çaresizlik

entry431 galeri35
    253.
  1. Ben ve çaresizlikler ile savaşmak...
    Ölümü hiçe saymak,
    Hastalıklar ile avunmak...
    Bir düş gördüğün zaman, onu orada bırakmak...

    Ben ve çaresizlikler ile savaşmak...
    Sevmek,
    Delice sevmek,
    Çılgınlar gibi sevmek...
    Ama ölümüne,
    Mahşerine, kıyametine,
    Cennetine, cehennemine
    Beklemek...
    işte budur asıl çaresizlik.
    Evren özcan.
    3 ...
  2. 252.
  3. Bazen sadece bir histir.
    Zannedersin ki herşey bitmiş artık kimse kurtaramaz seni sesini çıkartamazsın nefes bile alamayacağına inanırsın.
    Çaresizlik histir.
    Kurtulmak için sadece kendine ihtiyacın vardır başka hiç birşey değil.
    (bkz: inanmak başarmaktır.)
    2 ...
  4. 251.
  5. imanı zayıf olanların içinde bulunduğu durum. Şahsen ben geçen ömrüme bakıyorum gerçekten yanılmış ve bugün bambaşka bir beyin seviyesinde olduğumu anlıyorum. Özellikle meslek hayatında yaşadığım zor yıllardaki üzüntü stres dolu zamanların o zaman çaresizlik diye düşünüyordum şimdi ne kadar boşuna yıpratıcı bir etki bıraktığını anlıyorum. Özeleştiri yapmak gerekirse o zaman da namaz kılıyordum ama Allahın rızasına teslimiyet konusunda çok hata yaptığımı hissediyorum. Ama tabi insan yaşayarak ve elinden kimse tutmuyorsa zaman geçtikçe öğreniyor öğrenmesine de klişe olacak belki şimdiki aklım olsa ne mesleki olarak istenen nokta olsun ne de özel hayatta kısaca sevgili diyelim yediğim kazıklar olsun asla üzülmez çaresizliğimi kimseyle paylaşmaz ve Allaha daha çok sığınır risale okumaya daha derinden sarılırdım. Bu tespite uzunn zaman önce vardım ama kimse akıl vermediği için insan çaresiz olmadığını her zorlukla bir kolaylık olduğunu öğreniyormuş. Ama tabi zararın neresinden dönülürse kâr olduğunuda unutmamak lazım.*
    0 ...
  6. 250.
  7. Hafif tıkırtılar eşliğinde biten günlerin başındayız henüz. Rüzgar mı sebep oluyor buna acaba? Veyahut yağmur damlaları mı?

    Bilmediğim ve asla bilemeyeceğim o kadar çok şey var ki, kirli bir sır gibi öylece bekliyor tozlu raflarda. Bilsem bir şey değişecekmiş gibi sanki; fakat bilmemem gerekiyor. Faydasız atılan adımlar geçmişin karanlık köşelerinde kalan kötü anıları bir bir ortaya çıkarıyor. Odada yanan mum tek ışık kaynağı olmuşken neden bu kadar üşüdüğümü anlamak güç değil. Sebebi yalnızlık değil belki; ama ona yakın bir şey. Kesinlikle yalnızlık değil.

    Uzunuzadıya konuşacak değilim. Çalan şarkı her şeyi yeterince anlatıyor zaten. Doğru zamanda doğru yerde olmak lazım sadece o kadar. Bu çok zor.

    Sürekli bir şeyin arayışında olmana anlam veremiyorum bir türlü. Oysa çok da uzağında değilim. Sen ise göremeyecek kadar kapatmışsın kendini. Belki de görmek istemiyorsun. Tahmin etmek imkansız. Fakat sonuç her ne olursa olsun üzüleceğine adım gibi eminim; çünkü bunu istiyor gibisin.

    Değiştiremeyeceği şeyler için üzülmemeli insan. Sen de üzülme. Sen farkında olmasan da sen üzülünce ağlayan insanlar var. Bu konuda bildiğim bir gerçek var: Eğer bir şey değişmiyorsa üzülmek yararsızdır. Eğer bir şey değişiyorsa üzülmek fayda sağlamaz.

