Fırat Tanış'ın mor rüyalar albümünde, favorim olan şarkılardan biri. "yalnızlık, yağmur olmuş, akıyor damlarına kentin ve sen böyle bir ölüm düşünmedin"
Gözümden akan iki damla yaşı silmek için kim bilir hangi diyardan gelmiş sevdiceğim. Küçük bir çocuk edasıyla, hafif dokunuşlarıyla okşadı yanaklarımı. Hissettirmeden öptü, sevdi... Kapat dedi gözlerini kapat. Kapadım gözlerimi. Nefes al dedi uzun uzun... Kokusunu doldurdum ciğerlerime. Ağlama artık dedi yanındayım... iyi ki varsın dedim sarhoş gibiydim. Kokusu başımı döndürdü. Korkma dedi bana korkma hayattan, seni asla bırakmam. Bir tek ona güvendim bu dünyada. Beni yalnız bıraktığı zamanlar olsa da hep tuttu sözünü, hep geldi bana. Geri döneceğim dedi giderken. Ben de inandım elbet. Ondan başka kimim vardı ki zaten? Şimdi bekliyorum hiç kaybetmeden umudumu. Çünkü biliyorum er geç gelir yağmurum.
Bazen benim bile sinirimi bizan doğa olayı. Yeterince yorgunum vakit eve dönüş vakti. Yağmur usul usul okşuyor saçlarımı ve ben hasret giderme hevesiyle başımı kaldırıyorum göğe. Yağmur hızlanacak belli, yol uzun... Arabaya binmek bu kez alttan alınabilir. Arabayla eve kadar geldim. Evin az ilerisinde inşaat var onun önünde indim. Yağmur sevgilisini öpercesine mahçup. iki adım attım, atmaz olaydım. Hızlandı. iki dakika sürmeyecek yolda öyle bir ıslattı ki beni başımı çeşmenin altına uzatsam anca bu kadar ıslanırdım. Koşar adım geldim eve. Ceplerime baktım, anahtar yok. Yağmurda ıslanmanın en kötü ve belki tek kötü yanı bu olsa gerek.
Yağmuru severim, bir de o yağmurun altında elimi tutan sevgiliyi. Yürümeyi severim yağmurun altında. Yürürken yağmurun taptaze toprağa düşen damlalarının sesiyle, kulaklarımın dibinde; yağmur damlalarının şıpırtısıyla düet yapan sevgilimin incecik sesini severim. Yağmuru severim, toprağa her değdiğinde yayılan o saf kokuyu çekerek içime. Ve yağmurun altında ıslanan sevgilimin kokusunu çekerim içime içime.
Yağmur;
Siler kadının gözünden akan yaşları.
Bitkinin istediği nefesi verir.
Sonuna kadar açar çocuktaki masum gözleri.
Fakat yine başa döner her şey,
Dinince yağması bir ayak gelip onu kirletir.
ayaginin altindaki bir damla tozda ben olsaydim.
kilicinin kabzasindaki bir dirhem gumuste ben olsaydim.
ugruna koparilan bir basta ben olsaydim.
yeryuzunde seni bir gormuste ben olsaydim.
Şuan gökten ferahlatırcasına yağmakta olan. Buram buram toprak kokusunu getiriyor burunlarımıza. Şu sıcak havanın bunaltıcılığını biraz da olsa azaltıyor.
hava içinde bulunan bağıl nem oranının yükselip maksimuma ulaşması sonucunda ağırlaşan nem taneciklerini havanın artık taşıyamaması ile sonuçlanan hava harekatı olayıdır.
inşallah en kısa zamanda burda da aynı hava harekatı olayı meydana gelir.