Hakkaten çok göreceli be sözlük... Bazen duruyor.. duruyor geçmiyor. bazen geçiyor.. geçiyor durmuyor. yani öyle ki ne zaman dursun istesem durmuyor. ne zaman geçsin istesem geçmiyor. Bilirsin. Ama kolay kolay da fark edilmiyor zamanın geçtiği... Ta ki geçmişten kalan bir şeye rastlayana kadar. Belki bir not belki bir arkadaş belki bir hediye... o zamanı hatırlıyorsun. o zamandan bu yana.... neler değişmiş neler aynı... zamanın geçmesi kötü değil be sözlük.. boşa geçmesi kötü.. boşuna geçme zaman... boşuna geçme..
bakınız bir oyununda shakespeare ''zaman''ı nasıl dile getirmiş. pek de güzel getirmiş, çok da güzel getirmiş.
kimini hoş tutan ama herkesi sınayan ben, benim iyiye de kötüye de sevinç ve korku veren; hatayı işleyen de açıklayan da ben. işte zaman olarak yetkimden yararlanarak kanatlarımı kullanıyorum. ancak on altın yılın üstünden kayıp gidiyorum diye, aradaki büyük boşluğun olaylarını ihmal ediyorum diye beni, ya da çabuk geçmememi suçlamayın sakın. çünkü öyle bir güç var ki ben de, inanın, kendimden doğma bir tek saat içinde yeni adetler yaratıp hesabını görürüm eskilerin de. iyisi mi, aldırmayıp dünün bu günün düzenine öylece geçip gideyim diye.
madem eski düzenleri koyan çağlara tanıklık ettim, bu gün hüküm süren taptaze şeyleri de görmek niyetim. şimdinin parlaklığı masalımı donuk gösteriyor diye masalımın donukluğunu vereyim şimdiye. sabrınıza sığınıp kum saatimi çevirerek sanki uykunuzda gelişen sahneleri göstereyim tek tek.
itiraf ediyorum 30 sayfa boyunca yazılmış olan entrylerin hepsini okumadım. malum zaman!
bilimum fetullah gülen türevi evlere dersanelere işyerlerine onlarca yüzlerce gitmesiyle tiraj manyağı olmuş fakat bayi satışı 30bini geçmeyen time dergisinden devşirme gazete. 800bin tane satsan ne olacak gündem oluşturamıyorsun ey gazete. bak tarafa 35bini geçmiyor satışları fakat attığı manşetler diğer gazetelerde günlerce konuşuluyor.
ergenekon operasyonları ile alakalı yazdığı bir haberden dolayı defalarca gönderilen tekzip metnini yayınlamayıp, 6.000 lira tazminata mahkum olan sözüm ona gazete.
bir de reklamlarında "yaftalamayın" demezler mi?
"yaftalamayın" imiş. millete çamuru atın, sonra da müslümanlıktan bahsedin. bak çok duygulandım, ağlamak istiyorum ama hazır bir salya sümük ağlayanınız var, ben fazla gelirim.
Aklımın ucundan geçen yanık bir türküydü sanki gözlerin.Her iç çekişimde içime sen doluyordu.
Sensiz kalmanın burukluğu vardı ellerimde Ayazda kalan evsizlerin bedeni gibi soğuktu ellerim.
Sanki Yelkovanla akrebin arasına sıkışmıştı tüm anılar;Zaman sen diye akıp giderken ben suçunu kabullenmemek için direnen bir zanlı gibi zamana direniyordum.
Bu güne kadar kaç kez zamana bırakılmıştı ümitlerimiz biz her şeyi zamana bırakmıştık zaman da bizi bırakmıştı
Zaman içinden çıkılamayan aşkların acil çıkış kapısıydı.
Biz zamana bırakıyorduk zamanda bizi bırakıyordu ne tuhaf değil mi?
Ben severek ayrılanlar şarkısını mırıldanıyordum aradan yıllar geçiyordu.
Sen zaman diyordun Zaman bizi es geçiyordu.
Sözlerin bir hükmü yoktu adına ayrılık konulan sevda gecelerinde.
Nasıl olsa Sen susarak beni idam sehpasına çıkarıyordun ben seni seviyorum diye haykırırken can veriyordum;
Sen içinde uslanmayacak bir Nemrut büyütüyordun Ki o Nemrut bazı gecelerde boğazımda düğümleniyordu.
Tüm acılar üst üste geliyordu ne sen geliyordun ne de sensizliğin beni terk ediyordu;
Bir çıkış yolu lazım bana adını andığımda gözlerimden ırmak boşalmayacak yüreğim yanmayacak dilim lâl olmayacak bir çözüm yolu.
Ha ; birde zaman vardı.
