bir şeyi kanıtlamak istersin ama kanıtlayamazsın. çünkü hayat olduğu gibidir, olmasını istediğin gibi değil.
hiç seyrettin mi,aynaların vicdanlarında? tükenişinin çaresiz soluklarını.
hadi eyvallah...
''en karanlık gününde en çaresiz anında kendini ortaya atıyorsan eğer,
en umutsuz anında kendin için değil çocukların için
kendini çare diye sunuyorsan eğer,
yüreğinde çocuğunun sevgisini tutan hiç kimse çaresiz değildir.
tüm kapılar üstüne kitlenmiş de olsa birinin kalbinde yer tutan hiç kimse tutsak değildir kendi kafesine,
çaresizlik; aradığın çarenin belki tam önünde olması ama onu bulacak vaktin olmamasıdır çaresizlik.
çaresizlik; cevapsız kurak bir ıssızlık değildir.
dışarıda devam edecek hayattır asıl engel,
asıl engel sana geçit vermeyen seni umursamayan seni yutan hayattır asıl engel....''
Zordur.
Öyle imkanı olan çaresizlikten bahsetmiyorum.
Çocuğuna ilaç alamadığı için hırsız olan babadan, evladı engelli diye toplumdan dışlanan anneden, yoğumbakımda yatan gencecik çocukların ailesinden...
Bundan daha kötüsü var mı bilmiyorum.
Ama ölüm karşısında yaşanan çaresizlik kadar güçlüsü yoktur diye düşünüyorum.