alevilerin ankara'da yaptıkları mitingle alakalı olarak ' sivas ve gaziyi planlayanlar yeni oyun peşinde' şeklinde terbiyesizce başlık atan gazete. sanki sivasta, maraşta, çorumda, gazide aleviler kendi kendisini öldürdü ya da onları katlederken atılan sloganlar " yallah, bismillah, allahu ekber" değildi.
öyle yaftalamadan düşünün diye reklam yapmakla olmuyor diye geçiyor insanın içinden. önce kendi kapının önünü temizleyeceksin ki sonra demokrasi havariliğine soyunasın.
şakirtlerin üzerine su dökülünce ıslanmayacağını ve bu ıslaklığı altına geçirmeyeceğini iddaa ettiği gazetedir. aslında hiçbiri denememiştir. bir keresinde ben dört dörtlük bir şakirt ile deney yapmıştım. kendisine anlatılanlara o kadar çok inanıyordu ki benim yanılacağımı söylüyordu. ancak deney sonrasında gerçekleri görünce yani zaman gazetesinin de normal bir gazete olduğunu görünce yaptığı yorum mükemmeldi.
"ama diğer gazeteler gibi hemen ıslanıp suyu alt tarafa geçirmedi."
türkiye'de garip bir misyon üstlendiğini düşündüğüm ilk gazete. ikincisi (bkz: taraf). şöyleki, köşe yazarlarının çok çeşitli boyutlarda yer alan, birbirinden farklı düşünen, birbirinden farklı hayat tarzlarına sahip kişiler olduğu söylenir hep ve gerek reklamlarında gerekse de tanıtımlarında tarafsızlığından, dürüstlüğünden falan bahsedilir. ama bildiğim, okuduğum, gördüğüm kadarı ile ne türkiye'yi büyük ölçüde tanımlayabilecek bir yazar seçkisine sahip, ne de tarafsızlığından veya dürüstlüğünden bahsedebiliriz.
yazarları arasında kimisinin milliyetçi, kimisinin ulusalcı, kimisinin vatanperver dediği kişiler yok. özellikle kültür sanat konularında yazı yazan kimseler nesnel, düşünsel ve işlevsel yazılarından ziyade, belirli bir kesime hitap eden, belirli kuralları olan bir sanat kültür yelpazesinden hareketle yaşamlarını sürdürüyor. örneğin; (bkz: iskender pala), (bkz: hilmi yavuz).
ikinci husus, dürüstlük ve tarafsızlığa gelirsek, malumunuz, vakti zamanında bu memlekette cumhuriyet mitingleri yapıldı. gerek bu gazete, gerekse de bu grubun televizyonu bu kitlesel refleksi 'anarşist, aykırı ve zararlı bir hareket' olarak niteledi hatta izleyenlerine açık açık bu tertibe katılmayın dediler. eğer tarafsız ve dürüst bir yayın organıysan bu tarz eylemleri üstünkörü verirsin ve geçersin, şurada şöyle bir miting oldu, şu kadar kişi katıldı, falan filan diye. ama sen bu eyleme tutup da bir kulp yapıştırırsan olmaz. nerden mi biliyorum, o zamanlar özellikle bu grubun bu mitingler hakkındaki haberlerini izledim. bu arkadaşlar o kadar tarafsız ve dürüstlerdi ki, bazı mitinglerde mitinge katılan insanlarla sohbet, röportaj yapabilmek adına mikrofanların üzerinde yer alan ve kanallarını belirten kauçuk zavazingoyu çıkartarak dürüstlüklerini sergilediler. yani günlerce yaftaladıkları insanlardan ki o insanlar sokaktaki sade insanlardı, onlardan korktular. hatta günlerce, gerek televizyon kanlına çıkararak, gerekse de bu gazete de yazı yazdırarak bir psikologu kullandılar. bu grubun kanalını takip ediyorsanız tanırsınız muhtemelen, saçları önden seyrelmiş, gözlüklü, yavaş konuşan bir psikolog. ve bu adama aynen şunu dedirttiler;'çocuklarınızı bu tarz tertiplerden uzak tutun, zarar görebilirler, gelişimini engeller...'
