saatin tiktakları gibidir zaman, rüzgar gibidir savurur durur sizi bilinmeyene doğru. belki kaybolursunuz zamanda, geçmiş ve gelecek ikileminde kalarak yaşatır hayatı size.
an itibariyle tirajı 1.000.000 çok yaklaşan gazetedir. avrupadan çeşitli tasarım ödülleri almıştır. ve objektif olarak bakmak gerekirse; kadın resimleri az sayıda da olsa vardır ama gazete bu resimler üzerine kurulmamıştır. bu yönüyle cumhuriyet gazetesi ve zaman takdiri hakeder.
ışıktan karanlığa, gecen gündüze yaşarız, zaman içinde o küçücük zamanı. nefes nefese kat ettiğimiz, varlık ile yokluk arasında kısa bir mesafedir bize ait olan zaman.
nedir peki zaman?
saat kadranı üzerindeki akrep ve yelkovanın dairesel hareketi mi ?
takvimden çekip aldığımız yapraklar mı?
dünyanın güneş etrafında dönüşü mü?
metabolizmamızda meydana gelen değişmeler mi?
yoksa insan zihninin bir tasarımı mı?
"tanımlaması en zor kavram" demiş, zaman için aziz augustinus. gerçekten de zaman, felsefe, matematik, ve fiziğin uğraşı alanına girmesine rağmen, hala dört başı mamur bir izaha kavuşamamış durumda.
i. melih gökçek'in kemal kılıçdaroğlu ile yaptığı tartışmada i. melihi haklı bulan gazetedir. böyle bir şekilde taraf tutan yazar da olmaz, olamaz. sözlüklerde bile millet bu kadar açık olarak "siyah" olan şeyleri "beyaz" göstermez. bu gazetenin mensupları sokakta "yazar" sıfatı ile geziyorsa yazıktır, günahtır ülkemdeki gazetecilik anlayışına.
çok boktan bir şeydir. zamanı ölçmeye başladığınızdan beridir "yaşlanıyorum yakında ölürüm zaten baksana kaç yıl oldu" diyorsunuz. sonra hafif çiziyorsunuz kafayı bu korku ile. o zaman da çak gitsin anti-depresanı mal gibi oh.
Yunanistan'da son bir haftadır yaşananlara ilişkin olarak Zaman gazetesinde yer alan Herkül Millas imzalı yorum, islamcı medyanın özgürlük anlayışının sınırlarını göz önüne seriyor. Türkiye'de türban üzerinden "özgürlük ve demokrasi sevdalısı" kesilenler, Yunanistan'daki kitlesel eylemlerin örgütlü sınıfsal karakterini örtmek için "çatışma ve yağma" görüntülerine odaklanmakla kalmıyor, yaşananları özgürlük ve demokrasinin "fazla" oluşuna bağlıyor.
15 yaşındaki lise öğrencisi Girigoropulos'un polis tarafından kalbinden vurulması üzerine Yunanistan'da gelişen olaylar, burjuva medyada "anarşist saldırılara" indirgenmeye çalışılırken, islamcı medyanın da "özgürlük ve demokrasi sevdası"nın sınırlarını göz önüne serdi.
Olayların başından bu yana burjuva medya ile uyumlu biçimde, kitlesel eylemleri "saldırı ve yağma" görüntüleri üzerinden aktarmayı tercih eden Zaman gazetesi, Perşembe günü yayınlanan Herkül Millas tarafından kaleme alınmış yorum sayesinde indirgemecilik ve yüzeysellikte olduğu kadar özgürlük ve demokrasi düşmanlığında da nerede olduğunu gösterdi.
Herkül Millas'ın yazısı özetle "fazla özgürlük iyi değil", "genç nesil bozuldu" gibi çok bilinen muhafazakar eleştirileri barındırıyor. Ancak seçilen örnekler ilk bakışta hayret verici ölçüde basit görünmekle birlikte asla rastlantısal değil. Aktarılan kurgu, islamcıların özledikleri baskıcı ve gerici toplum düzenini resmetmenin ötesinde, Yunanistan'da kitlelerin örgütlü mücadelesini gözlerden kaçırmak, örgütlü ve bilinçli binlerce eylemciyi "birkaç maskeli saldırganın peşine takılmış cahil gençler" olarak gösterme çabasının bir ürünü.
Polis üniversiteye giremiyormuş
Yazının ilk paragraflarında demokrasinin "fazlalığı"ndan dem vurulurken, polisin nasıl göstericilere "müdahale etmediği, hatta onları dışarıdan gelecek olası tepkilere karşı koruduğundan" şikayet edilmiş. Fethullahçı polisin her fırsatta eylemcilere "müdahale ettiği", üniversitelerde yöneticilerle işbirliği içindeki sivil ya da üniformalı polisin öğrenciler arasında cirit attığı Türkiye, Zaman gazetesinin demokrasi ve özgürlük anlayışının ürünü ve yansıması olduğu için islamcı medyanın öğrencilerini polise teslim etmeyen hocaları, kampüslerinde polis istemeyen rektörleri onaylamasının mümkün olmadığı yazıda açıkça ortaya koyuluyor.
Örgütlü kitleler, "tembel öğretmenler, asi gençler ve vurdumduymaz aileler"miş...
Geçtiğimiz çarşamba günü ülke genelinde gerçekleştirilen genel grev ve sınıf karakteri oldukça belirgin taleplerin dillendirildiği eylemlerle ortaya çıkan tablo karşısında kaygılanan islamcı medya, eylemleri özenle "maskeli yağmacı" görüntüleriyle gölgeleme çabasına girdi.
Zaman gazetesinde yer alan Millas'ın yazısındaki, lise ve üniversitedeki eylemcileri "asi, şımarık öğrenciler", öğrencilerin taleplerini destekleyen öğretim elemanlarını "çalışmadan maaş almak için boykotu fırsat bilen öğretmenler" ve çocuklarını destekleyen velileri de "çocuklarının sınıf geçmesinden başka şeyle ilgilenmeyen vurdumduymaz veliler" olarak niteleyen yüzeysel tanımlamalar gülünç ve şaşırtıcı olsalar da son derece amaçsal oldukları görülüyor.
Yunanistan'daki kitlesel eylem takvimine bakıldığında, ülkede son zamanlarda lise ve üniversite öğrencilerinin öne çıkarak, eğitimin paralılaştırılmasına, liselerin ve üniversitelerin şirketler ve sponsorlar tarafından işgaline karşı son yıllarda Okul Sendikaları Koordinasyon Konseyi tarafından organize edilen önemli eylemler gerçekleştirdikleri göze çarpıyor. Millas, yazısının önemlice bir kısmını bu eylemlerin etkisini kırmaya ayırmış.
Millas'ın yazısına yorumlar kısmında yer veren Zaman gazetesi de, Yunanistan'da örgütlü ve sınıfsal bir kavrayışa dayalı tüm kitlesel eylemleri çarpıtmak için eski bir solcunun kalemine başvururken, kendi demokrasicilik oyununun sınırlarını çizmiş oluyor. islamcılardan demokrasi kahramanları yaratmaya çalışanların ilgisine...
--spoiler--
"en azından göt bacak yok, güzel yazılar var" diyerek arka çıkılan fettoş gazetesi. amma velakin gazeteyi alıp birkaç sayfa okuyunca fikri değişiyor insanın.
"güiza'nın beşinci dakikadaki golüyle beşiktaş 1-0 öne geçti. galatasaray dinamo moskova'yı dinamo'da farklı yendi. gollerin ikisini genkov attı."
gibi cümlelere rastlanabiliyor. bu abartı tabi ama bir örnek. bir maç için üç farklı takım ve oyuncu kullanıldığını gördüm. editör yok mu, kimse kontrol etmiyor mu? bağlaçları ayrı yazmayan biliyorum. yanlışlıkla oldu tamam da, kontrol edip koyun be kardeşim, gazete bu entry değil.
