öfke kendini ifade etmek için çırpınan insanları ele verir. sürekli aynı yerde seken, sesini duyuramayan ve oraya buraya sataşan insanların en büyük özelliğidir. ama sonucunda zararla otururlar.
olaya aniden verilen aşırı tepkinin duygu adı altındaki sahibi.
bu olay kontrolsüzlüğe kadar gider,tabi unutulmamalıdır kontrolsüz güç... ama herşeyin de bir sınırının olduğu unutulmamalı.
sağımdan mı solumdan mı kalktım bu sabah..
bu kadar öfke niye..
senden mi kendimden mi usandım bu kadar..
nelerden bezdim böyle..
beyaz bir denizdim bulutlar altında..
mavi bir rüzgardım teknemi batırdım..
kırmızı bir kuştum renkler ülkesinde..
saydam bir kurşundum kanatlarımdan vurdum..
haksızlık varsa kendinde ara..
hayatın içinde yaraydın bana..
bilinmezdin..
söylenmezdin..
yok olmuşken görünmezdin..
belki son bir umuttun..
belki son bir rüya..
belki son bir ışıktın..
belki son bir nefes..
geçmek bilmeyendir. hayata dair, insanlara dair, anılara dair, değerli gördüklerinize dair... sonu yoktur, dozu çoktur. her bir dozda kendi hücrelerinizden birkaçını öldürürsünüz. yer bitirir sizi; ama akıllanmazsınız. aklınıza bile öfkeliyseniz, sizin ökfkenizin sınırı yok. ipin ucu kaçmış, bırakın hep hissedin öfkeyi, ciğerlerinizin içinde soluyun. temiz hava gibi içinize çekin. **
insanı kölesi yapabilecek kadar güçlü bir duygudur. bir köle nasıl kaybedecek bir şeyi yokmuş gibi hissederse öfkenin esiri insan da böyle hisseder ve buna göre davranır genelde. öfke yüzünden neler kaybettiğini de normale dönünce anlar.
aslında normal ve sağlıklı bir duygu halidir. birçok şey nasıl algılayıp ne şekilde kullandığımızla ilgili. doğru kullanılmadığında kontrolden çıkıp birden yıkıcı hale dönüşüverir. hayatımızın birçok alanında büyük sorunlara yok açar.*
öfke kötü bir huydur. aslı ateştir yarası da kalpte bulunur. kaynağı şeytana dayanır. nitekim kur'an-ı kerim'de şeytanın "beni ateşten onu (adem'i) ise topraktan yarattın." dediği buyruluyor. ateşin yapısı; rahat durmamak dalgalanmak hareket etmektir. toprağın yapısı ise: sakin ve rahat durmaktır. öyle ise öfkeye kapılan kimse adem'den çok şeytanla ilgili olur. onun için hz. ömer resulullah'a: "bana çok kısa ve faydalı bir şey bildirin." dediğinde resulullah: "kızma cennete girersin." buyurdu. hz. ömer ne kadar sorduysa resulullah aynı şeyi buyurdu. peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki "sirke balı nasıl bozuyorsa öfke de imanı öyle bozar."
rasulullah buyuruyor ki: allahu teala katında yutulan öfke kadar makbul bir yudum yoktur. öfke yudumunu yutanın kalbini allahu teala imanla doldurur.
öfke insanoğluna onu silah edinip kendini zarar veren şeylerden korumak için verilmiştir. nitekim şehvet de faydalı şeyleri kendine çekmek için yaratılmıştır. öyle ise insanın bu iki şeyden kurtulması imkansızdır. fakat bu iki duygu aşırı derecede olursa zararlı olur. zira öfke kalbi tutuşturan ateş gibidir. kalp tutuşunca dumanı beyne gider ve beyni etkileyip akıl ile düşüncenin kararmasına doğruyu görmemesine sebep olur. bu çok kötüdür. bunun içindir ki büyükler "öfke aklı giderir." demişlerdir. öfkenin çok az olması da iyi değildir. zira harama ve kafirlere karşı sert olmak öfke ile olur. peygamberimize hitaben yüce allah buyuruyor ki "kafir ve münafıklarla savaş; onlara sert davran." (tahrim 9) yine yüce allah ashabı övüyor ve şöyle buyuruyor: "kafirlere karşı gayet sert kendi aralarında ise çok merhametlidirler." (fetih 29) bütün bunlar öfke ile olur. o halde öfke ne aşırı derecede fazla ne de yok denecek kadar az olmalıdır. orta kararda olup akıl ve dinin emrinde bulunmalıdır.~http://www.mekanbursa.com ~