Zamana bırakalı 5 yıl olmuştu; Biz her şeyi zamana bırakmıştık Vesselam Zamanda bizi bırakmıştı.
ortada bir aidiyet söz konusu olsa da kim kime yol gösterir bilinmeyen, bildirmeyen kavram. kimin kime yol gösterdiği meçhul olsa da her şeyin ilacı olduğu iddia edilir.
zaman değişimin ölçüsüdür. aslında zaman yoktur, sadece değişim vardır. bizim zaman algımız beynimizdeki değişimler ile dışarıdaki değişimlerin ilişkisinden kaynaklanır. dünya saatinde bir aralıkta beyninizdeki değişimler ne kadar hızlı olursa zamanı o kadar uzun algılarsınız. beyninizdeki değişimler az ise zamanı daha kısa algılarsınız. monotonluk bu nedenle zamanın nasıl geçtiğini anlamamamıza neden olur. çok fazla değişiklik olması durumunda zaman daha uzun gelir.
insan geçmişe baktığında o yüzden dünya saati ya da güneş takvimi ölçüsünde düşünmez. geçmişinde ne kadar çok değişim olduğuna bakar. 25 yaşında bir insan 70 yaşında bir insandan daha uzun yaşadığı hissine kapılabilir. bu hissi göreceli olarak doğrudur. ama dünya saatine göre yanlıştır. zaman göreceliği bu şekildedir.
bir çok anlam ifade eden sözcük. tdk ya göre "zaman"
1. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit: �Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım.� -Ö. Seyfettin.
2. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit: Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir. -A. ilhan.
3. Belirlenmiş olan an.
4. Çağ, mevsim: Gül zamanı. Çocukluk zamanı.
5. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit.
6. Dönem, devir:Dedelerimizin zamanında burada bir kral yaşardı.� -R. Mağden.
7. gök b. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.
8. db. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı: Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir.
9. jeol. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.
türkiye'nin en çok satan gazetesidir.her ne kadar fetullah gülen cemaatinin olsada diğer gazeteler gibi baldır bacak resmi dolu olmayıp gerçekten gazete okumak isteyen okurlar için biçilmiş kaftandır.dünya çapında ödüller dahi almıştır.
Zamanın tarifi konusunda tam bir uzlaşmaya varılamasa da ölçülmesi konusunda anlaşmazlık yoktur. Zaman, fizikte en hassas ölçülebilen niceliktir. Zaman ölçümünde herhangi bir ana ya da aralığa rakamsal bir değer atanır. Bu atamada sürekli değişikliğe uğrayan herhangi bir fenomenkullanılabilir.
aslında bunu algılamak çok zor oluyor (ben bile o kadar okuduğum halde pek anlayabildiğimi söyleyemem) ama aslında olmayan şey. zaman aslında beynimizin ürünü. bu evrende zaman diye bir şey yok aslında. sadece konumlar ve hız var. zaman da bunların ölçüsü. hız yoksa zaman da yoktur. ama öyle bir dünyada yaşıyoruz ki herşeyin sabit hızı var. dünyanın güneş etrafında dönme hızı sabit, kendi etrafında dönme hızı sabit. o yüzden sabit bir zaman birimi elde edebiliyoruz. ama boşlukta aslında zaman yok. aslında burada da yok. ama bize varmış gibi geliyor. işte çok acayip bir şey. insan düşündükçe kayboluyor.
alevilere olan nefretini açık açık değil de gizliden gizliye sergileyen şey.
rıza oylum'un 30 nisan 2009 tarihli birgün gazetesindeki yazısı:
istanbul'un merkezi yerlerindeki reklâm panolarının hemen hepsinde şu sıralar Zaman gazetesinin çekici tanıtımlarını görüyoruz. Vurucu cümle şu; "ötekini anlamak." Gazetenin iddiası "Ötekini anlayabiliyoruz." Güzel tasarımıyla birçok kez tasarım ödülü alan Zaman gazetesi bazı konu ve kavramlara sitemli olarak özel ilgi göstermekten kendini alamıyor. Genel olarak aleviler ve özelde de Maraş Katliamı Zaman gazetesi için her zaman çekici unsurlar. Bu gazetenin yöneticileri Alevi mitingleri öncesinde, Alevilerin önemli günlerinde hiçbir fırsatı kaçırmayarak her türlü hadisenin kenarına köşesine Alevileri yamamaktan kendilerini alamıyorlar. Bu durumun son örneğini Diyarbakır ve çevresinde yapılan operasyon haberlerinde gördük. Haberlerde bu operasyonlar sonucunda ulaşılan bilgilerle ayrılıkçı örgütün yönetiminde Alevilerin etkin olduğunu yayımladılar. Haberdeki bölüm şu şekildedir; "...Solcular ve Aleviler de yer alıyor. Özellikle solcu Aleviler PKK içinde her zaman güçlü ve etkin oldular. Türkiye'deki bazı güçlerle çalışıyor, onlarla birlikte hareket ediyorlar..."(19 Nisan 2009) Hiçbir kesinlik taşımayan bu ifadelerle, gazete bilgi kirliliği yaratıp zihin bulandırıyor.