Fethullah Gülen hocanın resmi yayın organı.
genel yayın yönetmenliğini Ekrem Dumanlı yapar. Bir dönem Hekimoğlu ismail fırtınası vardı köşelerinde ve de bu sayede epey cemaat dışı okur kazanmışlardı. aynı dönemlerde Fehmi koru da zaman gazatesinde yazardı ki Fehmi KoruYeni Şafak a geçtikten sonra yeri doldurulamamıştır. Yinede değerli yazarlarla adından söz ettirir. Nihal Bengisu Karaca son dönemde ön plana çıkan isimdir Zaman gazetesinde.
göreceli bir şeydir. bir tür yarı tanrı. keşke bir günün 24 saatten farklı bir sayısı olsaydı. ne bileyim 11 saat olsaydı. yıl 365 gün değil de 89283 gün olsaydı. zaman kavramı çok daha farklı olurdu. algılar, yaşam ya da saate bakışımız.
saate bakışımız demişken aynı derecede farklılık burada da ortaya çıkmakta. insan bir gün boyunca saate baktığı her zamanı bir yere not alsın. misal kağıda w yazsın. işte o zaman anlayacak zamanın ne denli önemli ve önemsiz olduğunu. görece işte. çıkan şekle iyi baksın yalnız..
#4277895 ilgili entryde bahsedildiği gibi mustafa kemal atatürke "mustafa" diye hitap eden gazete değildir.olayları saptırmamak , karşı tarafa bok atarken bile biraz olsun dürüst olmak gerekir.sadece çizim zaman gazetesine aittir , ilgili soru zaman gazetesinin karikatürünü basan gazetenin problemidir.
öbür yandan zaman deyince akla o ünlü latince tabi gelir
vulnera omnis ultima necat
hepsi yaralar sonuncusu öldürür...
şimdi için gelecekte hep hayıflanılacak olgudur.
enerjidir.
süreçtir.
ilaç olma görevide vardır.
andır aslında.
değeri geçmeden anlaşılmalıdır.
dolu dolu yaşanmalıdır.
sevgiyle doldurulup gülerek hatırlanmalıdır.
zaman adım adım
zamanı adımlayan ayaklar var
yükler omuz omuz
yükleri taşıyan omuzlar var
en güzel hayalini seç dolaptan, üstüne giy
ne güzel yakıştı bak üstüne
bir ses duyunca
zamanın sesini duyunca
üstüne gelince yıllar birer birer
yine de güzelsin, güzel çizgilerle
yine de yürürüz, yürürüz.
adım adım zaman adımlayan ayaklar bizim mi?
ağır ağır yükler taşıyan omuzlar bizim.
http://img146.imageshack....hp?image=image0041ug8.jpg
babasının oğluna hitap ediyor sanki küstah.
ama hakkını yememek lazım can dündar sayesinde hamdolsun ülkenin kurucu önderiyle aramızdaki mesafe yokoldu, kanka muhabbeti bile yapabilir hale geldik.
dokuz yüz binli rakamlara ulaşmış gazete. ancak her gün apartmanların önünde okunmamış zaman gazetelerini gördükçe rakamın ne derece doğru olduğunu düşünüyorum. bir cemaat evine iki-üç tane girdiği de düşünülürse rakamlar gerçeği yansıtmıyor. dolayısı ile kağıt israfıdır.
hükümete karşı gelen şerefsizlerin ne kadar da hayın, ne kadar da ulusalcı-faşik ve aynı zamanda din düşmanı alevi(allaalaaaa.... kavramları karıştırdım lan ben. bi dakka) olduklarını gözler önüne seren gaste. yaftalamak değildir kaaardişim bu! şerefsize, hayına şerefsiz hayın diyorlar işte. hem allah'ın partisi akp'ye nasıl karşı gelir bir insan, şerefsiz, hayın, kafir ve satarik olması lazım ilk önce. yani bu yafta değil tabii ki! yaftalamadan düşünün taam mıı!