bende rutine bağlamış olaydır. geç yattığım için 14.00 veya biraz daha ilerisinde uyanırım. şöyle bi sağa sola bakınıp mal moduna geçtikten sonra bir sigara yakar ve ağır ağır mutfağa yürürüm gözler kısık şekilde. hemen geceden kalan demliği boşaltır ve temizlerim. bunu yaparken her sabah istisnasız o sigaranın külü koluma düşer. yüzde yüz. buraya kadarı bana yalnızlığın verdiği rutindi. benim için biraz melankoli durumu. gerisi bildiğimiz çay demleme işte.
yılladır yanlış biliyormuş. neyseki hürriyet haberi düzeltti beni. beyler çayı demlerken demliğe biraz soğuk su koymalıymışık. ve alttaki su çok kaynatılmamalıymış.
yalnız kalmaktan dert yakınılan hengamede bir nebze olsun insanı rahatlatır ufacık bir demlik. sonra düşünürsün ufacık demlik tek bardak minik bir tepsi ardından hisli bir bakış yukarıya doğru. bu kezde evin damı çıkar karşına hapsolduğun karanlıktan seslenir kibirli bir şekilde.
Öyle basit bir iş değildir. Eğer gelişigüzel, özenilmeden demlenecekse bırakın hiç girmeyin bu işe. Çünkü baştansavma demlenmiş, sıcaklığı azalmış, demlendikten sonra oturması beklenmemiş, plastik bardakta içilmiş çay; çay değildir. Midede yer israfıdır. Önce güzelce su ocağa konur. Kaynaması beklenir... Ardından her çay bardağı için 2 çay kaşığı çay demliğe koyulur. Ardından fokur fokur kaynayan su demliğe eklenir. Tabii eklenirken bardak oranı ayarlanmalıdır. Öyle üstüne boca edilmez direk... Mümkünse çayı gerektiğince az ıslatmaya çalışılır ve tek bir noktadan eklenir su... Akabinde çaydanlığın su kısmına su eklenir ve ocağın altı açılır. Su kaynadıktan sonra ocakta çaydanlık en az ateş yanan kısma konur ve altı en alt seviyeye kadar kısılır. En az 10 dk. güzelce oturması beklenir. Ardından çay hala daha ocağın üstünde kalmaya devam eder ve afiyet olsun... Mümkünse max. 1 saat içinde tüketilir. Az şekerlisi veya şekersizi makbûldür.
Birçok vatandaşımızın demliğe ilk olarak çayı atıp sonra kaynamış suyu ilave etmesiyle gerçekleştirilen eylemdir. Ama içinde bulunduğumuz yüzyılın başında, suyun üstüne çay ilavesi mantığı gelişmiştir ve bu, binlerce evde kabul görmüştür.
Her geleneksel Türk ailesinin kahvaltı ve akşam yemeği sonrası istisnasız yaptığı hadisedir. Bir tür bağımlılıktır aynı zamanda. Türk olmaktan mutlu olunacak şeyler arasında ilk sırayı alabilir.
ev arkadaşlarının sürekli birbirinin üstüne atmayı kendilerine görev bildiği vazife. elbet biri çayı demleyecek ve gelip oturup "gidin servis yapın lan, o kadar demledik" diyecektir.
anadolulu keyif adamlarının yıllar süren çeşitli araştırmaları sonucunda en doğru yöntemin şu şekilde belirlendiği hededir:
- çaydanlığa ağzına kadar su doldurulur ve su, ocakta kaynamaya bırakılır.
- porselen demlik(olmazsa olmaz.) içerisine çay içicisi için 1.5 çorba kaşığı çay atılır.
- çay kesinlikle ıslatılmaz.
- iyice kaynamış sudan bir miktar alınarak, demliğin kapağı kapandığında taşmasına izin vermeyecek miktarda su konur.
- kapağı hemen kapatılan demlik, altında (mutlaka) kaynayan su bulunan çaydanlığın üzerine oturtulur ve su tekrar kaynamaya bırakılır.
- çaydanlıkta kaynayan suyun ürettiği buharın sıcaklığı kullanılarak demlikteki suyun sıcaklığı muhafaza edilmelidir.
- demlikteki suyun sıcak kaldığı süre ne kadar uzun olursa çay o kadar geç dibe çöker ve o kadar iyi demlenir.
- çayı hemen dibe çöktürmeye çalışmak tarihsel bir hatadır.
- tahminen 15-20 dakika sonra tavşan kanı gibi, müthiş bir çay elde edilir.
- çayımız, ufak ve çayın kokusu rahatlıkla alınacak şekilde dizayn edilmiş ağzı geniş bardaklarda servis edilir.
- demlenen çay damak tadı açısından en geç 20-30 dakika içerisinde tüketilmelidir.