okudukça insanın midesini bulandıran kankası vakitten, daha yumuşak bir dille yayın yapan fetocu kağıt parçası.
edit: aferin lan sizde onlar gibi çalışıyorsunuz. *
aslında böyle bir şey yoktur, insanoğlunun uydurmasıdır. tüm o takvimler, saatler yalandır. saatin durmadan dönen çubuklarını zaman değil ufak bir pil çalıştırır. takvimde birden 30lara saydığımız günler kendimize söylediğimiz yalanlardan biridir. aslında saat hiç bir zaman üç olmamıştır. bu sadece biz öyle kabul ettiğmiz içinidir. tekrar ediyorum "zaman" diye bir şey yoktur dostlar. geçen, azalan, yitirdiğiniz şey ömrünüzdür. "vakit geçiyor yahut geçmiyor" diye kandırır ya insan kendini. tüm o sayıların hiç bir anlamı yoktur. her gün yeni bir ayın, yeni bir haftanın, yeni bir yılın ilk günüdür, her zaman saat biri bir geçiyordur. birinci ayın birinci günüdür. "yıl" ya da "sene" dediğimiz şey bu saçmalığın bir üst modelidir. 2009 sene önce doğduğu bile muallak bir insanın hayatına göre yapılan ilginç bir genel kabul, niçin insanlar bunu kendi hayatlarına göre yapmazlar bilmem, aklım ermez.
balon tiraja sahip gazete. gelin beraber düz bir mantık kuralım. genelde gazete okurları tv tercihlerini de okuduğu gazetenin benzeri yayın politikası yapan kanallardan yana kullanırlar. hürriyet, milliyet okuyucularının genel olarak kanal d, show tv, star, atv izlemesi gibi. zaman söylenildiği kadar çok satış yapan bir gazete olsa idi en azından bunun bir kısmının izleyici olarak stv'ye hatta kanal 7'ye yansıması gerekirdi. şimdi aylık reytinglere bakalım, getir kızım ordan, merak eden de netten baksın. ne görüyorsunuz. zirvede stv mi var kanal 7'mi var. e nerede bu kadar çok takip edilen gazetenin kitlesi?
yüksek tirajı sanırım şu şekilde de açıklanabilir. ben zamanında ekonomik nedenler ile fem dersanesine gitmiştim. en ucuz dersane oydu ama fethullah gülen ile zerre işim olmaz. neyse o zamanlar zaman gazetesi her gün bir öss denemesi veriyordu. bizim sınıf abisi de bu sınavları sınıfta çözmemizin iyi olacağını söyledi. hepimizden paraları toptan aldı ve her gün bir deneme çözmeye başladık. gazeteleri okuyan yoktu, hepsi çöpe. bugün sabah bir fem dersanesinin önünden geçtim ve yine üstüste yığılmış yüzlerce zaman gazetesi gördüm. sanırım tekrar öss denemesi dağıtmaya başlamışlar. bari kağıt israfı yapmayın. sadece denemeleri satın. o kadar kağıda yazık.
uydurulmuş bir kavramdır. uydurulmuş olduğunu anlamak için durumu beraberce inceleyelim.
|-----------|
| | | ---> v
|-----------|
bu şekilde v hızı ile giden bir aracın içinde olduğumuzu varsayalım. o ortadaki dik çizgi de bir ışık kaynağı olsun. ışık kaynağının hemen orda bir gözlemci var. ben de aracın dışındayım, araç önümden geçerken öyle bakıyorum mal mal.
şimdi dostlar, önce kabul edilmesi gereken şey şu. ışık tam olarak, fiziksel bir varlık değildir. ışık hem madde, hem dalgadır. aynı zamanda, ne madde ne de dalgadır. ışık basıncı ışığın madde olduğunu, maxwell ve schrödinger denklemleri ise dalga olduğunu ispat eder. neyse, ışık garip bir "şey" olduğundan dolayı, her gözlemciye ışık, ışık hızı (c) ile hareket ediyor olarak gözükür.
mesela şöyle düşünelim. ben duruyorum, önümden ışık geçiyor ve ben bunu c hızıyla geçiyor olarak görüyorum. ancak, başka biri 100km ile giden bir araçta ışıkla aynı yönde seyahat ediyor. ışık ona (c-100)km hızla hareket ediyor gibi gözükmüyor, aksine ona da c hızı ile hareket ediyor olarak görünüyor.
işte bu noktada klasik fizik çöküyor. nerenden uyduruyorsun bunları gece gece demeyiniz. bu olayın doğruluğu birçok deneyle, ama özellikle atom saatleri ile ispatlanmıştır.
şimdi aracımıza geri dönelim. aracın yüksekliği h olsun. aracın içindeki kişi bu ışığı gözlemliyor. bu kişiye göre, ışığın kaynaktan çıkıp geri dönerken aldığı yol 2h. bana göre ise (ben dışarıdan bakıyorum), bu yol şöyle bir üçgen;
|
|
|2h
|
|--------
2hv/c
benim gördüğüm ışık hareketi, bu üçgenin hipotenüsü yani çizemediğim kenarı. bu kenarın uzunluğu 2h'dan
uzun. hem bana göre, hem aracın içindekine göre ışık hızı c idi. ulan ne oluyor o zaman, manyadık mı biz?
zaman = gidilen yol / hız
şimdi gidilen yol farklı; ama hız aynı. dolayısı ile iki gözlemci için geçen zaman farklı. bu tamamen doğrudur. yüksek hızlarda, uzun süren uçuşlar sonucu atom saatleri ile fark edilebilir bu etki.
özetle; hızlı hareket eden bir kişiye göre zaman daha yavaş akar. yavaş akma katsayısı da;
kök ( 1 - v^2 / c^2)' dir. hareket eden kişiye göre, bu miktar kat daha yavaş akıyor zaman.
o halde, zaman sadece bir kılıftır. zaman, ışık kime göre saniyede ne kadar yol gidiyor bilelim hesabıdır.
görünüşte antiemperyalistken gerçekte amerikan uşaklığı yapan gazete.
ez zeydi haberi ile erkan bebek hilary annesini bekliyor haberinin aynı anda yer alabildiği garip gazete.
şimdi baktımda anasayfa tümüyle ergenekon- asker şöyle yaptı böyle yaptı ile dolu.
eskiden kızardım şimdi çok gülüyorum.
darwin mevzusuna önce müdahil olmayıp aradan 3 gün geçtikten sonra küçük bir şekilde kendisinden beklendiği gibi haber yapan gazetecik.
"tübitak'ta darwin provokasyonu"
demokrasinin yılmaz neferi zaman, senden başka bir şey beklemiyorduk zaten de neden bekledin be anam?
hep böyledir bunlar, akp'ye protestolar hep provokasyondur, akp'ye eleştiriler provokasyondur. cağnım ülkem provokasyondan geçilmiyor ulan. her halt provokasyon. örneğin"gatakulli" demek ise demokratik bir beyan.
kendilerinin söylediği her şey demokratik tepki, kendi fikirleri dışında olan her şey provokasyon.
bu aralar avanak avni mahlasını çok seviyorum, yine onun gibi seslenmek istersem, sizin demokrasi anlayışınızın ta hımıl gıı bızzz mıfff!
spor yazarlarına cemaatlerinin üyesi olan sporcuları ve antrenörleri hakkında iyi şeyler yazmalarını öğütleyen gazete.
vakt-i zamanında hakan şükür-ersun yanal gerginliğinde ana gazetede ve spor eklerindeki spor yazarlarına telkinde bulunmakta, "hakan şükür lehine şeyler yazarsanız memnun oluruz, ersun yanal'ı eleştirirseniz memnun oluruz" şeklinde. aynı durum ertuğrul sağlam için de geçerli. ertuğrul'un zaman desteğine zaten ihtiyacı yok, zira hiçbir zaman cemaate yakın olma kimliğini ön plana çıkarmadı.
zaman bazen çok hızlı, bazense geçmek bilmeyen bir kavramın ifadesidir. örneğin hapisdeki kişi için çok uzun olan günler. öss hedefli bir öğrenci için aynı uzunlukta olmayabilir. dünya kendi etrafında bir tur attı diye bir gün, güneş etrafında bir tur attı diye bir yıl geçti diyoruz ama bu gün ve yıllar iki manada da insandan insana farklı geçiyor. zaman işte durmuyor.