yaran olaylar

entry2145 galeri89
    1881.
  1. sıla nın ses tonunu bemol yapmışlar internette ve inanılmaz şekilde özcan denize benzemiş sesi. bende gelene geçene dinletiyordum 2 saatir iş yerinde. herkes oha özcan deniz sıladan daha güzel söylemiş diye dinledi sonra anlattım olayı .
    link bu:

    https://www.facebook.com/...=%7B%22tn%22%3A%22O%22%7D

    neyse yarım saat önce grup lideri geldi. telefonla konuşarak odasına geçti çat diye kapısını kapattı oturdu. 10 dakika sonra çıktı dolandı geldi arkadaşın masasına oturdu. napıyorsunuz beyler falan diye konuştu ardından bir şarkı açında moralimiz yerine gelsin dedi. arkadaşlar hemen oo you touch me tralala sen aç hadi özcan babayı aç dediler. kaş göz yapsam bile bir fayda etmedi. ne açacaksanız açın be diye bağırdı lider. neyse açtık dinlettik. adamın tepki

    lan bu sıla dönmemidir nedir karıdaki sese bak ulan. sende mi ibnesin lan bunu dinliyorsun dedi bana.

    pıstım kaldım.
    5 ...
  2. 1880.
  3. neremi yardı bilmiyorum ama dün gece otobüsle gelirken gebze civarında yolcu almak için durduk.
    20-22 yaşlarında bir eleman geldi bi koltuğa oturdu. muavin yolcu sayıyor bir fazla çıkıyor.
    bu elemana dediler senin biletin nerde, benim biletimi başkası aldı, ben almadım.

    dediler bu otobüs değil senin otobüsün, 15dk sonra diğeri gelecek o olabilir.
    olur, olmaz. yarım saat konuştular. çocuk doğru otobüs olduğundan çok emin.

    sonunda şoför geldi.

    -oğlum sen nereye gideceksin ?
    -kayseri'ye.
    -oğlum bu kastamonu otobüsü, ne işin var bunda. yanlış binmişsin.

    çocuğun şoföre verdiği cevap.

    -abi bence siz yanlış biliyorsunuz.
    11 ...
  4. 1879.
  5. Yeğenin başı çektiği olaydır.

    Bir cenaze evinde geçmiştir. biz köşede oturup taziyelerimizi sunarken aniden gözüm yeğeni keser sessizce durup karşıya bakmaktadır. o da ne karşısında yaşıtı bir kız eteğini indirip kaldırmaktadır hemen yeğeni çağırdım. napıyon lan nereye bakıyon diye sordum.

    - Kızın büllüğüne bakıyorum amca
    + Lan o kız onda büllük olmaz
    - yok amca onunkini kesmişler
    + ...
    9 ...
  6. 1878.
  7. arkadaşla yürürken ramazan ayında olduğumuzu unutup küçük bir ilçenin heykelinde ağzımızda sigaralarla yürümemiz. insanların bize bakmasıyla durumu anlayıp gözgöze gelip gülmüştük. tabii ki sigaramızı içmeye ve normal yaşantımıza devam ettik.
    2 ...
  8. 1877.
  9. arkadaşımın arkadaşı ekolü:
    evde birkaç keyif verici maddeyi (hadi buna da sigara diyelim) harmanlayan bir grup arkadaşımız -biri kimyacı- keyifle televizyon karşısında oturmaktadır. bu arada söz konusu karışım gibi karışımlar deneme halindeler o aralar. çoğunu da kameraya çekip sonradan izliyorlar ki, hem o kafayla unuturlarsa falan en güzel kafanın hangi karışımda olduğuna dair bir done olsun ellerinde, hem de sonradan izlemek epey eğlenceli oluyor. nitekim o ara çektikleri -bir başka- videoyu ben de izledim, hakikaten şahaneydi. neyse, haberlerde bir organ mafyası konusu oluyor. bunlar hep birlikte kitlenmiş haberi izlerken çocuklardan biri -tek bacağını altına doğru kıvırarak üstüne oturmuş- "ananı s...... bacağım yok laaan! organ mafyası bacağımı çalmış" diye feveran ediyor ve evin içinde 45 dakikalık bir kayıp bacağı bulma operasyonu başlıyor. anlatılanlardan aklımda kalan en bomba iki replik:

    - (kanepeyi kaldırıp altına bakmakta olan bir cengaver, ayakta durmakta olan bacaksıza bakarak) abi eve gelirken yanında mıydı, hatırlıyor musun?
    - (bacağı çalınan talihsiz arkadaştan geliyor) tamam beyler buldum!
    17 ...
  10. 1876.
  11. lisede grup olarak bahçede oturulmaktadır. bahçedeki kızlardan biri sürekli bana bakmaktadır. gruptaki en hayvan arkadaş gidip senin adına çıkma teklifi edeyim mi diye sordu. ben de saçmalama lan otur yerine dedim ve arkadaş kıza doğru yürüdü. nasılsa söylemez dedim ses çıkarmadım. kızla konuşmaya başladı en azından kız kabul etmez dedim kız kabul etti. aynı anda 2 kere yanılmıştım. öğle arasına çıktığımda kızdan ayrıldım.
    6 ...
  12. 1875.
  13. Her sabah dolmuşa ilk hareket ettiği duraktan biniyorum aşırı kalabalık olması nedeniyle efendim dün sabah yine bineceğim arabaya şoför ile durağın kahyası bekliyor kapıda geride de bir araba daha var sıra geniş bir park alanında birbiriyle pek alakalı şekilde park etmemiş iki araba var geridekinde biraz daha genç bir şoför var ben haliyle herhalde sıra biraz daha ilerde park etmiş olan araçta diyerek öncekine yöneldim öndeki aracın şoförü biraz daha orta yaşlı neyse ikilemde kaldım ben arabaya bindim ama arabada kimse yok şoför de oralı olmadı benim bu ikilemde kalmış halimi gördü gerideki aracın şoförü bizimkine işaret ediyor bizimki bağıra bağıra konuşuyor o sırada da araca bindi ben de ondan önce bindim araca bu benim bildiğimi görmedi tabi hala bağırıyor 'o mete neye el kol ediyo A. Ina ğoyim, o mete mete ne diyo A.ına ğoyim?' arkadan ben 'şurdan bir ..... Alır mısınız?' derim ve az önce bu cümleyi sarf eden şoför korkuyla zıplar yerinden.
    0 ...
  14. 1874.
  15. Olay az önce gerçekleşti ve Simdi bitti. Kartaldaki adalet sarayinin onundeki kafedeydim. Birden ortalik karisti. polis pilastik mermileri ateslemeye basladi. Herkes geri gecilirken birden bir anons yukseldi.

    Neee olduuuuu yemediiiiii miiii?
    10 ...
  16. 1873.
  17. gümüşhaneye bağlı duymadık adlı bir köy vardır. köy sarp dağların arasında tabiri caizse çukur denen bir yerde kurulmuştur.

    kurtuluş savaşında gümüşhane bayburt ve o bölge kurtarıldıktan sonra köye yardım amacıyla gelirler. bir bakarlar ki köye hiçbir şey olmamış, her şey yerli yerinde durmaktadır. sorarlar soruştururlar neden böyle diye bir şey mi oldu? diye cevap alırlar. kurtuluş savaşında bahsederler, buraların ve civarında köylerin işgal edildiğini söylediklerinde çok şaşırırlar ve haberlerini olmadıklarını söylerler.

    adamlar nasıl allahın siktir ettiği bir yerde yaşıyorlarsa düşman görüp işgal etmemiş bile. ulan hadi işgal olmadı hiç haberiniz de mi olmadı? köyün ismi benimsenir de bu kadar da değil.
    5 ...
  18. 1872.
  19. 4 yıl önce bir yazar dost, fake hesap açtı.
    işte başlıklarını uplamakla meşgul bu fake hesabı zamanla çakılır gibi oldu.

    muhabbet arasında ''oğlum anlıyorlar ha yakında silik yiyeceğim.hayır fake silinsin de asıl hesabıma çok emek verdim amk''

    git kendi nikaltında geçir dedim asıl hesabına.kötüle salla bir şeyler yap.

