Bazen birçok şeyin kendi etrafında dönüşünü seyrediyorum; gerçekten izleyebiliyorum bunu.
Yalan artı yalan; zaman eksi zaman; varoluş bölü diriliş... Yaşanmışlığın matematikselliği hep tek rakam çıkarır uzun çizgi altına. Çift olan karakterden başka bir şey değildir; o da kendi içinde bölünerek yok olur ya.. Bu da, yeryüzünü işgal edişimden çıkardığım tez. içimdeki kıpırtıyla kıpraşan çözümsüzlük, ve boşvermişliğiyle dalga geçen ukalalığım.
Hayat parmağında oynatıyor da bizi, ah zaman ahh... ! *****
acısıyla tatlısıyla elinizden ucup gittiğinde kıymetini anladığınız, farklı mekanlar ve insanlar etrafında sürüp giderken size yeni dostlar kazandıran ve kaybettiren, değisimin içinde nereden nereye geldiğinizi gösteren, her seyin ilacı olduğu iddia edilen kavram.
en mutlu olduğun zamanlarda hızlı geçen, en çabuk geçmesini istediğindeyse yavaşlayan.. ama sonunda her zaman geçiceğini bildiğin ve bazen hızı gözünü korkutan düzlem.
şu da bir alıntı: "kuzenim bu cemaatin dershanesine gitti ve her sınıfın yarısını kurayla (ya da bazı sınıflarda deneme sınavlarındaki başarılarına göre sınıfın başarılı yarısını) bir kaç ay parasız zaman abonesi yapıyorlar ve her sabah şubeye 120 gazete geliyor... gazeteler her şubenin girişinde yer alıyor... dershane hocaları, abiler falan sabah yukarı çıkarken gazeteleri alıyorlar. haricen hepsinin evine her gün ayrıca dağıtılıyor bu gazeteler... bu iki örnek bedava dağıtılan aboneliklerin sadece 2 yolu.."
***
küçük bir örnek olması açısından, hürriyet,vatan, milliyet ve sabah gibi gazetelerin internet adresleri ile zaman gazetesinin internet adresi ziyaretçi sayısı bakımından karşılaştırıldığında bu sonuç çok daha net biçimde ortaya çıkıyor.
http://www.alexa.com/ adresinde, "movers & shakers traffic graph" yazısının hemen altındaki kutucuklara söz konusu gazetelerin adreslerini yazarak "compare sites" butonuna tıklarsanız, karşılaştırma sonucuna ulaşabilirsiniz.
hatta kolaylık olması bakımından, sonucun ekran görüntüsüne şuradan bakılabilir: http://img522.imageshack.us/img522/4376/zamaniq1.jpg
üsteki kırmızı çizgi milliyet'e, onun altındaki yeşil çizgi hürriyet'e, biraz daha alttaki siyah çizgi sabah'a, en altta uzanan iki çizgi ise zaman ve vatan gazetelerine ait.
asil gecenin, yalnız karanlığında parıldayan bir cennet nağmesi eşliğinde bir takım ayak oyunlarının kokusu... peynir kokusu... yıka ayağınııı... yıkaaa...
ve her gün şehre karanlık gibi çöken, binbir gecenin intizarı, köhneleşmiş ruhların ebedi boku, fenerbahçe'nin ezeli rakibi, tas kebabı... tas kebabı... tas...
gecen bir sey. bazen agir bir deve gibi salinarak ve sallanarak, bazen de hizli tren gibi. gecerken ya horgucunde ya da kompartimandaki o esyalari koydugumuz yerdeki kucuk valizde goturuyor bize ait en muhim seyleri. keske zaman denen avucumda bir cep saati olsaydi kostekli, gumusten dedemin saati. canim kaca isterse o saate kurabilecegim cocuklugumdaki gibi.
icinde "hocaefendiden gunluk update" gibi kisimlar da olan, ama yorum sayfasi turkiye'nin en iyi yazarlarini barindirabilen gazete. hatta bazen misafir yazar olarak norman stone gibi kalantorlari bunyesinde bulundurarak beni sasirtmis gazetedir.