konu ergenekon davası olunca bir askerin kıçından düşen kılı anasayfada manşet yapan ama almanya'daki Milli Görüş Teşkilatı baskını ile ilgili maşetten tek satır yazmayan, anasayfasındaki on haberden dokuzunun tsk'yı karalamaya yönelik haberleden oluşturulan, yaftalamayın diye ilanlar verip yaftalamanın kitabını yazan fethullah gülen gazetesidir.
apartmanların önlerine, en ücra köylerdeki evlerin kapısına yığıp çok satıyoruz imajı verirler. bu değirmenin yeşil suyunun nereden geldiği ise hep merak konusu olmuştur.
alanların davaya hizmet ettiğini sandığı ,spor sayfası yere serilerek üstünde maklube yenen, unutulmuş süsü verilerek toplu taşıma araçlarına ve üniversitelerde masa üstlerine bırakılan ,genellikle tirajı yüksek gözüksün diye cemaatçilerin ev bütçesinden pay ayırarak 5 er 6 şar abone olduğu ,eğer bir dairenin kapısında 7 tane görürseniz rahatlıkla burası cemaatçi evi diyebileceğiniz ingilizce versiyonu the times olan gazete.
edit: eksi veren arkadaşım her iddasına varım şu an bütün bunları nasıl bildiğimi düşünüyorsun. yalan mı?
işyerlerine, apartman girişlerine bedava bırakılan, genelde çoğu kişinin okumak yerine, evde pencere silme, rafa serme ve dışarda kedi beslemede kullanmayı tercih ettiği, bir olay hakkın da okumadan, ne yazabileceği bilinen kendine gazete diyen, tetikçi gazete...
yeni alınan yavru köpeğe çiş eğitimi vermek için evin boş odasına serilen ve çok işe yarayan gazete. kim demiş bu gazete işe yaramaz diye. gelsinler de bizim ufaklığa anlatsınlar.
önyargı temalı reklamıyla kendiyle çelişen, kendi gibi düşünmeyene önyargıyla bakan gazete. ayrıca tirajı 700.000 gözükmesine karşın, bunun sadece 30.000 kadarı bayi satışıdır. net rakamlar dağıtıcısı yaysat'tan öğrenilebilir.
hem akıp giden hem de durağan olan yegane şeydir.
adına dünya dedikleri düş sahnesinde gelen geçer, konan göçer, doğan ölür...
zaman da geçer.
amma ve lakin bir tek o kalır.
zaman sabittir.
kiminin celladı, kiminin ümididir...
artık kötülemek istemediğim sebebi kötülendikçe prim yaptığına inandığım memleketin ağaçlarının boşuna israf edildiği (o ağaçlar yerlerinde kalıp oksijen dağıtsa valla bundan daha çok faydası olur) kağıt parçasından ötesini göremediğim halı yıkama,böcek ilaçlama ilanları gibi kapı aralıklarında ve yerlerde gördüğüm (bkz: taraf)a analık babalık yapan gazte..
(bkz: gazete) ayrıdır..
iç taraflardaki yorum - analiz sayfaları harikulade yazılara, akademik görüşlere sahne olan gazete. eskiden okuduğum için bilirim. bağlı bulunduğu yer nedeniyle almam okumam o ayrı konu. tabi güzel reklamlar çekip önüne gelene ergenekoncu çamurunu atma gibi bir özelliği de var.
sadece ideolojide değil, söylem ve eylem arasındaki uçurumla da akp'yle uyumlu gazete.
önyargıları kaldırın, yaftalamadan düşünün demek kolay da... önce sen gel onu kendi yazarlarına anlat.
son olarak da bu gazetenin yazarı ihsan dağı, süheyl batum'a "ergenekoncu, darbesever ve mezeci" dediği için 10000 TL'lik tazminat ödeyecek işte, buyur.
cemaatten toplanan parayla kaliteli reklam çekmekle olmuyor bu işler.
hakkında "her şeyin ilacı" gibi abuk subuk yorumlar yapılan kavram. [kavram diyorum çünkü aslında zaman bireyin anımsamalarından oluşur, en azından öyle iddia ediyorum.] e yeğenim bak şimdi diyorsun ki her şeyin ilacı diğ mi? e ben şimdi kötü bir olay yaşadım. yavşak arkadaş geldi ilk cümlesi şu oluyor. "zaman her şeyin ilacı..." [sonunda da üç nokta var bak dikkat ettiysen, düşünceli düşünceli söyler bunu...] tamam canım şekerparem haklısın. haklısın da unutmam için uzunca bir süre gerekmeyecek mi? [ki sen bunu zaman olarak adlandırıyorsun, hay gözlerinden öpeyim] e süre içerisinde ne bok yiyeceğim ben peki? bunu hiç düşündün mü? bik bik bik ötmeyi biliyorsun. onun yerine otur da iki dakika düşün diğ mi? sinir ettin beni sinir. klavyeme yazık senin için bu kadar yazdım.
en büyük günah keçisi...aynaya baktığımızda saçımızda gördüğümüz ilk beyaz telin, unuttuklarımızın ve unutulmuşluğumuzun, vazgeçişlerimizin, erteleyişlerimizin, tüm kaybettiklerimizin ve özlemlerin tek sorumlusu..