    Bazı şeylerin önüne geçemezsin. Zaman gibi. Farkında olmasan da, aslında seni en çok üzen şey zamanın geçip gitmesi. Seni endişelendiren ve senin üzülmene sebep olan şey zamanın ta kendisi. Fakat bu gerçekle çelişen bir durum var. O da sen etrafımdayken zamanın durması. Bu böyle olmamalı; çünkü çok saçma. Zamanı durduramazsın. Hele yanımdayken. Senden bu kadar çok etkilenmemin sebebi bu işte. Sen kendi dünyanda zamana meydan okurken, benim dünyamdaki zamanı durdurman.

    Elimde masmavi bir balon var. ipini sımsıkı tutuyorum, havada asılı duruyor. O balonu gör diye bekliyorum; zirâ sen balonlara bayılırsın. Gördün balonu; ama beni yine görmedin. Sen, seni mutlu eden şeyi görürsün. Mutlu olmanı sağlayan şeyin kaynağını değil. Aslına bakarsan bu konuda suçlayamam seni. Zaten insanların çoğu öyle. Sen de o çoğu insan gibisin. Pek bir farkın yok. Bana yaşattığın duygu karmaşası dışında. Tek farkın bu. Seni özel kılan şey bu ise vazgeçmem gerekiyor. Vazgeçemiyorum. Çaresizlik bunun adı. Başka bir şey değil. Çaresizlik.
    4 ...
  8. 249.
  9. Hayatım boyunca en çok korktuğum şeydir. Şu anlarda da başıma gelen şey.
    Keşke ölü olsam dedirtir.
    2 ...
  10. 248.
  11. Hiçbir şeyin istediğiniz gibi olmadığı dönemlerde hissedilen duygu.
    0 ...
  12. 247.
  13. Hayal kurmamayı gerektirir.

    Kurupta üzülmeyin eşek sıpaları.
    3 ...
  14. 246.
  15. Muhteşem bir Ümit yaşar oğuzcan şiiri...

    --spoiler--
    Çaresizliğin en amansız olduğu yerdeyim şimdi
    ilk defa sevmenin tarif edilmez korkuları içindeyim
    Uykusuz gecelerin yorgun sabahlarında seni düşünüyor
    Ve korkularla yine sana doğru koşuyorum
    Hep aynı soru düşüncemde “ya severse”
    O zaman neler olabileceğini düşünmek korkutuyor beni
    ilk defa yenileceğimi anlıyorum
    Karşımda kendinden emin gözlerin, dudakların, ellerin bunu söylüyor bana
    Seni tanımadan geçen bütün yıllara lanet ediyorum
    Önceleri hiç bilmediğim adını, şimdi binlerce defa tekrarlıyor dudaklarım
    Gün oluyor bir tabloyu seyredercesine mutlu heyecanlarla doluyorum karşında
    Gün oluyor eski bir yunan heykelin ölümsüz güzelliğiyle büyülüyorsun beni
    Gözlerin gözlerime takılınca güçsüzlüğüm aklıma geliyor
    Beni sevmediğin sevmeyeceğin
    O zamanlar öylesine yıkılıyorum ki bilemezsin
    insan nasıl gökyüzüne baktığı zaman
    Bu sonsuz evren içinde küçük ve çaresiz bir yaratık olduğunu anlarsa
    Güzelliğinde bana aynı şeyleri düşündürüyor
    Gün oluyor mavilerde, gün oluyor kırmızılarda, gün oluyor karalarda yaşıyorum seninle
    Dudaklarında çıkan her kelime suya bir taş atmışçasına büyüyor içimde
    Nereye gitsen kulaklarımda o yarı karanlık çocuksu sesin
    Sonra kendine has kokun, kokuların en çıldırtıcısı, en tahrik edicisi
    Ve gözlerin…
    Esmer bir akşamüstünün serin hüznünü getiren gözlerin
    Görebildiğim, duyabildiğim her şey bana seni sevmeyi söylüyor
    Uzaklaştıkça yaklaşıyor uzak
    işin en kötüsü yaklaştıkça da uzaklaşmaktan korkuyorum
    Belki hiçbir zaman sana seni sevdiğimi söyleyemeyeceğim
    Ne sana nede senden başkasına…
    Düşün ki çoğu zaman kendime bile söyleyemiyorum
    Sanki söylediğim anda her şey bitecek ve bu emsalsiz büyü bozuluver ilecekmiş gibi geliyor
    Bir insanın kendini aldatması ne güçtür bilirsin
    Bu sevmek korkusunun aslında çok sevmek olduğunu biliyor fakat anlatamıyorum
    Galiba asıl korku sevmek değil onun arkasına gizlediğimiz sevilmemek korkusu
    Küçük aldanmalarla kendimizi avutmaya çalışıyor
    Düştüğümüz bir çıkmazda bir teselli arıyoruz kendimize
    Belki de aynı korkular içindeyiz seninle, bir birimizden haberimiz yok
    Sevmek…
    Seni alabildiğine sevmek…
    Hiçbir şeyi umursamadan, bütün karanlıkları hiçe sayarak sevmek
    Tutmak ellerinden, o derinlere inmek, gitmek oralara, o yerlere
    Orda hep sen olmalı, seni yaşamak ve olduğun yerde bile
    Seninle sensiz olamamak…
    Sonrada sensiz edemediğimi, edemeyeceğimi söyleyememek sana
    Susmak…
    Susmak…
    Korkudan ölünceye kadar…

