öfke

entry202 galeri13
    51.
  1. iki hali vardır: kısa süreli olan ve uzun süreli olan. kısa süreli olan anlık olarak ortaya çıkandır, bir patlama gibi vuku bulur. herşeye öfkelenen insanlarınki pek etkilemez çünkü onlar öfke enerjilerini sıklıkla ortaya çıkarırlar dolayısıyla o enerjiyi yayarlar. kırk yılın başı öfkelenenler ise unutulmazdır, inanılmaz bir gerginliğe ve korkuya sebep olurlar, birikmiş koca bir öfke kasırgası halini alırlar.
    uzun süreye yayılan öfke ise en tehlikelisidir. kinle kardeştir. sinsidir. insanın bütün hayat enerjisini kendine çevirir. aynen sith'ler gibi olursunuz. insanı çok yorar, çünkü insan bu durumda içindekinin adını "öfke" koyamaz durumdadır, içindekinin ne olduğunu bilmez. edilgendir, sadece duygu sahibine etki eder ve zarar verir.
    yani öfkenin az ve öz kullanılması gerekir. çok güçlü bir duygudur. çok enerji harcar. bu yüzden de çok etkilidir. orda burda harcanmayası duygudur, değerlidir. kızgınlık veya nefretten farklıdır. kontrol etmesini bileni kudretli kılar. kısacası kontrolsüz güç, güç değildir.
    0 ...
  2. 50.
  3. kadınlara benzer. neresinden tutarsan tut müstehcendir.
    2 ...
  4. 49.
  5. sizi başka bir insan yapabilir.
    1 ...
  6. 48.
  7. kontrol edilemeyendir kimi zaman, zararla oturulur sonucunda da. taşar göğsünüzden öfke, sığamazsınız koca dünyaya. yumruklar, duvarlardan çok taş kalpli insanların böğrüne vurmalıdır aslında ama gücünüz yetmez her zaman. bazıları çok güçlü, tahmin edemediğimiz kadar ama şöyle de bir şey var ki; güçleri onlara emanet yani bilekten değil. yani demem o ki; bazıları çok saldırıyor ama bir gün onların da mermileri bitecek. o zaman işte öfke bulacak adresini, o zaman...
    0 ...
  8. 47.
  9. alınacak olan kararlar için bir tuzaktır öfke.
    0 ...
  10. 46.
  11. hakim olduğu kişideki tüm maskeleri düşüren duygu. öfke anında yalan söylemek imkansızdır. bu yüzden kaçınır insanlar. ancak korktukları şey, kendi gerçekleridir.
    2 ...
  12. 45.
  13. bir insani intihar etmekten vazgeciren duygularin en baskin olani.
    1 ...
  14. 44.
  15. Sözkonusu duygu hakim olduğunda daha sonra zararlı çıkılmamak için mümkünse bir müddet konuşulmaması gereken durumdur.
    0 ...
  16. 43.
  17. Hedef saptırabilen yahut tam hedefi tutturabilen muhim duygudur. Çıkış bağıntısı önemlidir ; sapmak ya da tutturmak burayla orantılıdır.
    0 ...
  18. 42.
  19. bütün kötülüklerin anasıdır.raporlu bir öfke kontrol sorunu yaşayan bir birey olarak basketbol oynadığım dönemlerde çok başım belaya girdi. belki rahatlarım diye dövüş sporlarına başladım. şimdi sinirlenince karakolluk oluyorum. öfke sakat birşey arkadaşlar hiç bulaşmayın. boşverin kim ne derse desin, ne yaparsa yapsın, siz sizsiniz. takmayın kimseyi.
    1 ...
  20. 41.
  21. Öfkeni tutma öfkeni yaşa
    Bu kadar çok şey olurken
    Hiçbir şey olmuyormuş gibi yapma
    bunca kızgınken
    Bunca kızdırılmışken
    Tavanlara bakıp duygularını bastırma
    Bırak ortaya çıksın
    Öfke de duygumuz bizim
    Aşk gibi, sevgi gibi, şefkat gibi
    Üstelik hepsinden daha haklı
    Bu pisliğin ortasında
    öfkeni tutma, öfkeni yaşa
    Bu kadar çok şey olurken
    Hiçbir şey olmuyormuş gibi yapma

    Öfkenin şiirini
    Kalbin şiddetini
    Teslim etme
    Yapmacık kurallara
    Zaaflarına fırsat tanı
    Pişmanlık, acizlikten
    Daha soylu, daha derin
    Sana dayatılan başkasının hayatı
    Bu sen değilsin
    Ne de bütün bunlar senin seçimin
    Alkışların itaat olduğu yerde
    yuh çekmeyi öğrenmelisin
    Öfkesi olmayanın inanma sevgisine de
    Her öğüde yarım kulak ver
    Bu şarkı da dahil olmak üzere
    Öfkeni tutma, öfkeni yaşa

    Hiç olmazsa öfke dolu bir şarkı söyle
    Bu kadar çok şey olurken...
    Hiç olmazsa öfke dolu bu şarkı söyle
    Hiçbir şey olmuyormuş gibi yapma...
    Kendin ol ve öfkeni tanımla

    (bkz: Murathan Mungan)
    1 ...
  22. 41.
  23. 40.
  24. duyguların renkleri olsaydı öfkenin rengi kızıl-kırmızı olurdu.
    0 ...
  25. 39.
  26. öfke üç renge ayrılır; kırmızı, yeşil ve beyaz. kırmızı öfke düşmana duyulan öfkedir. hiçbir zaman geçmez, kalıcıdır. yeşil kendinize olan öfkenizdir. zaman zaman kendiinizle baş başa kaldıkça yeşerir. beyaz sevdiğiniz birine olan öfkenizdir. özür dilediğinde, güldüğünde, bir süre sonra bir araya geldiğinizde unutursunuz, her şey bembeyaz olur.
    3 ...
  27. 38.
  28. Genelde zıt kutuplar doğurur öfkeyi. Şöyle ki;

    Beyaz - Zenci
    Zengin - Fakir
    Genç - Yaşlı
    Sağcı - solcu
    Dinci - Ateist
    Aşağı Mahalleli - Yukarı Mahalleli
    Asyalı - Avrupalı
    Galatasaraylı - Fenerbahçeli

    Velhasıl, birbirimize karşı öfke beslememiz için ne kadar da çok sebebimiz var, öyle değil mi? Herkes tek bir biçimde, tek bir kafa yapısında mı olmalı? Nedir bu bizim gibi olmayanlara karşı duyduğumuz öfke? Gök kuşağı bile tek bir renk değilken üstelik!

    Bakın şimdi taraf tutanlar da benim tarafsızlığıma karşı öfke duyar... işte bu böyle uzayıp gider...
    1 ...
  29. 37.
  30. çoğu zaman ilgi için atılan çığlıktır.
    1 ...
  31. 36.
  32. bir aşk gibi yaşamak gerek öfkeyi.

    edip cansever
    0 ...
  33. 35.
  34. günümüz insanının* en yoğun duygusudur sanırım. Sırf ermeni olduğu için göz göre göre Hrant'ın öldürüldüğü, gazze'de israil'in yine göz göre göre katliam yaptığı, Abd'nin ırak'ı özgürleştirdiği, 1 mayısta emekçilerin polislerden işkence gördüğü bir dünyada öfkeden başka bir şeyin baskın olması yamuk olurdu zaten.
    0 ...
  35. 34.
  36. en çok kendimize karşı duymamız gereken histir belki de ,
    haksızlıklar karşısında olan bunca suskunluğumuz ve kan ter içinde peşindne koştuğumuz zaaflarımız için...
    3 ...
  37. 33.
  38. geldi mi gitmek bilmeyen şey.
    0 ...
  39. 32.
  40. kişisel olanları unutup , toplum adına hissetmememiz gereken duygudur.

    tibette aşağılanan din adamları adına , ırakta petrol için öldürülen 500.000 çocuk adına , evlilik teklifi için sevdiğimizi memnun edeceğiz diye içine dahil olduğumuz elmas sektörü için yağmalanan sri lanka adına ,küreselleşme için shuarto'nun ölüm çiftliğine dönen endonezya adına , bosnada ırkçılığa kurban giden aileler adına , filistinde yerlerinden yurtlarından edilen ,üstlerine bomba yağanlar adına ve tüm bunlara bizleri seyirci bırakan para eksenli ekonomik düzene karşı öfkelenmeliyiz!
    4 ...
  41. 31.
  42. çok farklı başlamıştır herşey en azından siz böyle düşünmüşsünüzdür.
    onun da öyle hissetiğini görürsünüz,iki yıl boyunca onu sevmekten bir an bile vazgeçmezsiniz,aldatmak bir kere bile aklınızdan geçmez ne varki farklı kişilikler olmanın getirdiği sonuçları bir süre sonra çekmeye başlarsınız ufak tefek ayrılıklar yaşanır yinede aklınızda sevdiğiniz adamdan uzun süre kopmak yoktur,zaten istenizde beceremezsiniz ki.. zaten o ayrılıklarda hep bir anlık sinirin sonucu değil midir?
    tüm bunlar yaşanırken,dayanamaz yine onu ararsınız,onsuz kalmak istemediğinize eminsinizdir ama reddediceğini hiç düşünmezsiniz sonrası ise bilindik terane..
    sevi seviyorum ama...
    seni özlüyorum ama...
    şöyle birbirimizi yoruyoruz,böyle hata yapıyoruz.
    tabi ki inanmazsınız gerçekten aşık birinin lafları değildir bunlar,içinizden bağırmak,küfretmek gelir.
    bu kadar çok seven adam nerde diye düşünürsünüz.
    bu tip olaylardan sonra işte uzuuun bir zaman sürecek olan bir öfke cereyan eder size,atamazsınız üstünüzden.
    0 ...
  43. 30.
  44. içimde saklı duran keskin sirke, yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim, öfkem yapmadıklarıma..
    1 ...
  45. 29.
  46. ''Eşekarısı, açtığı yarada can verir'' diye yazar Romalı şair Virgilius... Öyledir.
    Kızdığında, adına yaraşır bir pervasızlık ve kamikaze pilotlarına taş çıkartan bir acımasızlıkla saldırır eşekarısı...
    Bu cinnet esnasında, düşmanın canını yakma sevdası, canından olma kaygısını unutturur.
    Ne pahasına olursa olsun karşısındakini yaralama saplantısına tutulur.
    Ve hasmını zehirleyen o yara, kendi kabri olur.
    Vızıldayarak iğneler ve akıttığı zehirde ölür.

    * * *

    Öfke, nefretten kör olmuş sahibini uçuruma doğru sürükleyen bir köpek gibi, koşar dörtnala, başıboş bırakıldığında...
    Asabiyetten titrerken, üzerine devrildiği her yeri yıkan bir metruk binadır.
    Aşırı özgüvenle, o özgüvenin karşılamaya yetmeyeceği ihtirasların çatışmasından doğan ve muhatabından önce sahibini yakan tehlikeli bir kıvılcım...
    Hasım bulamadığında kendini doğramaya başlayan bir bıçak...
    Hırsla ezikliğin öldürücü kokteyli...
    Ödlekliği gizleyen gürültülü bir battaniye...
    Düello süsü verilmiş bir intihar teşebbüsü...
    Hiddetin hızla şiddete dönüştüğü bir bilinç sakatlanması...

    * * *

    Genelde tedavi olarak yutkunma tavsiye edilir, sabır ilaçları, sinir yatıştırıcı kitaplar, müsekkinler verilir. Ama öfke fazlaca bastırmaya da gelmez aslında... Montaigne, Diogenes'ten aktarır ya:
    ''Meyhanede kimseye görünmemek için ne kadar arkalara gidersen, meyhaneye o kadar girmiş olursun.''

    Öfke de öyledir.

    Derine itildikçe hepten içine işler insanın, gömüldüğü yeri, yani kalbi, zihni oyar bitirir...
    En iyisi, akılla kurulmuş bir dizginleme sistemidir.
    O yoksa, duvara doğru hızla giderken kapıdan ayağını çıkarıp fren görevi yapacak dostlar salık verilir.
    Onlar bazen hiddeti gönüllü üzerine çeken paratonerlerdir, bazen daha üst perdeden köpüren ruhani önderler...
    Onlar da bir öfke nöbetinde harcandılarsa... işte o zaman gidişat hepten kötü demektir.
    Basiret, boş yere bekler hatırlanmayı...
    Hatırlandığında ise, felaket çoktan kapıya dayanmıştır.

    * * *

    Umutsuz vakalar için en iyi tedavi, tarih kitaplarından istikbalini okumaktır.
    Orada, tutamadığı dilinin kurbanı olmuş, öfkeyle kalkıp hasarla oturmuş, hiddetle kabarıp şiddetle karaya vurmuş nice sinir sahibinin ibretlik öyküleri vardır.
    Haklı olup da öfkelerini gemlemeyi becerenler, zaman tanrısının insafına sığınırlarsa, o Kızılderili atasözünde olduğu gibi, ''bir nehir kenarına oturup düşmanlarının cesetlerinin önlerinden geçişini izlerler.''
    Haksız öfkeliler içinse tek sığınak, pişmanlık kapısıdır.
    Özür, eşekarılarından beklenmeyecek bir liderlik cesareti ve erdemlerin en büyüğüdür...

    *
    1 ...
  47. 28.
  48. öyle illet birşey ki gelince insanın gözü görmez, kulağı duymaz oluyor. savup savuşturuyorsunuz doyasıya. sonra geçiyor öfkeniz, bu sefer de kendinize kızıyorsunuz, 'keşke öyle demeseydim, keşke şöyle yapmasaydım' diyerek. onun içindir ki atalarımız;
    (bkz: öfke gelir göz kararır, öfke gider yüz kızarır) diye bir tabir kullanmışlardır.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük