degisimi ifade etmek icin kullandigimiz kavramlardan biridir. maddeler degisir, donusur, olusur, yok olur. zamanda, bu degisiminin ilk referans noktasiyla ikinci bir referans noktasinin arasindaki bicimi resmeden bir kavram olarak sayilabilir. zamanin kavranabilmesi ise ozneldir, degisimi idrak eden, bu degisimi bellegine kaydeden ve muhakame yapan canlilar algilayabilir. bir sey-madde, degismesine ragmen bicimi hafizamiza kaydolur, o seyin bicimi artik eskisi gibi olmasa bile, baska bir yapiya burunse bile gecmisteki bicimi hala hafizamizdadir. degisen bir seyin-maddenin, hafizamizda yer alan daha onceki bicimi ile simdiki bicimi kiyaslariz ve gecmis denilen zaman ortaya cikar; bu seyin hafizamizdaki gibi bir gun tekrardan degisecegi bilgisi de gelecek zamani ortaya cikarir.
2008 yılında üniversiteyi kazanıp istanbula gittim. Bahçelievler tarafında kalıyordum. iyi ve temiz kalpli arkadaşlarım vardı. Akşamları mp3 ümü kulağıma takar sokaklarda yürürdüm. Arabalara, evlere, insanlara bakardım. Cebimde ay sonunu anca getirecek param vardı ama umudum sonsuzdu. Ne kadar güzel günlermiş. Keşke zamanı geri döndürebilseydim. 10 yıl önceye, 6 yıl önceye, 3 yıl önceye, 6 ay önceye... Benim zamandan alacağım var. Çünkü benden çok şey çaldı.
Ne garip kavramdır. Herkes yokluğundan şikayet eder, ben bazen geçmek bilmemesinden ederim. Sonra geçer, hızlı geçmiş, özlüyorum derim.
Her zaman geçmiş zamanı sevdim. Yaşanabileceklere odaklanmadım, hayallerim beş dakika sürerdi. Sonra yine eski günleri yad ederdim. Anılarımı anlatırdım hep. O günlerden kalma eşyalara dokundum dönebilmek için. Sonra kendi kendime kederlendim. Kimseye de anlatmadım buna dertlendiğimi, umurlarında olmazdı zaten. Onlar için geçmiş geçmişti. Benim için her zaman dönmek istediğim özel anlar.
Leyla The Band'in güzel şarkılarından biri. sabah işe gitmeden önce kahve ve sigara eşliğinde dinlenilmesi adeta hayatı sorgulatır. bir günün daha ömürden eksildiğini, her şafağın bir hırsız gibi elinde fenerle günü aydınlatışını anlatır. bize de dinleyip, hayata sövüp, sigaradan bir fırt daha çekmek kalır.
büyük ve güzel bir ilüzyondur. insan beyninin algılayamadığı bir kavramdır. zihnin en büyük başarısı olan, kendini geride bırakabilmesine sebep kavramdır. bizi getiren ve götürecek olandır.
Saattin gösterdiğinden çok daha ötesi olduğunu bildiğim, can yakan bir boyuttur.
Onu kontrol etmek bir yana, içinde çırpınıp dururken akışına kapılmamak olağandışıdır.
O, göz açıp kapayıncaya kadar geçen süre birikerek nasıl böyle canınızı yakabilir?
Minicik saniyeler nasıl yıllar olabilir?
Dün neredeydim, yarın nerede olacağım?
Tek bildiğim zaman nehrinin içinde sürüklenip dağılan aklım.
Ve bomboş geçen yıllarım.
''zaman'' kavramı basit cümlelerle açıklanabilecek bi olay değildir maalesef. görecelidir. güzel anların çarçabuk, sıkıntılı anların ise geçmemesi gibi. zaman öğretmendir bi yerde. doktordur. ve ya bilmem nedir işte. bi aralarda gazeteydi he :D (nedense tıkandım, anlatamıyorum heri kalan kısmı).
Son günlerde zihnimi çok meşgul eden, sanırım çalışan mekanizmayı durduk yere fazla kurcalamaktan ötürü varlığıyla ilgili "zaman zaman" şüpheye düştüğüm kavram.
Zaman öldürüyor her şeyi ve herkesi yavaş yavaş. uzaysal boyutu olmayan bir süreklilik diye geçiyor en kısa tanımı. Kendisi Kısıtlı Kiminle ve nerede geçirmek istediğin önemli olan onu anladım. Bana göre zamanla ilgili en iyi şarkıyı erkin koray yazmıştır.
göreli bir fiziksel boyuttur. göreli olmasına görelidir fakat evrende varlığını bildiğimiz her şey zamanda yalnızca pozitif yönde ilerleyebilmektedir. bugüne kadar geliştirilen hiçbir bilimsel teori, birden fazla temel fizik yasasını çiğnemeden, varsayımsal bile olsa zaman ekseninde negatif yönde de hareket edebilmemizin önünü açabilecek tek bir çözüm bulamamıştır. bir başka deyişle zamanda geriye yolculuk mutlak bir imkansızlıktır. geçmişe duyduğumuz özlemin bu denli şiddetli olması da belki bundan dolayıdır. koca dünyanın bile bir anda içine çökerek, toplu iğne başı kadar büyüklükte bir karadelik oluşturma olasılığı sıfırın üstündeyken, şu andan bir salise öncesine bile yeniden gitmek malesef ki imkansızdır.