    Ümit Yaşar Oğuzcan
    --spoiler--
    2 ...
  16. 245.
  17. çok zor bir şey. allah çaresiz bırakmasın.
    0 ...
  18. 244.
  19. sabahın ilk ışıklarının vurduğu mutfak masası bu sabah olabildiğince karanlıktı. her sabah birbirlerine gülümseyerek baktıkları, kahvaltı yaptıkları o masa şimdi paramparça olmuş bir savaşın ortasında kalmış gibi acı kokuyordu. masanın üstünde yalnızca geceden kalmış iki şarap şişesi ve öfkeleri vardı. bütün bir geceyi susarak geçirmişler, kadın küllüğü boşaltmak erkekse işemek için kalmıştı sadece. sadece bir kaç saatte her şeyin bu kadar hızlı değişmesine şaşırıyordu kadın. dün seviştiği, öpüp koklaştığı adam gitmiş başkası gelmişti. bu kişiye yabancıydı. sevdiği adamın bu olmadığını tekrarlıyordu içinden. belkide bilinç altımızın bize oyunudur diye düşündü sessizce içinden…

    küllükte biriken sigara izmaritlerini sayıyordu adam. ne çok içtim diye düşündü, oysa dün sigarayı bırakmaya karar vermişti. şimdi kalksam yatağa uzansam başka bir güne uyanırım içimdeki tüm yaraları saracak yeni bir güne diye düşündü adam.
    kadın göz ucuyla adama baktı. karşısında duran yabancıyı anlamak için uzun uzun bakmak istiyordu, ama onun kendisine bakmasından ve göz göze gelmekten ölesiye korkuyordu. gözleri gözlerine değerse içinde biriktirdiği öfkesi hafifler diye korktu.
    adam küllükteki sigaraları sayarken onun kendisine bakma ihtimalini düşünüp mutlu oldu bir an, mutluluğu kısa sürdü, gevşemek istemiyordu. haklılığına inanıyor, kadınının haklılığını kabul etmesini bekliyordu.
    kadın göz ucuyla adama bakmaktan kendisini alamıyordu. adamın kayıtsızlığı öfkesini daha fazla arttırıyor içinde kalan iyi şeyleri darmadağın ediyordu. birlikte sahilde geçirdikleri geceyi düşündü, adamın uykusu gelmişti uyumaması için onu güldürmeye çalışıyordu, bunu düşünürken mutlu oldu. bu mutlulukta çok kısa oldu. bu masada sessizce oturmalarının sebebi adamdı, şimdi yumuşayamazdı.
    adam iyice düşüncelere dalmıştı. kadını aynada saçını tararken izlediği günleri anımsadı, saçlarını beğenmeyip tekrar tekrar yapması hep hoşuna gidiyordu. böyle zamanlarda kadının kaşlarını çatarak ” ne gülüyorsun komik mi ” diye söylenmesi hoşuma gidiyordu. aynanın karşısındaki kadın her şeyiyle hayatın kendisi gibi duruyordu.
    kadın çocuklarına koyacakları ismi konuşurken yaptıkları kavgayı hatırladı. aslında adamın önerdiği isminde hoşuna gittiğini şimdi itiraf ediyordu kendine.
    kadın durdu kaçamak bakışları bir kenara bıraktı içinden görürse görsün be dedi ve gözlerini adama dikti. adam hala küllüğün içine gömülmüş duruyordu. adamın bu kayıtsızlığı onu daha fazla sinirlendirdi.
    – tek bir kelimen herşeyi değiştirir. bir sözcük yüreğimin ağırlığından kurtarır beni, diye söyledi içinden…
    bu kadar mı zor diye düşündü kadın. tek istediğim seni seviyorum demen, belki o zaman bir adım atabilirim sana doğru. belki o zaman tüm olanları bir kenara bırakabilir sadece mutlu günlerimi anımsaya bilirim diye düşündü.
    adam kaldırdı başını kadının kendisine baktığını gördü. kadının gözlerine ta gözbebeklerinin içine doğru baktı. seviyorum seni diye tekrarladı içinden, seviyorum hemde hiç bir şeyi sevmemiş gibi. ama bunu söyleyecek gücüm yok, şimdi sen içimde biriken tüm anıları yerle bir etmek istiyorsun, şimdi sen büyük acıların arasında beni boğmak istiyorsun.
    kadın kendisine bakan adamın öfkesini gözlerinden görüyordu. yine öfke patlaması yaşıyor diye düşündü, artık yorulmuştu. adamın belli belirsiz zamanlarda yaşadığı öfke patlamaları içinde biriken tüm güzel günlerin üstüne karabasan gibi çöküyordu. benim buna gücüm yok, ben kendi ağırlığımla boğulurken senin yükünü taşıyamam. beni sadece sev fazlası bana ağır gelir, diye söylendi içinden.
    adam kadının bir kere olsun kendisini sorgulamadan neden diye sormasını beklemişti. içinde biriktirdiği o kadar çok şey vardı ki kadının neden sorusu her şeyin ilacı olabilirdi.
    kadın oturduğu yerden kalktı küllüğü duvarda asılı duran fotoğraflarına doğru savurdu.
    – benim gücüm kalmadı artık. sadece mutlu olmak istemiştim, sadece beni sev istemiştim. sen beni sorgulamanın dışında hiç bir şey yapmadın. sevmeyi bilmiyorsun. incitmeyi, kırmayı, paramparça yapmayı biliyorsun ama sevmeyi bilmiyorsun. diye bağırdı adamın yüzüne
    adam yere dökülen sigara izmaritlerine bakıyordu. ne kadar çok içmişim be diye geçirdi içinden.
    kadın tekrar adamın yüzüne baktı.
    – tek bir kelimen dahi yok mu bana söyleyecek.
    adam olduğu yerde sigara izmaritlerine bakıyor ve hiç bir şey düşünmüyordu.
    kadın masanın üstünde duran şarap şişesini alıp gelişi güzel fırlattı. adamın kayıtsızlığı karşısında kendisini bitkin ve çaresiz hissediyordu. durdu,bir kaç saniye adamın yüzüne baktı, artık bu evde yapacağı bir şey kalmamıştı. hızlı adımlarla kapıya yöneldi, son bir kez içinde binlerce anısı olan eve baktı, kapıyı bütün gücüyle çarpıp çıktı.
    adam kapının gürültüsüne öylece bir döndü sonra tekrar sigara izmaritlerini izlemeye başladı….

