anneannemin gizliden arzusudur. geçen kan vermeye gittim diye bir dövmediği kaldı. ''yahu ben yatalağım, bu kanın hakkını nasıl öderim, yiyip içip yatarak mı, asıl benim size vermem lazım.''
çok sevdiğim bir abimle köpeği hakkında konuşurken ve köpeğinin ölümü konusu gectiginde gayri ihtiyari "allah korusun abi" demiş bulundum. karşılığında "ne allah korusun olum, ölecek, o da ölecek eninde sonunda, sen de öleceksin ben de öleceğim. kazık mı çakacağız dünyaya. ha dünya güzel olsa kalalim da bi bok da yok ki" karşılığını aldığım konudur.
Bir eski Acem şairi :
«Ölüm âdildir» — diyor,—
«aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»
N. Hikmet - ölüme dair
ilk okuduğumda kanımın çekildiğini hatırlıyorum.
Üzerine düşünüldüğünde egonuzu törpüler, dertlerinizi ve dünyevi zevklerinizi küçültür, yaşamayı kutsarsınız. Bu yüzden dinler ve öğretiler ölümü sıkça hatırlamayı öğütler.
bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;
yerde çıplak bir gömlek; korkusundan dirilmiş.
sütbeyaz duvarlarda çivilerin gölgesi
artık ne bir çıtırtı ne de bir ayak sesi.
yatıyor yatağında dimdik, upuzun, ölü;
üstü, boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
bezin üstünde ayak parmaklarının izi;
mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
son nefesle göğsü boş, eli uzanmış yana;
gözleri renkli bir cam; mıhlı ahşap tavana.
sarkık dudaklarının ucunda bir çizgi var;
küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar.
sarkık dudaklarında asılı titrek bir an;
belli ki, birdenbire gitmiş çırpınamadan.
bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm;
bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm.
Yaşamı güzel kılan şeye denir. Olmasaydı dayanılmaz bir ızdırap haline gelirdi bu yaşam.
Bazen tanrıdan dilenen ama sevdiklerine bir daha kavuşamayacağını hatırladıktan sonra cesaret edilemeyen olay olur ayrıca. Bir tene dokunamamak, öpüp koklayamamak, artık sevememektir. hatta bir kalp bile taşımamaktır artık. Her geçen gün Unutulmaktır. Yüzün fotoğraflarda artık öylece kalmasıdır. Hele de Sevdiğinse ölen : Yaşanan günlerin bir anıdan çok bir acıya dönüştüğü leveldir.