yaran olaylar

entry2145 galeri89
    1832.
  1. bir gün türk kadınıyla yatağa girdim.
    1 ...
  2. 1831.
  3. yarmıştır.

    3 ...
  4. 1831.
  5. Ofiste müşteri var inşaatı devam eden eski işlerden.
    Ben yeni olduğum için tanımıyorum tabi.
    1 saattir maşallah maşallah deyip duruyorlar hem gelenler hem de bizim ofis çalışanları.
    içimden adamin ağız alışkanlığı herhalde diyorum ama bizimkilere ne oluyor?!
    Meğerse adamın ismi maşallahmış ben olayı daha yeni çaktım.
    Kendi kendime gülüyorum.
    Ne espriler yapılır bu isim üzerine yaa.
    Adamın çocukluğunu düşünemiyorum.
    8 ...
  6. 1830.
  7. bir beşiktaş yöneticisinin "futbolcularımız bu yıl kendilerine daha iyi bakıyorlar, bakacaklar da" demesinin hemen ardından sosa nın 6 hafta pektemek in 10 gün oynayamayacak olması.
    1 ...
  8. 1829.
  9. başbakanın yozgat mitingi için yozgat halkına mikrofonu yönelten ana haber spikerinin sokaktaki amcalara sorusu şuydu:
    -monşer'in memleketi burası, monşer'i tanıyor musunuz?
    -monşer mi o kim?
    ve haber sunucusunun yorumu:
    ekmeleddin ihsanoglu'nu memleketinde bile kimse tanımıyor.
    4 ...
  10. 1828.
  11. Sene bu sene aylardan eylul günlerden aksam ustu. Ders bitmistir okulun ogretmenlere has cikis kapisindan cikilmak uzere kapiya yönelmisken gorulur ki karsidan cemal hoca gelmektedir. Cemal hoca gecsin diye kapi tutulurken pic liseliler acik kapidan sanki onlara kapiyi tutmusum gibi gecmis gitmislerdir kapidan hem cemal hocayi hem de beni hice sayarak.

    Hocam da ben de hem saskinlikla hem de biraz ofkeyle karisik kizsan olmaz sovsen olmaz bunlarin terbiyesizlegine seklinde cumleler kurduktan sonra birbirimize iyi aksamlar diyip ayrildik. Bir-iki adim ilerledim yanim sira az once gecen firlamalardan biri sordu;

    -hocam o kapi ogretmen kapisi mi?
    -evet oglum.
    -heee hoca ondan kizdi demek ki...
    -??!!!!

    Ozru kabahatinden buyuk suursuzun....
    1 ...
  12. 1827.
  13. insanları enlemesine veya boylamasına ayıran olaylardır; dönerci saldırısı, maç çıkışı vs gibi.
    2 ...
  14. 1826.
  15. hastanede refakatçi olarak kalıyordum, hastanenin kafeteryasına bi gideyimde bi çorba içiyim dedim. indim kafeteryaya sıraya girdim. arkamada havalı mı havalı bi kız geldi. sıra bana yaklaşıyor tabi, çorbanın yanına birde su alıyım dedim. dolapta sıranın gerisindeydi suyu aldım bi baktım kız benim önüme geçmiş. ulan bi kıl oldum bi kıl oldum anlatamam. neyse sıra kıza geldi, kızla çalışan eleman arasında geçen diyalog şöyle;

    +(çalışan)
    -(havalı kız)

    +buyrun ne arzu ederdiniz ?
    -2 tane expresco, 2 tane ayvalık tostu, 1 tanede ayran
    +tabi tostlar paket mi yoksa burada mı yiyeceksiniz ?
    -burda yiycez
    +hepsi toplam 10 tl
    -kart geçiyor dimi
    +geçiyor efendim
    (kız kartı uzatır)
    +bakiye yetersiz efendim
    -olamaz ya bir daha deneyin
    +bakiye yetersiz
    -nasıl olur ya 2000 tl lik extram yatmıştı dün
    +bilemiyorum efendim
    -nakit ne kadar demiştiniz ?
    +10 lira
    (kız ceplerini karıştırıyo ama karıştırdıkçada surat ifadesi şekil değiştiriyo, ve cebinden 1 lira çıkardı ama adama uzatmıyor.)
    -tamam bu siparişleri iptal edin
    +hepsini mi ?
    -hayır 1 expresco kalsın (1 lirayı uzatır)
    +expresco 2 lira efendim
    -haaağğ kalsın o zaman (kız kıpkırmızı birşekilde koşarak uzaklaşır)
    +ulan madem paran yok ne şekül şükül yapıyon... burda bu kadar müşteri bekliyo!!

    bu olayın yaşandığı dakikalarda bir kahkaha patlattım ki kızın kızarıp bozarmasına bir nebzede ben sebep oldum ama olsun az bile. sonradan kızın ameliyat olan yakını bizim kata servise çıkınca kızı ara sıra koridorda görmeye başladım, ve her gördüğümde hastane ortamının o havasından uzaklaşarak gülmeye başladım.

    not : ve tüm bu diyaloglar halinde kızın konuşmasını normal bir türkçeyle yansıtmaya çalıştım, kızın ağzından çıkan sesleri yazmaya kalksam okuyamazdık herhal.
    7 ...
  16. 1825.
  17. üniversitenin ilk günlerinde bir arkadaşın kızları görünce '' ben bu okuldan mezun olursam, benim aklımı sikin ulan '' diye bağırması ve sonrasında adamın birinin bize bakıp gülmesi ve meğer o adamın hoca olduğunu dersimize girmesiyle öğrenmemiz.
    7 ...
  18. 1824.
  19. yolda karşılaştığı bir adamdan ateş isteyen arkadaşımın, çakmağı adamdan aldıktan sonra 1, 2, 3, 4 denemeden sonra da sigarayı yakmayı becerememesi ve utancından, birazcık da çekingenliğinden ötürü sigarayı yakmış gibi davranması, hatta bildiğin sigara yanıyormuşcasına sigaradan uzun bir nefes alması, sonra da "eyvallah kardeş" deyip yoluna devam etmesi.
    4 ...
  20. 1823.
  21. arkadaşım sevgilisinden ayrıldığını ve canının sıkkın olduğunu söylerek bana geldi. neyse geldi, klasik noldu ne bitti diyalogları.. hiç de sevmem bu arada böyle başkasının ilişkisini didiklemeyi. ama bu ayrılık bomba * çocuk yakışıklı, kariyeri var düzgün efendi biri. kız da öyle denkler gayet yani. bu utana sıkıla oturuyor karşımda. sonra biraz gevşettim açıl hadi belki çözeriz barışırsınız filan diyorum. yok diyor ee anlat diyorum başlıyor; bağırsakları bozuk diye ağzından bir cümle çıkıyor.. ilk başta anlayamadım sonra açıyor; sürekli ishal.. * nasıl ya diyorum hasta demek ki bu sebepten insan sevgilisini terkeder mi salak mısın diyorum. gel sen bir de bana sor diyor zavallı. ''akşam gayet romantik telefonda konuşuyoruz böyle seni seviyorum diyorum.. aşkım bir dk tuvalete gitmem lazım diyor.'' ahahaha lan mevzuya bak. kızım düzelir belki bir insan sürekli ishal olamaz diyorum. yok diyor. 4 aydır bilirkteyiz her hafta iki üç gün ishal sürekli, soğudum diyor. allahım mantıklı bişey de söyleyemiyorum ne denir ki * onu görünce aklıma artık hep ishal görüntüleri ve tuvalet geliyor diyince dayanamadım gülme krizine girdim. allahım kimseye verme böyle hastalıklar. sen ilik gibi çocuk ol ger gör ki sürekli ishal olduğun için terkedil. çok acıklı yemin ediyorum * hala gülüyorum lan. kıza mı hak versem, çocuğun ishaline çare mi arasam bilemedim. muz yesin, leblebi yedir ne bileyim uğraş biraz o da kötü hisseder şimdi kendine yazık dedim. adam meğerse muz ağacı yetiştirecekmiş bahçesinde muz yemekten yılmış. * tıkandım sustum.
    1 ...
  22. 1822.
  23. Teyzemlerde oturuyorum. Eniştem içeride uyuyor telefonu da salonda çalıyor. Eniştem de uyanmış telefona meğer. Biraz çaldı kuzenim açtı. Eniştem uykulu telefon kendinde sanıyor koridorda bağırıyor aloo aloo.
    4 ...
  24. 1821.
  25. çadır kampında ilk haftayı bitirmiş güzel bir kafa tatili yapıyorum. 20 metre uzağa denizli plaka bir araç yanaştı ve kurmaya başladılar çadırlarını. yardım edeyim dedim ve tanışma öyle oldu denizlili aile ile. adamın adı nafi, oğülunun adı mert bu arada.

    nafi amca kıyak adam, daha ilk dakikadan kurdu muhabbeti:

    şimdi ramazan ama, burası tam rakı içilecek yer. rakı olmazsa şarap, şarap olmazsa bira, bira da olmazsa ispirto içerim ben!

    ucundana da charles bukowski'yi andırıyor vesselam.
    neyse nafi amcanın oğlu mert, ve kuzenleri anıl mücahit okey atacağız birazdan. nesine!?
    e birasına olsun sahilde içeriz soğuk soğuk sonra denize?

    e tamam o zaman hadi 101 okey atalım.

    mücahit ile ben ortak oldum eşli oynuyoruz, anıl ile de mert ortak. mücahit biraz saf çocuk, botla denize açıldıktan sonra ben atladım bottan bende palet olduğundan sıkıntı yok ama botun küreğinin birini kırdı diye buna bi şaka yapalım dedik.
    müco, bota yaklaştı bota binecek, hoppp bizimkiler kürek çekiyor müco denizin ortasında kalıyor. müco:
    -olm bak denizin ortasında kaldım yoruldum laynnn!

    az daha yüzüyor bota yaklaşırken müco, ben bindim bota. gel müco gel alcaz seni bitsin artık bu çile!

    müco gene bota yaklaştı elimi uzattım bu sefer de bizim çocuklar piçlik yaptı gene asıldılar küreğe. müco gene kaldı denizin ortasında.esoes verecek utanmasa!

    neyse müco karaya çıktı bota binemeden, yorgun argın. yemek yedik derken kurduk masayı. başlıyor 101.

    ben: müco bak dikkatli oyna. çizdirmeyelim elimizi.
    müco: tamam abi sen merak etme.

    ilk 2-3 el çok iyi gittik. hatta ben gaza geldim "1600 yaptırcaz ulen!"
    anıl-mert tebessüm etti dalga geçercesine. 800 çizdirdim ama utanmadan. tamam dedim geliyor soğuk biralar sahilde dolunay varken..

    sonra müco, yoldan geçen kızlara bakmaya başladı. kızlar, güzel selülit falan yok (ben de baktım kabul) ama biraları kaptıracak kadar da değil hani.

    -müco iyi oyna olm. bak sağa sola bakacaksan yer değişelim.
    müco: yok abi alcaz biraları merak etme sen.

    yanımıza bi adam geldi, tanımıyorum.

    -ee gençler nasıl gidiyor 101. kim önde?
    ben: abi bu müco karı kıza bakmaktan oyun kaybediyoruz. bi de iddiaya girdim buna güvenerek.

    adamın gözler, faltaşı gibi açıldı. başta anlamadım olayı. meğer adam, müconun babasıymış. öğrendikten sonra dedim ne büyük bi gaf yaptık hele. neyse ki o da şen şakrak adam. anladı halden. oğluna da kızdı, oğlum gitti biralar diye.

    ulen müco valla gitti biralar. neyse, akşam dışarı çıkalım dedik. müco da geldi bizle. müco dedim "naptın küs müyüz hala?"
    -abi denizin ortasında bıraktınız beni
    +oğlum nefesin açılsın diye yaptık akşam lazım olcak bak akıyoruz barlar sokağına..
    3 ...
  26. 1820.
  27. Annem Avon kataloğuna bakıyor bende sessiz sakin oturuyorum. Annem durup dururken (bkz: irina shayk) in fotoğrafını gösterip "bu kız senden daha mi güzel simdi yani, nedir?" dedi. Tabi beni aldı bi gülme. Ulan annelik perdesi mi indi gözüne irina shayk'tan güzel görmek nedir yahu? Canım anam.

    is bu entry de sadece yazar gülmekten yarılmıştır.
    1 ...
  28. 1819.
  29. Çalıştığım otelin mutfağında bir pastaneci vardı. Adam çok sessiz hiç konuşmaz, konuşursa içinden konuşurdu duymakta zorluk çekerdim. Bir gün bulaşıkhanede bu adamı yalnız yakaladım, bir köşeye odaklanmış gülümsüyordu ve "çok komiksiniz efendim, çok teşekkürler." Diyordu. Yaran olay budur.
    3 ...
  30. 1818.
  31. bundan 3 yıl önce saçım uzun küpe var gözlerde biraz sürme rocker takıldığımız zamanlar.
    dedemin eve gitmeden telefon kulübesine girer saçı toplar küpeyi çıkardır sürmeyi siler öyle giderdim.

    arkadaşlar da dalga geçerdi ''ulan spiderman gibisin amk telefon kulübesine girip değişip çıkıyosun mk''gibisinden.

    neyse dedemler köye gitti.
    ulan telefon geldi gel de gel.
    şimdi ben köyde sıkılırım naparım at bokları keçi sıçmıkları öküz tezekleri arasında pek eğlenceli bir yer canlanmadı gözümde.

    burda elit istanbul çocuğu olup hiç köye gitmeyen varsa gerisini okumasın mına koduklarım sizi.

    neyse.

    köye gittim ulan 15 saat yol sürüyor sikerim.
    1 ağaç 2 ağaç 3 ağaç yok saymakla da olmuyor türlü sıkıntılar..
    ulan sivas merkeze indim.

    haliyle ilgi odağı oldum saç uzun küpe üstümde metalica tişörtü birine yan baksam linç edecekler amk.
    kahvehanede büyük Mehmet yıldız posterleri falan var rezalet amk.

    neyse köye vardım bir taksiye atlayıp.
    taksimetre açanı siksinler adam pazarlık yapıyor 50 lira aldı kodum hödükü.

    köye gittiğim hoş beş sohbetler derken.
    teyzem mutfağa çekti.
    deden saçlarını gece sen uyurken kesecekmiş muhtar ibne mi senin torun demiş içerlenmiş.
    dedim teyze saçmalama o nasıl iş ya
    benden söylemesi odanı kilitle dedi.

    ulan her gece odamı kilitleyip yatıyorum.
    3.gece dedim yeter her gece zorluyor kapıyı.

    gece köyde zifri karanlık olur göz gözü görmez bu detayı birazdan neden verdiğimi anlayacaksınız.

    neyse dedem erkenden yattı.
    babaannemde yatıcaktı sen dur dedim.
    biraz lafa tuttum bir bitki çayı yaptım uykusu gelsin diye sonra benim yatağa yatırdım.
    dedim masaj yapayım babaanne ayaklarına ellerine yazık yoruluyorsun.
    tamam yap oğlum dedi çok da mutlu oldu.
    babaannem benim yatağımda uyuya kalınca kapıyı usulca çekip çıktım.

    sonraki sabah: senin babanın kemiğine sıçayım zaferr zaffer (zafer dedemin ismi küfrü eden babaannem) gerisini biliyorsunuz zaten.
    13 ...
  32. 1817.
  33. arkadaşın arabası yüzmek için ödünç alındığında, vazelin ve şampuanın arabanın muhtelif yerlerine dökülmesi (nasıl bi dökülmeyse kapı kolunda bile varmış) sonra araba geri verildiğinde arkadaşın babasının arabayı kullanması ve o sıcakta arabanın her yerinde döl kıvamında kuruyan vazelini görünce oğluna bir güzel saydırması.
    2 ...
  34. 1816.
  35. Üniversite zamanları harcımızı devlet bankasına yatırmaya gittik...

    Sıramızı aldık ana baba günü tabi emekliler, öğrenciler karmasıyız...neyse kapıdan bir teyze girdi.o anda da sanki bu teyze de bir şey var biliyormuşuz gibi hepimizin dikkatini çekti.

    ..3-5 dakika sonra bu teyzemizin telefonu çaldı ama ne çalma ilahi desen değil zikir desen değil bir de yüksek sesli ki bütün banka teyzeye baktı.teyze de telefonu kullanmayı bilmiyor açamadı bu sayede tüm şarkıyı dinledik.herkes gülmemek için zor duruyor tabi hissediyoruz...

    Teyzenin telefon sustu bizim fırıldak arkadaş durur mu " teyze bluetooth'un var mı o şarkıyı bana yollasana" demesin mi...bütün banka , banka memurları dahil o ana kadar kendini nasıl tutuyorsa bastılar kahkayayı...
    7 ...
  36. 1815.
  37. Ofisteki yeni eleman bazen beni gülmekten öldürüyor.
    Bugün sürekli müşterimiz olan ama elemanın tanımadığı ismet bey geldi bir evrak hazırlanacak, adam da imzalayacak ve belediyeye vereceğiz.
    Eleman dilekçeyi yazdı biz ismet beyle birkaç ay önce başlanan projesi hakkında konuşurken.
    Eleman sordu: isminiz neydi?
    + ismet. Bana dönerek ayakçı, kimse kalmadı bu işlere de ben koşturuyorum diyerek güldü.
    Eleman yazıcıdan çıkardı dilekçeyi ismet beye uzattı.
    Dilekçenin isim kısmında 'ismet ayakçı' yazıyor önce bir sessizlik sonra bastık kahkahayı, eleman da neye gülüyorsunuz diye saf saf bakıyor bize. Adam biraz bozuldu ama gülmekten sitem bile edemedi.
    Hala gülüyorum olaya ya. *
    3 ...
  38. 1814.
  39. Bursa'dan cigaralıkları içip izmir'e doğru yola çıkmak.. izmir yolunu takip ederken nasıl oluyorsa orhaneli yolundan devam etmek suretiyle dağın arkasından dolaşıp "ulan nereye geldik biz" diyerek jetonun düşmesiyle en yakın benzin istasyonuna çekipp "kardeş izmir'e nasıl gidicez yanlış girdik galiba" sorusuna, "abi ne izmiri burası kütahya domaniç" cevabı almak.
    4 ...
  40. 1813.
  41. otobüsle ankara'dan istanbul'a gitmekte olan bir yolcu çok sıkışmıştır ve mola yerine ulaşır ulaşmaz kendini tuvalete atar. hemen ilk gördüğü boş kabine girer ve başlar "içini dökmeye". tam o sırada yan kabinden bir ses duyulur...
    -merhaba.
    yolcu ses ile irkilir ve "merhaba" diyerek karşılık verir.
    yan kabinden bu kez -ne yapıyorsun? sorusu gelir.
    yolcu içten içe "ulan tuvalette ne yapılır, sen ne yapıyorsan ben de onu yapıyorum" der fakat yan kabindeki kişiyi kırmamak için +ankara'dan istanbul'a gidiyorum? sen ne yapıyorsun? diye karşılık verip, ulan ne saçma sapan bir muhabbet dönüyor diye düşünürken yan taraftan gelen ses kendisini çok utandırır.
    - hayatım ben kapatıyorum, yan kabindeki geri zekalı sana sorduklarıma kendisine soruyormuşum gibi cevap veriyor da.
    6 ...
  42. 1812.
  43. kuştepe semtini çoğu herkes bilir. romanları ve bilgi üniversitesi ile ünlü olan bir semt. ha bir de şakşuka'mız var. velhasıl kelam yaz mevsimine ait cıvıl cıvıl günlerden birinde baya kalabalık arkadaş grubumuzla meydan denilen ve semtin en işlek yerinde çay içmekteyiz. o sırada kırmızı faça şahin'iyle geçen bulaşık mı bulaşık çirkin mi çirkin bir şopar son ses müzik eşliğinde ileriden gelmekte. önümüzden geçmesiyle ve trafiğin sıkışması sebebiyle haliyle bastı frene... arkasından da bir o kadar masum, altında yüz binlerce liralık otomobiliyle caanım üniversite öğrencisi gelmekte. ama öğrencinin atladığı bir konu var! çocuk telefona dalmış mesajlaşıyor ve duran trafiği farkedemiyor. haliyle bodoslama dalıyor faça şahin'e. etrafta bir ölüm sessizliği, şimdi çocuğu parçalar bu mango diye kendi kendimize konuşurken, şahin'in kapısı açılıyor ve içinden curtis jackson kopyası arkadaş kafasını arkaya uzatıyor. elinin baş parmağını kaldırıp "iyisin, iyisin... ölmüşünü sikeyim" diyor ve hızlıca kapısını kapatıp basıyor gaza.

    bizler mi? gülmekten çay kaşıklarını hunharca bedenlerimize saplıyoruz.
    0 ...
  44. 1811.
  45. şimdi dügün için izmire gitmiştik erkek evinde vitrinde jack daniels şişesini farkettim dibinde azıcık vardı ve bana içdergibi bakıyordu bende hemen davrandım çocuklukya kapağına azıcık koyayım derken taşırdım ve silme birşekilde dolu kapagı fondip yaptım ama birde baktım ki boş durmasınlar diye şişeye tütün kolonyası koymuşlar hayatımda ilk kolonya denememdi.
    4 ...
  46. 1810.
  47. Internetten "büyütücü" sipariş verilip, gelen paketi heyecanla açıp içinden çıkan büyütece bakakalmak . Ben değil bi arkadaş olm.
    5 ...
  48. 1809.
  49. Az önce başıma gelen olaydır.
    beşiktaş - kadıköy vapurunda seyahat ederken kulağımda kulaklık ile açık kısımdan içeriye doģru adımımı atmamla alkış kıyamet kopması bir oldu.
    Saniyeler süren donup kalmadan sonra kulaklığı çıkartmamla içeride müzik yapıldığını ve insanlarin onu alkişladığını anlamam bir oldu. Tabi sonra merdivenlere kadar gülerek geldim.

    bu da böyle bir anımdır.
    dipçiknot: tam o sirada gözlüklerimi çıkartmıştım ve kulaklıktan duyduğum şarkıya klip çekiyordun acaip denk geldi la sözlük.
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük