büyük ve güzel bir ilüzyondur. insan beyninin algılayamadığı bir kavramdır. zihnin en büyük başarısı olan, kendini geride bırakabilmesine sebep kavramdır. bizi getiren ve götürecek olandır.
Leyla The Band'in güzel şarkılarından biri. sabah işe gitmeden önce kahve ve sigara eşliğinde dinlenilmesi adeta hayatı sorgulatır. bir günün daha ömürden eksildiğini, her şafağın bir hırsız gibi elinde fenerle günü aydınlatışını anlatır. bize de dinleyip, hayata sövüp, sigaradan bir fırt daha çekmek kalır.
Ne garip kavramdır. Herkes yokluğundan şikayet eder, ben bazen geçmek bilmemesinden ederim. Sonra geçer, hızlı geçmiş, özlüyorum derim.
Her zaman geçmiş zamanı sevdim. Yaşanabileceklere odaklanmadım, hayallerim beş dakika sürerdi. Sonra yine eski günleri yad ederdim. Anılarımı anlatırdım hep. O günlerden kalma eşyalara dokundum dönebilmek için. Sonra kendi kendime kederlendim. Kimseye de anlatmadım buna dertlendiğimi, umurlarında olmazdı zaten. Onlar için geçmiş geçmişti. Benim için her zaman dönmek istediğim özel anlar.
2008 yılında üniversiteyi kazanıp istanbula gittim. Bahçelievler tarafında kalıyordum. iyi ve temiz kalpli arkadaşlarım vardı. Akşamları mp3 ümü kulağıma takar sokaklarda yürürdüm. Arabalara, evlere, insanlara bakardım. Cebimde ay sonunu anca getirecek param vardı ama umudum sonsuzdu. Ne kadar güzel günlermiş. Keşke zamanı geri döndürebilseydim. 10 yıl önceye, 6 yıl önceye, 3 yıl önceye, 6 ay önceye... Benim zamandan alacağım var. Çünkü benden çok şey çaldı.
degisimi ifade etmek icin kullandigimiz kavramlardan biridir. maddeler degisir, donusur, olusur, yok olur. zamanda, bu degisiminin ilk referans noktasiyla ikinci bir referans noktasinin arasindaki bicimi resmeden bir kavram olarak sayilabilir. zamanin kavranabilmesi ise ozneldir, degisimi idrak eden, bu degisimi bellegine kaydeden ve muhakame yapan canlilar algilayabilir. bir sey-madde, degismesine ragmen bicimi hafizamiza kaydolur, o seyin bicimi artik eskisi gibi olmasa bile, baska bir yapiya burunse bile gecmisteki bicimi hala hafizamizdadir. degisen bir seyin-maddenin, hafizamizda yer alan daha onceki bicimi ile simdiki bicimi kiyaslariz ve gecmis denilen zaman ortaya cikar; bu seyin hafizamizdaki gibi bir gun tekrardan degisecegi bilgisi de gelecek zamani ortaya cikarir.
ben bazen bu kadar hızlı geçmesine kırılıyorum. ikizimle bir fotoğrafımız var; sekiz yaşındayız o yuvarlak gözlükleri ve muhtemelen sümerbanktan aldığımız yeşil kalın kazağıyla bana bakmış, bense terzi komşumuzun diktiği çirkin bir gelinlik giymişim. annem elime plastik bir çiçek tutuşturmuş ellerim kınalı. arkamızda dedemlerin eski antenli televizyonu var. bir düğün dönüşü yorgunmuşum uyumak için ağlamışım zorla çekmişler fotoğrafı. iyi ki çekmişler. şimdi beni en çok mutlu eden şeylerdendir, geldiğinde çok mutlu olacağımı sandığım geleceği telaşla ve heyecanla beklediğim zamanların fotoğrafları...
nereye gider başını alıp sorarsın
kim bilir durmadan nasıl susarsın
bilmeden boşuna atıp tutarsın
su gibi akıp geçer zaman
gezdin tozdun aman aman aman
sazdın sözdün aman aman aman
giderek üzdün bizi zaman
yazdım çizdin aman aman aman
incecik izdin aman aman aman
sıraya dizdin bizi zaman.
bazen düşünürüm ne garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?
ahmet hamdi tanpınar- saatleri ayarlama enstitüsü.
Daha iyi anlayabilmek ve tüketmek adına biz öğütücü insanoğlunun kendisini çeşitli formlara ayırdığımız sonsuz bir olgudur. Belki de tüm acılarımızın kaynağı zamanın yıkıcı etkisini kimsenin bize anlatmamasındandır.