    http://tipsychannel.com/bizim-caresizligimiz/
    0 ...
  20. 243.
  21. kendinden nefret ettiren durumdur. öyle anlarda yakalar ki sizi gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi kala kalırsınız. adamı gafil avlar.
    1 ...
  22. 242.
  23. Çaresiz dert yoktur, ama çareyi bulamamak vardır.
    1 ...
  24. 241.
  25. zamansız gelen ereksiyon hali, yersiz. 15 - 16 yaşlarında bi' çocuk. yanımızda ırkı önemli değil yabancı kız arkadaşlarımız.
    hatunlar itliğine çocuğu öpüyolar falan. biz bekliyoruz ha oldu ha olcak. çocuk olduğu yerde kaskatı kesildi bayıldı. ambulans falan zar zor kendine geldi. ufak aklımızla biz de çocuk heyecan yaptı, bayıldı falan diyoruz. ee pavlov, nerde çaresizlik dediğini duyar gibiyim.

    meğer olay çok daha teknikmiş, çocuk bizi aydınlatınca anladık. bu puşt, nerden okuduysa "istenmeyen ereksiyonlarınıza çözüm" gibi bi' şey okumuş. abi dedi; yirmi saniye nefesini tutunca geçiyo yazıyodu okuduğum yerde. ben nefesimi tutuyorum, indiriyorum sizin hatunlar sırnaşıyo bi' daha kalkıyo.
    nefes al nefes ver dayanamadım. en son bari sağlam bi' tutayım da 2 dakika rahat dursun diye düşündüm. ( çocuk dalgıç bu arada, tam olarak 3 dakika nefesini tutabiliyo). tutuş o tutuş abi, kaç dakika tuttuysam artık size rezil olmucam diye, kaskatı kesilmişim.

    nasıl bir çaresizlik, nasıl. nasıl ?
    6 ...
  26. 240.
  27. umit yasar siiridir.

    Çaresizliğin en amansız olduğu yerdeyim şimdi

    ilk defa sevmenin tarif edilmez korkuları içindeyim

    Uykusuz gecelerin yorgun sabahlarında seni düşünüyor

    Ve korkularla yine sana doğru koşuyorum

    Hep aynı soru düşüncemde “ya severse”

    O zaman neler olabileceğini düşünmek korkutuyor beni

    ilk defa yenileceğimi anlıyorum

    Karşımda kendinden emin gözlerin, dudakların, ellerin bunu söylüyor bana

    Seni tanımadan geçen bütün yıllara lanet ediyorum

    Önceleri hiç bilmediğim adını, şimdi binlerce defa tekrarlıyor dudaklarım

    Gün oluyor bir tabloyu seyredercesine mutlu heyecanlarla doluyorum karşında

    Gün oluyor eski bir yunan heykelin ölümsüz güzelliğiyle büyülüyorsun beni

    Gözlerin gözlerime takılınca güçsüzlüğüm aklıma geliyor

    Beni sevmediğin sevmeyeceğin

    O zamanlar öylesine yıkılıyorum ki bilemezsin

    insan nasıl gökyüzüne baktığı zaman

    Bu sonsuz evren içinde küçük ve çaresiz bir yaratık olduğunu anlarsa

    Güzelliğinde bana aynı şeyleri düşündürüyor

    Gün oluyor mavilerde, gün oluyor kırmızılarda, gün oluyor karalarda yaşıyorum seninle

    Dudaklarında çıkan her kelime suya bir taş atmışçasına büyüyor içimde

    Nereye gitsen kulaklarımda o yarı karanlık çocuksu sesin

    Sonra kendine has kokun, kokuların en çıldırtıcısı, en tahrik edicisi

    Ve gözlerin…

    Esmer bir akşamüstünün serin hüznünü getiren gözlerin

    Görebildiğim, duyabildiğim her şey bana seni sevmeyi söylüyor

    Uzaklaştıkça yaklaşıyor uzak

    işin en kötüsü yaklaştıkça da uzaklaşmaktan korkuyorum

    Belki hiçbir zaman sana seni sevdiğimi söyleyemeyeceğim

    Ne sana nede senden başkasına…

    Düşün ki çoğu zaman kendime bile söyleyemiyorum

    Sanki söylediğim anda her şey bitecek ve bu emsalsiz büyü bozuluver ilecekmiş gibi geliyor

