2006 yılında, sınav filminin ortalığı kasıp kavurduğu günlerde abimin mp3'ünden dinleyip 10 yaşımdaki halimle triplere girmek suretiyle sınav sistemine olan nefretimi körüklediğim güzide şarkı.
gece gece aklıma düştü. 18 yaş yine epey uzak ama bu sefer tersten. yine de dinliyorum.
şu an 19 yaşına girmeden yazdığım, içinde bulunduğum yaştır. 19 yaşı gelip çatmak üzere bende. keşke zamanı durdurabilsek ve herkes istediği zamana gidebilse. ben öyle olsa geçmiş yılları tekrardan gezmek isterim.
BES’e ilk başlarken açıkçası en çok kafamı kurcalayan şey gerçekten uzun vadede işe yarar mı sorusuydu. 18 yaşında böyle bir sisteme girmek biraz erken gibi de geliyordu ama bir yandan da ne kadar erken başlanırsa o kadar avantajlı olduğunu duyuyordum. Bir süre araştırma yaptıktan sonra Türkiye Hayat Emeklilik üzerinden BES yaptırdım. En çok hoşuma giden şey, küçük birikimlerle bile başlayabilmek ve zamanla bunun bir düzene oturması oldu. Devlet katkısı ve uzun vadeli birikim fikri de süreci daha anlamlı hale getiriyor. Şu an geriye dönüp baktığımda, aslında en doğru şeyin “erken başlamak” olduğunu daha net görüyorum.