istediğinizi yer içer istediğiniz kadar bağırır çağırır ağzınıza geleni söylersiniz.
lakin nizamiyeden içeri girdikten sonra sizi sıraya sokarlar. eğer asteğmen adayı olarak girmişseniz işiniz biraz daha kolaydır. size daha güzel elbiseler, daha nezih bir yatakhane ve yemekhane ve tertipli düzenli bir eğitim sınıfı verirler. lakin normal bir erat olarak nizamiyeden içeri girmişseniz sırayı bozamazsınız, çok daha kötü elbiseler, havasız pis kokulu bir yatakhanede yatar, farelerin cirit attığı bir yemekhanede yemek yer ve toz toprak ve çamurdan oluşan bir eğitim alanında yatar sürünürsünüz.
dışarı çıkamazsınız, istediğinizi yazıp çizemez istediğinizi konuşamazsınız. herşeyi, size verilen emirle yapmak zorundasınız. istediğiniz kadar isyan edin kurtuluşunuz yoktur.
işte ölüm de onun gibidir. dünyada istediğiniz herşeyi yapabilirsiniz lakin eliniz kolunuz çeneniz kefenlenip bağlandıktan ve toprağa uzatıldıktan sonra artık hiç bir şey sizin elinizde değildir. isteseniz de geri dönemezsiniz, konuşamaz, size sorulana cevap veremezsiniz. eğer müslüman olarak ölmüşseniz hatalarınız sevaplarınız önünüze getirilir ve hesap vermeye başlarsınız. yok eğer kefere olarak toprağın altına girmişseniz hesap vermenize bile izin verilmez. cesediniz çürümeye, böcekler tarafından kemirilmeye başlar lakin elinizi kıpırdatıp da onları bedeninizden savamazsınız.
kendini çok güçlü, akıllı zanneden ve "herşeyi aklımla gücümle hallederim" diyebilen ahmak insanın ne kadar aciz, güçsüz olduğunun en güzel ispatıdır ölüm. beyniniz de çürüyüp gider aklınız da işe yaramaz hale gelir.
insanın aldığı nefesi hissetmemesidir.
gördüklerine mana verememesidir,
hissettiklerinden tiksinmesidir.
istemeden vakıf olduğu her şeydir insan için, ölüm.
bilinmezliktir. hangi dine mensup olursanız olun isterseniz hiç inanmayın, ölüm bilinmezlikten başka bir şey değildir. beden öldükten sonra ne olur ruh denen şey yoksa ölümden sonra sadece boşluk mu var heşey ölene kadar mı. ruh varsa nasıl bir şey, etten kemikten olmayacağı aşikar. bu durumda ruhumuza ne olacak. veya bunların çok daha ötesinde birşey olabilirmi. evenimiz sadece bir oyun mı ve bizde uyanmayı bekleyen oyuncularmıyız. tabi fazla düşünmemekte fayda var akıl sağlığımız için. iyi uykular.
eğer bir yok oluşsa ölüm; kim takar! topraklaşmak, yok olmak, hissiz bir kayboluş nasıl bir acı verebilir ki bana!
yok eğer yeniden var olmaksa; yeni başlangıçlar yeni hayat merhaba!
ölüm nereden ve
nasıl gelirse gelsin...
savaş sloganlarımız
kulaktan kulağa yayılacaksa
ve silahlarımız elden ele geçecekse
ve başkaları mitralyöz sesleriyle
ve de savaş
va zafer naralarıyla
cenazelerimize ağıt yakacaksa
ölüm hoş geldi,
safa geldi.
Ölümü bilerek yaşayan tek canlı insan olmasına rağmen hiç ölmeyecek gibi yaşamını sürdürmektedir. Bunun nedeni ölümün bir son değil başlangıç olmasıdır.
yadsınamaz tek gerçek oluşu, kaçılamayacak tek gerçek oluşu ürpertici kılar.
ve siz öldüğünüzde hiç birşey değişmeyecektir. Dünya aynı hızda dönmeye, insanlar işlerine okullarına gitmeye devam edecekler. birkaç yakının dışında kımsenin haberi dahi olmayacak. gerçekleşmeyenler beklediklerim değil elbet. ama acı.
boktan bir şeydir. tam hayata ısınıyorken, bazı şeylerden zevk almaya başlıyorken, hayatı sevmeye başlamışken taaaaaaak bir yakının ölüyor. emin olun iğrenç. dedem' le anılarımız aklıma gelince hüngür hüngür ağlıyorum...