    Bir insanın kendini aldatması ne güçtür bilirsin

    Bu sevmek korkusunun aslında çok sevmek olduğunu biliyor fakat anlatamıyorum

    Galiba asıl korku sevmek değil onun arkasına gizlediğimiz sevilmemek korkusu

    Küçük aldanmalarla kendimizi avutmaya çalışıyor

    Düştüğümüz bir çıkmazda bir teselli arıyoruz kendimize

    Belki de aynı korkular içindeyiz seninle, bir birimizden haberimiz yok

    Sevmek…

    Seni alabildiğine sevmek…

    Hiçbir şeyi umursamadan, bütün karanlıkları hiçe sayarak sevmek

    Tutmak ellerinden, o derinlere inmek, gitmek oralara, o yerlere

    Orda hep sen olmalı, seni yaşamak ve olduğun yerde bile

    Seninle sensiz olamamak…

    Sonrada sensiz edemediğimi, edemeyeceğimi söyleyememek sana

    Susmak…

    Susmak…
    Korkudan ölünceye kadar…
    2 ...
  28. 240.
  29. 239.
  30. öğrenilmiş çaresizlik gibi durumları vardır. yapman gerekeni bildiğin halde alışkanlığın insana verdiği rahatlıktan kopamama, kolaycılığa kaçıp sorunları hasıraltına itme davranışıdır. bu kabiliyetle 2 yaşında tuvalete gitmeyi nasıl öğrendim helal olsun diyorum.
    0 ...
  31. 238.
  32. Aslında herşeyin farkında olup yinede umut beslemek.
    3 ...
  33. 237.
  34. Allah kimseyi sınamasın.

    söyleyecek, yazacak o kadar çok şey varki aslında ama yinede korkuyorum canımı yakmasından geçen günlerde olduğu gibi, insan çünkü en çok sevdiklerinin laflarıyla üzülüyormuş..
    1 ...
  35. 236.
  36. 235.
  37. Verdiğin seçimin meyvasıdır asıl çaresizlik.Tüm kapılar kilitli olsa birinin kalbinde yer tutan hiç kimse çaresiz degildir.Asıl çaresizlik seni görmezden gelen seni yutan hayattır.
    0 ...
  38. 234.
  39. kimsenin başına gelmesini istemem, ameliyata gireceğimi ve riskli bir operasyon geçireceğimi öğrendiğimde yaşadığım duygudur. belki de ölecektim öyle gözlerimi kapattım ve binbir duygu içerisinde ameliyathane'ye girdim. sonrası için çok şükür.
    0 ...
  40. 233.
  41. kimsenin başını gelmesini istemem, ameliyata gireceğimi ve riskli bir operasyon geçireceğimi öğrendiğimde yaşadığım duygudur. belki de ölecektim öyle gözlerimi kapattım ve binbir duygu içerisinde ameliyathane'ye girdim. sonrası için çok şükür.
    0 ...
  42. 232.
  43. eskileri hatırlarken donup kalma, hayatını yaşayamama, yaşamaktan zevk alamama durumu. yalnızca yemek, içmek, oturmak. hiçbir şeyden zevk alamamak. heyecanlanamamak, sevememek, üzülememek, ağlayamamak. yalnızlığın çaresizliğinde boğulmak.
    3 ...
  44. 231.
  45. aşk denilen duyguyu iliklerinize kadar hissetmenize, dünyada ondan başkasını gözünüz görmemesine rağmen, onunla konuşacak cesareti ve fırsatı bulamamak, sizi bekleyen ayrılık,dışlanma,hapis, ölüm. yine de ne kadar çarpık,yanlış bir duygu da olsa yaşadığınız hala bir parça umut. allah ın rahmetine olan en yüce inancınız.
    yine de içinde bulunduğunuz çaresizliği örtmeye yetmezler.
    ya sikeyim böyle dünyayı tamam mı, offf.
    gençler bakın "onu iyi ki tanımışım "dediğiniz kişiyle "keşke tanımasaydım "dediğiniz aynı kişiyse, onu sakın bırakmayın tamam mı?
    dolmuyor boşluğu.
    1 ...
  46. 230.
  47. Şarjın bittiği gün anahtarını da unutup kapıda kalmak.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük