insan, öldüğünde üzüleceği kişilerin öldüğünü onlar yaşarken düşünmelidir. Onların öleceği güne hazırlanmalıdır. Onların yokluğunu hayattalarken hissetmeyi başarabilirse en azından onlar öldüklerinde yaşayacakları şok bir nebze azalır.
Vakitli vakitsiz gelendir. Pamuk ipliğine bağlı hayatlar yaşıyoruz farkında olmadan... kimleri kırdık, kimlere kırıldık birgün hiç önemi kalmıyor... sanki bir el kalbimi avucuna almış sıkıp duruyor, son nefesini veren birine hic bu kadar yakın olmamıştım,ve hiç bu kadar soğuk kanlı kalmamış. O son anında gözlerime bakar gibi oluşunun bende bıraktığı etkiyi anlatmam zor. Kolum kanadım kırık, Kendi gücüm kalmamışken bir başkasına nasıl güç verebilirim bilmiyorum. Allah'ım sen yardım et...
bazen cagiriyosun farkinda olmadan ben burdayim diye ve bi bakmişin cikip gelmis ve evet bugun bi adim daha yaklastik evet hepimiz yaklastik fakat tek ayricalik ben ya da benim gbiler gun sayiyor sizse daha fazla yasamak adina.. of neyse toparlayamadim yine ama cok ibnesin hayat.ve sen de ölüm, neden o degil de ben diye dusunmek zorunda birakiyorsun beni ve bizi.
6- De ki: Ey Yahudi olanlar, eğer siz, (bütün) insanlardan ayrı olarak yalnızca sizlerin gerçekten Allahın velileri (dost ve sevgili kulları) olduğunuzu öne sürüyorsanız, şu halde ölümü temenni edin; eğer doğru sözlü iseniz (bunu çekinmeden yapın).
7- Oysa onlar, ellerinin öne takdim ettikleri dolayısıyla bunu hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, zalimleri bilendir.
8- De ki: Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir.
bazen akrep dakikalar vurur, yelkovan aradaki noktalarda kaybolur gider.
yaşam dediğin olgu bir göz açık kapanmasıdır zaten ya da iki en ezan vakti kadar kısacık bir şey...
çok şeyi sığdırmaya çalışırız bu kısacık süreye. aşık oluruz hatta aşktan ölürüz, nefret ederiz, seviliriz, severiz, eğleniriz, güleriz, ağlarız...
bazen durması gerekir akrep ve yelkovanın. düz bakarsan sebep yoktur, her şey olağandır ama o durduma kararı sana aitse durum değişir.
başarırsan zafer senindir, başaramazsan yeniden denemek için bir şansın daha vardır elbet...
insan ölmek için tonlarca sebep bulabilir ve bu sebeplerin bazıları çok geçerli olabilir...
Sürekli bir sebep bulmak zorundayım yaşamak için. bilir misiniz inançsız olmak zordur daha doğrusu sizi dolduracak bir inancın olmaması zordur. Bu yüzdendir ki her güne başladığımda kendime bir neden bulmak zorunda kalıyorum.
bir nedenim var aslında sadece uzak duruyor bana hatalarımdan dolayı. Farkında değil, bu beni daha çok öldürüyor.
biliyor musun sözlük şu an nefes almakta dahi zorlanıyorum. Sanki göğsüme koskoca bir kayayı koymuşlar ve ben olabildiğince eziliyorum o kayanın altında. Yaşamak istemiyorum böyleyken, koskoca bir siktir çekiğ bu dünyadan olabildiğince uzaklaşmak istiyorum.
kabul ediyorum sözlük hastayım ben, sadece tedavivimi öteliyorum.
bir gün nefesimi keseceğini bilmek, nefes almamı sağlayan yegane şey. her şeyden, içimdeki kordan, öfkeden, ruhuma yansıyan uğultulardan beni soyutlayacağını düşündükçe hiçliğe olan özlemim katlanıyor.
Eşi dostu verdik birer birer toprağa;
Kiminden bir taş bile kalmadı ortada.
Sen, yorgun katır, hala bu kalleş çöldesin;
Sırtında bunca yük, yürü bakalım hala.
-Hayyam
duydukça midemi bulandıran artık hayatımın bir parçası olduğuna inandığım kelime.
sabahın altısıydı telefonumun acı acı çaldığında. arayan kardeşimdi. eyvah dedim. garip anamın kara haberi geldi diye nefesim kesildi. korka korka titreye titreye açtım. hayırdır koçum dedim. emin amcamı kaybettik dedi. eyvah dedim. şu hastanedeyiz gel dedi. hazırlanmam ve hastaneye varmam yarım saatti. hastaneye vardığımda bir yerde babam bir yerde amcam bir yerde kuzenlerim perişanlardı. babamı en son büyük amcamın geçirdiği trafik kazasından beri bu kadar perişan görmemiştim. gittim sarıldım öptüm ağlamayın diye basit teselli cümleleri sarf ettim. dinleyene aşk olsun. sustum sonra. herkesin içinde ağlayamam ben. ölüme de pek ağlayamam ama içim yanmıştı. gittim kimsenin göremeyeceği bir yere. hüngür hüngür ağladım. en son sevdiceğin omuzlarında böyle ağlamıştım, birde yine aldığım ölüm haberi sonrası çalıştığım ofisin ortasına çöküp ağlamıştım. sonrası morgun önünde bekleme safhası. gasilhanedeki görevli isterseniz merhumu görebilirsiniz dedi. babam, ben ve kuzen girdik yanına. ölümün soğuk yüzü ile bir kez daha karşı karşıyaydım. yüzünü gördüm, amcamın çenesine ip bağlamışlardı, gözleri kapalıydı, buz gibi olmuştu yüzü. öptüm, son kez kokladım içime çeke çeke. göz yaşlarım göz kapaklarının üzerine düşmüştü. çıkmıştık o lanet yerden lakin ruhum orda kalmıştı. ilgili memur geri kalanını halledip tabut içerisinde getirdiğinde artık yılların yorgunluğu göz kapaklarına yansıyan amcamı kıyamete kadar dinlenebileceği yeni evine götürme vakti gelmişti. cenaze aracı ile çalıştığı iş yerine gittik. mesai arkadaşları ile helalleşti. sonrası istirahatgah. bir an olsun yanından ayrılmadım. ellerimle uğurladım ebediyete. sonrası yine hüzün yine saçma sapan bir yaşam kavgası.
ölüm bir yok oluş, kalan için;
ve yeni bir başlayış, giden için..
doğumuyla ölmüştü insan,
su içinde yüzerken
başka bir aleme
geçerek..
yine başka bir aleme
geçerek
yine ölecek insan
yine doğacak
yeniden..
korkuyorsanız ya canınız kıymetlıdır yada deger verdıgınız ınsanlar vardır korkmuyorsanız ben olmek ıcın dogmusum der ya olumu bekler yada kendınızı oldurursunuz.