Zaman gazetesi daha önce de birçok farklı olay içine Alevileri eklemeye özen gösteriyor. Gazetenin arşivinde yaptığımız bir taramada bu sonuca rahatça ulaşabiliyoruz. Birkaç örnek vermek gerekirse; gazetede: Bombacının Ailesinden Dört Kişi intihar Etmiş başlığıyla yayımlanan haberde "intihar eylemcisi Akkuş'un nüfusunun kayıtlı olduğu Çaypınar köyü bir Alevi köyüdür." (24 Mayıs 2007) ifadelerini haberle alakasız bir bilgi de olsa kullanmaktan kendilerini alamamışlar! Bu durum başka haberlerde de aynı biçimde sürüyor Alevilerin Avukatlığını Yapmış (28 Şubat 2009) isimli haberde, Ergenekon davasından tutuklu olan Nusret Senem'in Çorum, Maraş ve Sivas davalarında Alevilerin avukatlığını yaptığı ortaya çıktı. ifadelerini kullanmışlar. Alevi Mitinginin Görünmeyen Yüzü (11 Kasım 2008), PKK, Alevi ve Yezidi Yapılanması da Oluşturmuş (14 Nisan 2009), Güneydoğu Alevi ve Ergenekon (21.10.2008) Başlıklı haberler de aynı manipüle sürecinin ürünüdür.
Özellikle de Maraş Katliamı'yla ilgili akıllara durgunluk verecek bir bilgi kirliliğini sağlamayı başaran Zaman gazetesi, bu olayı kimi zaman Ermenilere, kimi zaman sol örgütlere, kimi zaman da Sovyet ajanlarına bağlıyor. Maraş Katliamı'nın devletin derinliklerinin desteğiyle faşizan zihniyetlerin işi olduğu, Ecevit'in arşivinden çıkan belgelerle iyice ortaya çıkmış durumda. Buna karşılık Zaman gazetesinde bu konuyla ilgili yayımlanan haberler şu şekildedir; Maraş Olaylarını Bir Ermeni Planladı (24 Aralık 2006), bu haberde hiç kanıt göstermeden bir ermeni vatandaşın bu olayı organize ettiği iddia edilmiş. Şendiller: Maraş Olayının Üzerine Gidilsin (6 Ocak 2007), Zaman gazetesinin Maraş Katliamı'yla ilgili yegâne bilgi kaynağı olan katliamın sanığı Ökkeş Şendiler, "tanık" sıfatıyla bu konuyu değerlendirmiş. BBP'li Şendiller CHP'li Güneş'i Yalanladı (03 Ocak 2008), Bu haberde de aynı şekilde Şendiller'in katliamın sanığı olması gerçeği es geçilerek partili kimliğiyle bu şahsa meşruiyet kazandırılmış. Şendiller Maraş Olaylarını Yazdı (19 Nisan 2008), Maraş Olayları (20 Nisan 2008), Kahramanmaraş Katliamını 6 Sol Örgüt Yaptı (18 Mayıs 2008) katliamın sanığı bu haberlerde de gazetenin bilgi kaynağı olarak değerlendirmelerde bulunuyor. Aleviler Katilleri Yanlış Yerde Arıyor (3 Temmuz 2008) Maraş Olaylarının Arkasında Sovyet Ajanları Var (14 Aralık 2008) bu iki haberde de katliam hiçbir kanıt gösterilmeden farklı yapıların üstüne atılmaya çalışılıyor.
Bu haberlerin hepsinin tesadüfen yapıldığını, arkasında bir art niyet olmadığını keşke söyleyebilsem. Ama hiç de öyle durmuyor. Bir yeniden inşa sürecinin yansımaları gibi duruyor hepsi. Gündüz Vassaf 'Tarihi Yargılıyorum' isimli kitabında gelecek kuşakların tarihi Google'dan yazacaklarını söylüyor. Kimsenin kütüphanelerin tozlu raflarına gitme zahmetine girmeyeceğini, Google'da ne yazıyorsa onu doğru kabul edeceklerini, tarihin böyle yazılacağını iddia ediyor. Maraş Katliamı'nın tarihi Zaman gazetesinin arşivinden yazılacaksa, gerçek bir tarihten ziyade, kurgulanmış yeni bir tarih ortaya çıkacak.
zaman, hem dost hem düşman, hayır içinde şer şer içinde hayır, esnasında vuku bulur zevk ve kahır. namerde at meydanı merde ayak bağı. arkasını göremediğimiz bir kaf dağı. ahh zamannn... hesabını kes artık şu insanlardan...