bir durum ya da oluşum karşısında yapacak bir şey bulamama durumu.ben çaresizliğin tanımını emrah serbes'te buldum.
Elinden bir şey gelmemenin acısını iniş takımları olmayan melekler bilir.
Bir arabanın farlarına kilitlenip kalmış sincaplar bilir.
Suyun dibine ağır ağır çöken taşlar bilir.
Matkapla göğsünün ortasına açılmış bir pencere düşün. Perdeyi aralayıp kendi yarandan bakıyorsun dünyaya.
Eskisi gibi acımıyor ve de asıl bu acıtıyor...
Çaresizliğin en amansız olduğu yerdeyim şimdi.
ilk defa sevmenin tarif edilmez korkuları içindeyim
Uykusuz gecelerin yorgun sabahlarında seni düşünüyor
Ve korkularla yine sana doğru koşuyorum
Hep aynı soru düşüncemde ya severse
O zaman neler olabileceğini düşünmek korkutuyor beni
ilk defa yenileceğimi anlıyorum
Karşımda kendinden emin gözlerin, dudakların, ellerin bunu söylüyor bana
Seni tanımadan geçen bütün yıllara lanet ediyorum
Önceleri hiç bilmediğim adını, şimdi binlerce defa tekrarlıyor dudaklarım
Gün oluyor bir tabloyu seyredercesine mutlu heyecanlarla doluyorum karşında
Gün oluyor eski bir yunan heykelin ölümsüz güzelliğiyle büyülüyorsun beni
Gözlerin gözlerime takılınca güçsüzlüğüm aklıma geliyor
Beni sevmediğin sevmeyeceğin
O zamanlar öylesine yıkılıyorum ki bilemezsin
insan nasıl gökyüzüne baktığı zaman
Bu sonsuz evren içinde küçük ve çaresiz bir yaratık olduğunu anlarsa
Güzelliğinde bana aynı şeyleri düşündürüyor
Gün oluyor mavilerde, gün oluyor kırmızılarda, gün oluyor karalarda yaşıyorum seninle
Dudaklarında çıkan her kelime suya bir taş atmışçasına büyüyor içimde
Nereye gitsen kulaklarımda o yarı karanlık çocuksu sesin
Sonra kendine has kokun, kokuların en çıldırtıcısı, en tahrik edicisi
Ve gözlerin
Esmer bir akşamüstünün serin hüznünü getiren gözlerin
Görebildiğim, duyabildiğim her şey bana seni sevmeyi söylüyor
Uzaklaştıkça yaklaşıyor uzak
işin en kötüsü yaklaştıkça da uzaklaşmaktan korkuyorum
Belki hiçbir zaman sana seni sevdiğimi söyleyemeyeceğim
Ne sana nede senden başkasına
Düşün ki çoğu zaman kendime bile söyleyemiyorum
Sanki söylediğim anda her şey bitecek ve bu emsalsiz büyü bozuluver ilecekmiş gibi geliyor
Bir insanın kendini aldatması ne güçtür bilirsin
Bu sevmek korkusunun aslında çok sevmek olduğunu biliyor fakat anlatamıyorum
Galiba asıl korku sevmek değil onun arkasına gizlediğimiz sevilmemek korkusu
Küçük aldanmalarla kendimizi avutmaya çalışıyor
Düştüğümüz bir çıkmazda bir teselli arıyoruz kendimize
Belki de aynı korkular içindeyiz seninle, bir birimizden haberimiz yok
Sevmek
Seni alabildiğine sevmek
Hiçbir şeyi umursamadan, bütün karanlıkları hiçe sayarak sevmek
Tutmak ellerinden, o derinlere inmek, gitmek oralara, o yerlere
Orda hep sen olmalı, seni yaşamak ve olduğun yerde bile
Seninle sensiz olamamak
Sonrada sensiz edemediğimi, edemeyeceğimi söyleyememek sana
Susmak
Susmak
Korkudan ölünceye kadar...
Bir insanın yanında olmayı isteyip, mesafelere karşı koyamamak.
Yine sevgilinin olmadığı sokaklarda yürürken, bir kaldırım taşının üzerine oturup sicim gibi yağan yağmur damlalarının yere iner inmez oluk oluk aktığı ve yerdeki asfalt yolla kaldırım arasındaki mazgallardan aşağı kayboluvermesini izleyen bir adamın dayanamayıp başını, bacaklarından ve dirseklerinden destek alan omuzlarına bırakıvermesi.
Çaresizlik çarenin olmayışı değil olan çarelerin kabul edilmeme durumudur. Bi nevi şımarıklık anlayacağınız. Öyle saçma bir sonsuz döngüdür hayat bu insan için çözüm olmayan şey son çare olarak görülebilir.
Annelerin hepsi böyle mi?
Kendime sabahtan beri sorduğum soru bu. Kimse istemez evladının kötülüğünü, saçına dahi zarar gelmesini...
O mutlu olsun der, hangisi iyiyse o olsun der, kızı icin hayırlısını ister. O kız kaç yaşına gelirse gelisin daha benim bebeğim der. Böyle diyorlardı anneler için, ben böyle bildim onları, annemi de...
Hayal kırıklığı insanı ansızın omuzlarından yakalar. Yavaş yavaş kollarını sarar. Sen çırpınırsın, kaçmaya çalışırsın ama ne yazık ki geç olduğunu tüm bedenin kırıklıklarla sarıldığda anlarsın. Her ne kadar kabul etmesende...
Ben anne(m)e çaresizim. Ona karşı hayal kırıklığım büyük. Unutmayacağım şey 8 ocak darbesi olacak ona dair. Bu tarihi hiç unutmayacağım anne. Önceden kalbimin devletine yaptığın sömürüleri bile unutacağım bu darbenle. Ruhumun milliyeti bunu hiç affetmeyecek. Ama şu özerk olan kardeşlerime de kızgınım, kırgınım, üzgünüm... Ama onlarda suclu. Hep teslim oldular, hiç bir zaman birlik beraberlik icinde mücadele etmediler. Ben onlar için savaşırken bana arka çıkmadılar. Simdi kaybeden ben miyim?
Sanmıyorum. Dedim ya hayal kırıklığım büyük. Ama bırakacak beni bunlar biliyorum.
Kayebeden varsa o siz de değilsiniz. Kaybeden?...