    bu da gidip asıl nikaltına fake hesabıyla bildiğin nefret kusmuş.
    ne kendisinin orospu çocukluğu kalmış ne beş para etmez ciğeri.

    hadi buraya kadar tamam.

    sonra inandırıcı olsun diye asıl hesabından kendi nikaltında fake'ine cevap verdi.
    cevap da ne cevap.ahahah.kendisine faketen ettiği küfürlere karşılık bu da bastı küfrü.

    ahahah ikisi de çaylak oldu hesaplarının.
    bir insan kendisini nasıl imha eder örnektir.

    baş harfi piyon-vezir.

    eskiler bilir.

    ulan yine aklıma geldi ahahahahah.
    15 ...
  20. 1871.
  21. Otobuste kapinin yaninda bir kadin.
    Ve bir erkek var, inecek.
    Erkegin inmesi icin
    Kadinin yol vermesi gerekecek.
    Erkek "gecebilir miyim?" Diyor
    kadin "gecebilirsin" diyor

    (Kadin kıpırdamadı)
    11 ...
  22. 1870.
  23. şirkete gelen yeni misafirlerle yapılan toplantıda, kişilerden ikisinin soyadları yardı, yarmakla kalmadı ağzımıza sıçtı.
    ikili gruplar halinde eşleşme olacaktı çalışma için. kadının adı soyadı Fatma domalan. adamın adı soyadı necati başıbüyük. bu kadar tesadüf olur amk. biz gülmemek için zor tutuyoruz kendimizi. neyse işte sıra eşleştirmelere geldi. patron eşleştirmeleri yapıyor. eşleştirme yaparken de, kim kimle eşleşiyorsa birbirlerine adını söylüyor. mesela eşleşmedeki kadına dönüp eşleştiği adamın adını söylüyor, adama da eşleştiği kadının adını. ve evet o tahmin ettiğiniz şey oldu. başıbüyük'le domalan eşleşti amk. patron adama dönüp kafasıyla Fatma hanımı işaret ederek ''Fatma domalan'' dedi, Fatma hanıma dönüp necati beyi kafasıyla işaret ederek de ''necati başıbüyük'' dedi. ben gülmemek için kendimle mücadele veriyorum o ara. etimi falan sıkıyorum amk. şey gibi oldu aynen, onu ona pazarlıyormuş gibi. ''necati, bak, Fatma domalan, kıps. Fatma, bak başıbüyük. ehehe. hadi kaynaşın'' falan. bu ne len.
    8 ...
  24. 1869.
  25. bir gün evde oturuyoruz misafir var babam ve akrabalar harıl harıl bir konu üzerinde ciddi bir şekilde konuşuyorlar benim yaş daha 6-7 civarı
    ben de sıkıntıdan dayanamadım babaa dedim herkes sustu o anda efendim oğlum dedi
    ben dırırınırnırt dedim babam anlamadı haliyle refleks olarak ney dedi
    ben dışarda duyduğum ama anlamını bilmediğim bu durumlarda çevremdeki zibidi abilerin kullandığı cümleyi yapıştırdım;

    -ney değil ut
    eline veriyim tut
    ağzına veriyim yut

    o an herkes bıçak kesildi amk.
    ben de diyorum bunlar niye konuşmuyo bana mal mal bakıyor
    babam kızdı tabi sonra anladımki kötü bir şey demişim.
    biraz yaşım büyüyünce anladım mevzuyu.
    ben olsam kendimi sikerdim la babama milletin içinde ne demişim ben öle..
    13 ...
  26. 1868.
  27. 18 nisan 2015 cumartesi günü aöf sınavım var ve babamla birlikte verilen adrese gidip okul arıyoruz. babam önümüze gelene adres soruyor. sınava dakikalar kalmış, belki de yetişemeyeceğim. ona buna sorarken şapkalı bir amcaya camı açıp okulu sordu. amca da '' kaç kere söyleyeceğim bilmiyorum '' diye dedi. 2. kez sormuş adama. ben gülmeye başladım. babam sus kızım zaten sinirliyim dedi. 2 dakika geç kalsaydık sınav kaçıyordu. son anda yetiştik.
    4 ...
  28. 1867.
  29. Vatan borcununu uzun uzadıya ödediğim yıllarda doğunun ücra bir köşesinden ankaraya sevk edilen zihinsel engelli bir kardeşimizin yanında refakatçi olarak seyahat ediyordum. istikamet ankara gata idi. çeşitli zorluklarla Ankaraya vardık. bir gün beklememiz gerekti o sırada ankara soğuk olduğundan hastalandık hem üşüttük hemde ishal olduk. bir pansiyona yerleştik çocuğun durumu ağırlaşıyordu ve bana emanetti. hemen ishali kesmesi adına muz, leblebi vs aldım ye dedim aslanparçası bunları duşa girdim çıktım daha sonra zihinsel olarak biraz uçuk olan emanetime hadi bakalım sende gir sıcak bir duş al kendine gel dedim zihinsel engelli olduğu iddia ediliyordu ama bence değildi sadece davranışlarını kontrol etmekte zorlanıyordu ve ne yapacağını kestirmek zordu. Neyse kendisi girdi duşa kapıyı kilitledi içeriden öğürme sesleri geliyor evladım iyimisin aç kapıyı diyorum, yok oralı olmuyor.

    Sesler artıyor bana emanet olduğu için endişeleniyorum. Sesler artıyor. kapıyı kırma derecesine geliyorum ki kapıyı açtı.
    bir de baktım Lavabo silme kusmuk dolu! Aman Tanrım dedim!
    Evladım diyorum neden buraya kustun klozete kussaydın ya! Lavabo tıkanmış boşaltmak için gereç yok. Koku desen artıyor, sanırsın ki köpek ölmüş.
    Tuvaleti yıkamak için kullanılan fırçanın içine konduğu kabı gördüm sonra ve mecburen dedim ki bunu kullanarak tuvalete boşaltalım.

    Kendisi beni kırmayarak bu görevi üstlendi ama lavabo pert. neyse yıkandı çıktı yorgun düştü çocuk birşeyler yedirdim uyudu. iki ayrı yatak var ben pencere kenarındaki yatağa geçtim pencereyi hafif araladım kokudan telef olmayalım diye. Derken sızmışım sabah oldu Kokuya uyandım allahım bu nasıl bir koku kalktım kokunun kaynağını arıyorum. Çocuk uyuyor, açtım yorganını, adam uyurken yatağa sıçmış ya! ishaliz tutmadı demekki uyurken koyverdi. Varan iki yatakta pert. hemen toparlandık yıkandık çıktık kaldığımız yerden bir daha gelmemek üzere. Birşeyler yedik ve gataya gitmek üzere yola koyulduk. yolda başladı yine öğürmeler ankara metrosundayız karşımızda bir kız oturuyor metro hafif kalabalık ve ben düşünüyorum, şimdi bu lök diye kızın üzerine sıcacık kussa ne bok yeriz acaba diyorum. Derken öğürmeler sıklaştı millet bize bakıyor ben terliyorum. Bende isalim karnıma ağrılar giriyor bu kusarsa bende travma etkisiyle bulunduğum yere sıçarım herhalde diyorum. Derken patır kütür kustu adam ama ortaya, kısa düştü allahtan millet çığlık çığlığa ayyyk uuuuuk iğrenç filan diyor cık cık cık sesleri yankılanıyor. Ben gülmeye başladım sinirlerim bozuldu ilk durakta indik temizlendik. Bu başıma gelen olayların küçük bir kısmıydı. Devamı reklamlardan sonra sözlük.
    8 ...
  30. 1866.
  31. cimri bir patronum var benim, kuruşun hesabını yapar. bi gün elektrik faturası geldi, çıldırdı bizimki.

    - bundan sonra klimayı çalıştırmayacaksın!
    - ölelim mi soğuktan?
    - ölün lan bana ne, faturadan haberin var mı!
    - tamam sinirlenmeyin, ikikat giyeriz olur biter
    - ha şöyle, yerden toplamıyoruz parayı akıllı olun.

    içimden "ben sana yapacağımı biliyorum" dedim. dışımdan he he diyip kandırdım, insafa gelip 20 derecede çalıştırmamıza izin verdi. her sabah işe gelince 30 dereceye ayarlayıp, kumanda da 20 derece gösteriyorum. ortam sıcacık, her gün keyifler tavan. aylardır böyle kandırıyorum bu geri zekalıyı, bir kez bile kıllanmadı. ay sonunda faturada değişiklik olmayınca köpürdü, mecbur gitti ödedi. her gün kumandayı kontrol ediyor ama bir bok çaktığı yok, içerde 30 derece sıcaklık var hamam gibi.

    klimayı kıstık hala nasıl bu kadar fazla fatura geliyor diye diye kafayı yedi, iş arkadaşım bile olayı çakmadı lan.

    - ne güzel sıcacık burası eheehe
    - patronumuz düşünüyor bizi (sinsi sinsi gülüyorum)
    - sence niye bu kadar fazla fatura geliyo?
    - bilmiyorum herhalde kazıklıyorlar bizim patronu (anlamlı bir bakış atarak)
    - bunun nasıl olduğunu arasın bence, bulur belki ha?
    - bulur tabi (ahahaa arasın dursun pezeveng nah bulur)
    10 ...
  32. 1865.
  33. Okullarda istiklal marşını okutan öğretmenler bütün öğrenciler bana baksın ister.hepsinin gözünün içine bakmaya çalışır.

    Bu takıntısı hat safhada olan bir öğretmenimiz vardı zamanında. Tüm sınıf birleşmiş onun 5 metre sağındaki atatürk büstüne bakmıştır. 3 sefer tekrarlattı baktı olmuyor sıra dayağına çekti.
    4 ...
  34. 1864.
  35. yeşil kart zamanı, mahallede millet birbirinin yeşil kartını alıp hastanenin yolunu tutar. ablanın biri doğum yapacak acele ile komşunun kartı alınıp hastaneye varılır. biraz incelemeden sonra doktorun tepkisi ''ya siz tavşan mısınız 40 günde bir doğuruyorsunuz?''
    17 ...
  36. 1863.
  37. evimizin önüne açılan börekçiye ilk zamanlar soğuk bakmıştım. ancak bir süre sonra ara ara uğramaya başladım.

    gel gelelim 25 yaşlarındaki börekçi eleman çok ilginç bir insandı.

    bazı sabahlar son derece asık suratlıydı ve nemruttu.. "günaydın", "iyi günler" dememe asla yanıt vermezdi. yüzü hep yerdeydi... kimseyle göz göze gelmezdi. ama böreği güzeldi işte. güler yüzlü olmasa da olurdu.

    bazı sabahlar ise güleryüzlü olmasa bile saygılı ve konuşkandı. dükkana girer girmez "günaydın" ya da "hoşgeldiniz" derdi. böreğimi uzatırken "buyrun efendim" derdi. bazen müşterilerle şakalaşırdı. hayret ederdim.

    sizin anlayacağınız, adamın bir günü bir gününe uymuyordu.

    iş öyle bir duruma gelmişti ki, artık fal tutmaya başlamıştım. adam sinirliyse günüm kötü geçecekti. iyi tarafına denk geldiysem her şey güzel olacaktı. "acaba bu sabah nasıl" diye sırf meraktan daha sık börek almaya başladım. işyerinde elimde leş gibi kokan kıymalı börek, "dünün en beğenilen entryleri"ni okuyordum. iş arkadaşlarım "sen börek sevmezdin" deyip duruyorlardı. bense börekçiye hayret ediyordum.

    ta ki o güne dek.

    o sabah yine kahvaltı yapamadığımdan börek almaya karar verdim. evden hızla çıkıp börekçide aldım soluğu. içeri girince sinirli bir şekilde taaak taak diye börek kesen bizim elemanı gördüm. canım yine sıkıldı. bu sefer bambaşka bir suratsızdı. "bana bir porsiyon kıymalı" dedim. yüzüme bile bakmadı. o, böreğimi keserken tam arkamdan başka bir ses duydum:

    "hoşgeldin abi, nasılsın?"

    dönüp baktım.

    adam ikizmiş lan!
    20 ...
  38. 1862.
  39. hocanın doğum günüymüş, karşılaşınca kız arkadaşlardan biri
    - hocam doğum gününüz kutlu olsun.
    + sağolun çocuklar, biz sizler için varız.
    - evet hocam, biz olmazsak bir hiçsiniz.
    +!!??

    (hoca şaka kaldırabilecek bir insandı. aralarında geçen bir olaya atıfta bulunmuş arkadaş. biz haberi olmayanlar yarıldık haliyle.)
    2 ...
  40. 1861.
  41. üniversitede ev arkadaşımıza bir şaka yaptık. gece arkadaşın birine karabasan gelmiş hepimizi uyandırdı heyecanlı heyecanlı anlattı bir saat. dinlerken diğer ev arkadaşı bunun anlattıklarına kendini çok kaptırdı. kendi yaşadı resmen olayı.

    ertesi gün bu gece saat 3 gibi uyudu. eski tip çift kişilik karyolalardandı yatağı. diğer arkadaş da gidip onun yanına yatı. o uyuyuncaya kadar kadar bekledi ve bana mesaj attı.

    yavaşça odasına girip yatağın altına girdim. bir elimle alttan yatağa vururken diğer elimle yorganı üstlerinden çektim.

    bu uyandı. önce yanında yatan kişi yapıyor zannetti. öyle olmadığını fark edince önce ona yumruk attı sonra önce odadan sonra daireden çıkarak merdivenlerden 2. kata kadar bağıra bağıra kaçtı bu. apartmanı ayağa kaldırdı korkudan. 3 gün gülmüştük onun o haline.
    12 ...
  42. 1860.
  43. çalıştığım projedeki yürüyen merdivenden çıkan yaşlıların çığlık içinde düştüklerini gördüm, kosarak yardıma gittim kaldırdım sonrasında yaşlı amca

    sizin yaptığınız merdivenin taa burdan köye kadar amına goyayim demesi güldürdü.
    8 ...
  44. 1859.
  45. Fethiye sahilde dolaşırken Mesut abi sigara içecekti. Baktık çakmak yok. Karşıdada berduş tipli bi dede vardı. Yolladı beni çakmak isteyim diye.
    -dede ateş var mı?
    +valla yiğenim 76 Yıldır varda söndüren yok.
    10 ...
  46. 1858.
  47. barmenlik yaptığım dönemler sinan adında çok sevdiğim garson bi abi var. 7 tane arjantin bira siparişi verdi, doldurdum biraları tuttu saplarından götürüyor. 4 tane bi elinde, 3 tane diğer elinde gidiyor. giderken birden '' ananı sikim, ananı sikim, ananı sikim '' diye bağırmaya başladı. ama bağırırken yılan gibi kıvrılıyor. vücudundaki bel hattı asena gibi aynı. biralar yerlere dökülüyor. mekandaki tüm gözler sinan abide. yalnız biraları götürdüğü masa da patronun masası, ankara'dan misafirleri gelmiş, onları ağırlıyor. hepsi kodaman adamlar. sinan abi ana avrat söve söve, biraz da döke saça biraları bunların masaya koydu. biralar yarım. sinan abinin üstü başı hep bira. patron dahil tüm masa da sinan abiye bakıyor. sinan abi de bunlara bakıp son bi '' ananı sikim'' deyip elini cebine attı ve telefonu çıkardı. meğer telefon titreşimde kalmış, bizim sinan abiyi de aradıkları için huylanıp sövmüş. '' pardon patron tikliyim de '' dedi sinan abi. patron gülerek cevap verdi. tikine sahip çık sinan. .
    o günden sonra telefon kılıfı aldı kendisi. ne olur nolmaz.
    20 ...
  48. 1857.
  49. ersen martin'in trabzon anısı.

    trabzon'a transfer oldum, daha yeni olmuşum, o nedenle otelde kalıyorum. akşama doğru canım bir şeyler çekti, aradım dedim ki bir meyve tabağı getirir misiniz? bana boş bir meyve tabağı getirdiler, o anda anladım trabzon'a geldiğimi...
    9 ...
© 2026 uludağ sözlük