en son edindiğim bilgilere göre, düzeltiye açığım, malum ikinci gazete, yani (bkz: taraf) bu birinci gazetenin basımevlerinde basılıyormuş. artık nasıl bir ilişki varsa aralarında...
yorum sayfasında türkiye'nin birbirinden değerli entellektüel isimlerinin yazılarına yer veren fikir gazetesi. çıplak kadın, çanak, çömlek, film türü ürünlerle satışlarını artırmak yerine sempatizanlarının desteğiyle türkiye'nin en çok satan gazetesi olmuştur. evet bir eve 5 gazete giriyor doğru, ne kadar güzel bir şey, hangi birimiz gazetemize bu kadar sahip çıkma gereği duyuyoruz?
reklamlarını bugün kendi sitelerinden izledim. Özellikle ellerinde Türk bayrakları ile muhtemelen cumhuriyet mitinglerinden birine gidenlerin canlandırdığı sahnede miltarist damgasını görüyoruz, bundan yaklaşık 6 önce ellerinde türk bayrakları taşıyanlara kendileri militarist dememişler gibi, türk bayrağı'nı taksisine asmış bir taksici sanki protestolarda türk bayraklarını kullananlara faşist yükseliş diye kendileri manşet atmamışlar gibi, uzun saçlıya satanist vurmuşlar sanki bundan önceki rock yazılarında satanistler diye bunlar metalci diye köşe yazılarını yayınlamamışlar gibi, sanki orada hazırlanan etiketlerin %90 kendi gazetelerinde yayınlanmamış gibi.
yeni devletimizin entelijansını barındıran gazete. Liberalizmi sadece serbest piyasada görüp, vakit gibi enettelktüeliteden yoksun silahşör görünümündeki yayının yerine; sola göz kırparak tahlilcilikle modern ve rahat çevrenin beyaz müslümanların gazetesi.
yeni reklamlarında ergenekoncu ile yaftalamayı eleştirmediğini gördüğüm gazete. çünkü kendisi her fırsatta herkesi ergenekoncu yapıyor. dikkat edin beyler dava bitmedi demek geliyor insanın içinden bu adamlara. ergenekon yaftalamasını eleştirse bile bu yaftalama ile ancak kendilerini eleştirmeliler.
akışına hayret ettiğimiz ve çoğu zaman bir film şeridi gözlerimizin önünde geçip gidiyormuşçasına izlediklerimiz zaman...
durdurmayı dilediğimiz ama durduramadığımız kum saati...
evet zaman durmaz belki, ama bazı anlarda sanki durmuş gibi hissederiz ve o anların sonunda zamanın nasıl akıp gittiğine şaşırırız...
belki aşık olduğumuz anlardır bu anlar, belki çok sevdiğimiz dostlarımızla görüştüğünüz anlar, belki uzun zamandır görmediğimiz aile bireylerini gördüğümüz tüm özlediklerimizle geçirdiğimiz anlar...
mümkün olsaydı durdurabilmesi o en çok mutlu olduğum ana gidip çocukluğumda, o anı durdurmayı ve sürekli o mutluluğu yaşamayı dilerdim ...
o anın ne olduğunu sormayın sırrı bende kalsın...
masum olmayı, çocuk olmayı, bulutlu ve güneşli bir sonbahar gününde uçurtma uçurmayı özledim belki ondandır bu dileğim...
sıradışı ve alışkın olmadığımız bir reklam politikasına sahip gazete, yıllardır yalnızca bizi okuyun demek yerine her ne okuyorsanız okuyun birde bizi okuyun diyorlar. birbirine çok yakınmış gibi gözüken ancak birbirinden çok uzak bu iki cümle arasında müthiş farklar mevcuttur ve bu asla gözlerden kaçmaması gereken bir detaydır.
çok kurnaz bir gazetedir. ordunun tepesine vurur vurur vurur. tam ortam gerilir, bu kez şöyle der: "noluyor yaw bu asker düşmanlığıda neyin nesi !" hatta golf oynayan paşayı bile savunur, ondan sonra ortada mal gibi kalan taraftır, yeni şafaktır. bu aslında korkaklıktır, saman altında su yürütmedir.