ölüm

entry4191 galeri138 ses3
    1274.
  1. 1275.
  2. ölümün bizi nerede beklediği belli değildir. iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim.
    3 ...
  3. 1276.
  4. her can ölümü tadacaktır sıra bize gelecektir.
    2 ...
  5. 1277.
  6. insan ne zaman öleceğini bilmediği için hayat uzun gelirmiş. ölüm en merak ettiğimdir.
    1 ...
  7. 1278.
  8. sıranın ne zaman bana geleceğini merak ettiğim olay.
    1 ...
  9. 1279.
  10. yaşını doldurmuş, yerinden kalkamaz yatalak olmuş, dayanılmaz ağrı çeken için ilaç gibidir ölüm...
    1 ...
  11. 1280.
  12. 1281.
  13. 1282.
  14. bir nevi çalar saat. tek fark bizim kurulma aşamasında bizim yer almamamız.

    (bkz: ölüme uyanmak)
    1 ...
  15. 1283.
  16. bazen aranılan olsa da, insanın içinde yaşayan yaşama isteğinin karşıt hâlidir.
    2 ...
  17. 1284.
  18. tek kaçar yolu. bir olayım olmuştu ölümle ilgili. 12 kasım 1999. tarih önemli. düzce depremi. düzcede idim 6 yaşında idim. saat depreme 40 dakika kala idi. bir yataktaydım. yatağın karşısında camdan bir dolap vardı. zorla annem uyandırdı ve benimle misafirliğe gel dedi. ben usluydum birazda anneciydim. gittim annemin peşinden bende. deprem oldu. o cam dolap yatağa çivi gibi işlemişti. eğer yatıyor olsaydım oraya vücuduma saplanacaktı hepsi. ölecektim. ölüm buydu.

    birde istemek var ölümü.

    16 yaşındaydım. sevgilimi ailem ile tanıştırmıştım, ilerliyorduk ciddi ilişki yönünde. sorun yoktu hiç kavga etmemiştik o güne kadar. bir gün kadıköy iskelesinde sis, hava soğuk el eleydik, omzuma yatmış kahve yudumluyorduk. mesajlarımı okumak, karıştırmak istedi. o güne kadar hiç kıskançlık yapmamıştık. bana tatlı kıskançlık oyunları yapmak için mesajlarımı okuyup bu kim bu kim diye soruyordu. bende aldım telefonunu. tersten okumaya başlamıştım. "bir daha istiyorum bedenini", "3 gün bende kaldın ama doyamadım bedenine", "yarında gel mutlaka"... aldatılmışım. 16 yaşındaydım. ilk defa aşık olmuştum. ilişkimiz 7 ayı aşmıştı. aileler birbirlerini tanımış ve sıkı dost olmuşlardı. dövemezdim. sövemezdim. sustum. aklıma ilk gelen şey 12 kasım 1999, camlar saplanmış yatakta yatıyor olmaktı.

    içkiye başladım ve daha o yaşta sarhoşluğu tattım.

    2 yıl geçti.

    18. yaş günüme 15, 20 gün kalmıştı. biri ile tanıştım. o güne kadar hiç bir kıza yakınlık göstermemiş, hiç bir kızın gözlerine bakmamıştım. kimse ile birlikte olmamıştım. geçmişini anlatarak başladı sohbete samimiyet kurduk. o anlattıkça ben büyülendim, o anlattıkça ona doyamadım. ilk görüşte aşk gibi, ilk tanıyışta vuruluyordum ona. her gece 12de uyuduğumu söyleyip sabaha kadar içmeye devam ediyordum yine. sevgili olmuştuk. 3 günde. en azından ben öyle görüyordum birbirimizi. bir pazartesi sabahı saat 13:59da aklıma gelen şu oldu: "ek kontenjan". tanıştığımız gün başvurmuştum ve o pazartesi öğleninden sonra ben artık üniversiteliydim. kazanmıştım. sevinmişti oda elbet. ama uzak olan bir yerden daha da uzak bir yere gidecektim. düzceden, konyaya. vazgeçmeyeceğim dedim ona. vazgeçmedim de. kıskançlığı bol olan güzel bir ilişki kurmuştuk kısa sürede. ben yine içiyor ve ona söylemiyordum. bir sabah uyandığımda kafamı hala toparlayamamıştım ve ona ben başkasını seviyorum git dedim. ayıldım, ne olduğunun farkına varamadım. ilk üç gün beyinsiz bir kuş gibi gezindim. ondan sonraki 9 gün kabus başladı. olmadığım kadar sarhoş olmuştum. çünkü aldatan varlıktan daha çok sevebilmişim onu. cana yakınlığını, ilgisini, güzelliğini... yerde süründüğüm oldu, telefona uzanamayışlarım oldu. gün geçtikçe eriyordum. dayanamadım ve konuştum. arkadaş kalalım dedi. acıdı. bende sokaktaki köpeklere acırım. o da bana acıdı işte. içmeye ara vermeden devam ediyordum. cana yakınlığı kaldığı yerden arkadaşça devam etti. 1 hafta sürdü. sıkıldı. bıktı. ilgisini çekti ilk önce. sonra bana o 12 kasım 1999 gecesini hatırlatan lafını söyledi. ben senin bana baktığın gözle bakamıyorum.

    içkiyi bıraktım bu gün.

    ölümü vücudumda hissettim.

    onu artık kaybettim.

    o artık beni mahvetti.

    hoş geldin 12 kasım kabusu.
    4 ...
  19. 1285.
  20. sessiz, sinsi ve ani gelmesini dilediğim son perde.
    3 ...
  21. 1286.
  22. 1287.
  23. geçmişin son nefes anında bir film şeridi gibi göz önünden geçmesidir.
    2 ...
  24. 1288.
  25. çok önemli değil. abartmayın.
    2 ...
  26. 1289.
  27. ışıltılı yaşantıların ne kadar boş olduğunu gösteren son.
    2 ...
  28. 1290.
  29. 1291.
  30. 1292.
  31. Bedenin ruhsuz kalması. Manevi ve edebi olarak olarak bazen terk edilmek, ruh eşini kaybetmek olarak ta kullanılır.
    1 ...
  32. 1293.
  33. insana nasıl bi acı verdiğini zaman zaman düşündüğüm ama bi sonuca ulaşmanın yaşarken mümkün olmadığı eylem . Tam olarak nasıl bir histir ölmek . ne kadar acı çeker ölmekte olan bi beyin , veya acı çeker mi ? başına mermi isabet eden bi insan tam olarak nasıl bi his duyar . o an acıyı hissedebilecek kadar yaşayabilir mi ? Veya ilaç alarak uyuyanlar hiç acı çekmeden mi ölür ? Ölüceğini anlayan bi insan ne düşünür son anlarında ? üzerene akan kanın sıcaklığını hissedebilir mi bilinci kapanmadan ? Tüm bu soruların cevabını ancak onunla yüzleştiğimiz gün bulabiliriz ve ancak o zaman anlayabiliriz ölümün mahiyetini .

    her nefis elbet birgün ölümü tadacaktır .
    2 ...
  34. 1294.
  35. başlangıçlara sebep olurmuş meğer.

    ilk kez tanıdığım birinin ölümü şaşırtıcı ve korkutucuydu. üsulü bilmem ve inanca karşı septik oluşum korkumun nedeniydi, oysa ölüm güzel bir son.
    yıllarca tanımam gereken adamla da bir ölüm sayesinde tanışmış olmam fazla kaderciydi.
    herkes ağlarken ben ağlamıyorum diye bana dikdik bakanlar gibi değildi, anlıyordu beni.
    arabasına bindim, mezarlığa gittim sorduğum tek şey "napmalıyız ağlamak için zorlamalı mı yoksa gözlemlerimizin keyfini mi çıkarmalı?"
    elimden tuttu ve mezarlıktaki en yüksek tepe de eşsiz manzarayı izletti.
    metafizik tutkunuymuş meğer...

    bir kayıp var içimde hatta bir kaç tane ama hepsi dolmaya başladı birden.
    farkettik ki cenaze evinde herkes birbirini ağlatıyor, yeni biri geldiğinde ağlanıyor snra bir sakinlik hatta uzun zamandır birbirini görmeyenler sosyalleşiyor, kadınlar örgü hakkında konuşuyor ve erkekler de derbi hakkında. tam o anda kapı çalıyor ve herkes ağlamaya başlıyor, ufak bir ritüel.
    bizim yüzümüzde bir gülümseme.

    ölüm hakkında uzunca bir konuşma yaptık o adamla ve beni çok şaşırttı.
    birden evden çıktık, ölümün ne demek olduğu konusunda bana deneyim yaşayacağını söyledi ağlamama müsade etmedi.
    bindik arabaya, lüks bir sitede oturması şaşırtıcıydı ama evin içi bomboş.. az eş ya çok anlam... her yer kitap, müzik sistemi, resimler ama eşya yok aslında.
    bana kitaplar verdi. sonra ellerimizle resim yaptık.
    parafizyolojik bilimi anlattı bende iletişim hakkında...
    sürekli bir keşfediş, ölümü ve öleni unutmuş olduğumuz için pişman değildik.

    sonra birden evden çıktık ve büyük bir garaja getirdi, siyah lüks bir spor araba. tanrım adam meğer dünyayı gezmiş birincilikleri olan bir motocrosscuymuş.
    ataköyden levente sadece 15 dakikada gelmiş olduğumda inandım.
    yoldaki virajlarda filmlerde hassssktr dediğimiz sahneleri yaşattı.
    ama korkmadım. ölümle tanışmıştım ve o an o adamla ölebilirdim.
    sadece beni birinin anladığını düşünürken, kaderci anlayışada bakın.
    bütün acılarım silindi.
    gün bitmesin diye resmen yalvarıyorduk ama sona eriyordu.
    deep house ve lounge müziklerinin mix ini açtı. ve beynin bir müzikle jimlastik yapabileceğini anlattı inanmadığıma pişman oldum.
    gözlerimin içine bakarak konuşması...

    günün kapanışı, kanyon alışveriş merkezinin otoparkında drift yaparak geçti, kahve ve bir kaç kitap.
    ölüm acayip birşeydi.
    ama acı verici değildi.
    ölüme yakındık ama herkes gibi değildik.
    adı doğa.
    ve bambaşka bir hayatta diyebiliriz.
    2 ...
  36. 1295.
  37. 1296.
  38. bir çok açıdan güzeldir.

    yaşarken kimseden almadığınız kadar dua alırsınız yolluk olarak.
    bir çok kişiden helal alırsınız.
    arkanızda kalanlar için ağızlarında bir tat bırakırsınız helvanızla.
    bir daha görmeyeceğinizi sandığınız kişilere kavuşursunuz huzurla yatarken.
    belki bir birini hiç göremeyecek kişileri bir araya getirirsiniz yasınızla, küsler barışabilir, yeni insanlar tanışıp dostluklar oluşabilir cenazenizde.
    ayrıca ne güzel pazartesi sendromu yok, sınavlar yok, sorumluluk yok.
    belki de en güzeli arkanızdan ağlayanlara bir yol bırakırsınız. sizden sonra dimdik yürüyebilecekleri, kendi kendilerine yetebilecekleri.
    5 ...
  39. 1297.
  40. biraz önce kapımı çalandır. tuz istedi yok dedim gitti.
    3 ...
  41. 1298.
  42. ölüm, yalnızca fiziksel anlamda yaşamsal faaliyetlerin sona ermesi değil, insan hayatındaki yaşanmamış tüm zamanlardır bana göre.
    keyif alınmayan, kişinin gelişmesine bir katkısı olmayan, sırf yaşamış olmak için yaşanan zamanlar, ölümün bir parçasıdır.
    o yüzden bu zamanlar hayatta mümkün olduğu kadar az tutulmalı, ve yaşanmalı.
    ayrıca ölüm olmasaydı hayat hiç çekilmez olurdu.
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük