fakülte'de hocanın şu tek kollu sıraların üstüne oturmaya çalışırken sandalyenin kayıp elemanın yere düşmesi. buraya kadar normal olan olayın yaran kısmı ise zaten sınıf mevcudu az olan sınıfın hocanın gözüne baka baka gülmemek için girdiği şekiller.
wepla denen oyun platformunda zaman zaman yaşanan server kaynaklı oyunlardan düşmelerde herkes bi anda chat ekranına düştüğü için aşırı küfürlü muhabbetler başlar.
önce herkes düşmenin sebebini tayyipe bağlar sonra tayyipçiler gelir kavga çıkar 10-15 dk sonra sorun düzelince herkes aynı oyuna girip kanka olur.
nota bilmeyen adam otobüste güzel bir kızla bakışmaktadır bu sırada akrabaların şu diyaloğuna kızla beraber şahit olurlar.
a1:şapkasızı trende gördüm dediki köye gitme akrabalarını tanıma daha iyi
a2:bah amuğa dayaduğuma demedin mi ?
a1:???
n:???
a2:bah pezevengün evladına demedin mi ?
a1:???
n???
a2:bah orosbu çocuğuna sizin yüzünüzden köyümüz geri kalıyor demedin mi ?
adalet sarayı girişinde iki tane adam "bu genç biliyodur ona sorak" falan diyerek bana yaklaştılar.
-yeğnim sen bilin bi şey soracağk sana
ben: söyle amca
-yeğnim bu avratlar yanlarından geçerken böyle güzel bi goku geliyo neden ki acep?
ben: mavi ekran
arkadaşın arkadaşının başına gelmiş efenim.
ankara'da öğrenci olan gençler yemeğe otururlar, güzelce yemeklerini yedikten sonra aralarından biri "hayde agalar cıgara yapıştıralım" diye öneri sunar.
masayı toplamadan otururlar muhabbetle bir güzel döndürürler.
döndürme faslı biter masada oturup sohbet ederlerken içlerinden biri ayağa kalkar ve tuzluğu masaya patlatır. tuzluk paramparça olmuştur, çocuk ise hızlı adımlarla pencereye doğru koşar, camı açar ve birinci kattan kendini karların içine atar. arkadaşları şaşkınlık içinde önce birbirlerine sonra cama bakarlar.
eleman karların üstünde yüzükoyun yatmaktadır. elemanın arkadaşları da camdan atlar ve ters çevirirler.
- birader manyak mısın? dağıttın ortalığı, amacın ne lan?
+ aga dumanı koydum, ninja usulü kayboldum.
- !?!?!?!
caveman, arkadaşlarıyla üniversitenin yemekhanesinde yemek yemektedir. 5 dakika sonra caveman in yanına, söz konusu kızın arkadaşının oturmasıyla olaylar gelişir. söz konusu kız caveman in çaprazında oturmaktadır ve arkadaşına doğru yüksek sesle konuşmaya başlar.
yemekhanedeki kız: aaa mantar çorbası varmış, limon alıyım ben.
caveman: !'+!%!^%!^??
---hatun kişi limonu alıp gelmiştir ve çorbadan bir kaşık alır.
yemekhanedeki kız: ehehe mantar çorbası değilmiş, işkembeymiş. limon koyayım biraz daha.
caveman: !'+!'%?!^?%!?^%?!^+?
önündeki çorbanın düğün çorbası olduğunun farkına varmasını baya bekledik ama olmadı... "ne içtiysen aynısından istiyorum" dicektim ama anlatmak uzun sürer diye korktum sözlük.*
ben(b), arkadaşım(a) ve arkadaşımın annesi(aa) birlikte yemek yiyoruz. o esnada arkadaşım:
a- anne hamileyken kahve içmek bebeğin gelişimi için çok zararlıymış ya sen bana hamileyken içtin mi kahve ?
aa-evet içmiştim.
a-ya bak gördün mü ben o yüzden böyleyim işte, der ve kahkahalar atmaya başlar.
b- hö ? ne diyorsun kızım, iyi misin ?
aa- a salak kızım benim o lafı benim söylemem lazımdı ki komik olsun, ayar yerini bulsun. ama gerçekten şimdi anlıyorum, pişmanlık duyuyorum. içmeseymişim o kahveleri keşke.
bu sefer gülmekten yerlere yatma sırası bana ve arkadaşımın annesine gelmişti işte. *
anakindusmanligiolanvarlik'in amcası 65 yaşında olmasına rağmen günde 2 paket sigara içen biridir. 25 yaşlarında bir oğlu vardır, yani bu kişi yazarımızın kuzenidir. 65lik sigara tiryakisi amca, kuzen, yazarımızın annesi, abisi ve yazarımız kuşadası'nda balkonda çay içmektedir. tiryaki amca birden sigara yakar.
+baba içme şu sigarayı lütfen ya.
-aman oğlum ne de olsa ölecem lan. boşver.
+böyle konuşmasana ya. adamlar zararlarını yazıyolar paketlere. bak: sigara içmek cinsel ik... tamam tamam boşver ya.
sakalı çıkmayan bir arkadaş sakal çıkarmak için bir kür bulur internette.bu kürün yapılması için ilk adımlardan biri yüzün temizlenmesidir.bunu unutan arkadaşa bu durum söylenir.arkadaş biraz üşengeç olduğu için bunu yapmaz ve cevabı gelir:
arkadaşımın evinde eşyalarım kalmıştı ta kaç ay evvelinden,
apartman asansörlü,
daire 4. katta,
neyse girdim eve eşyaları aldık; kapıda misafir uğurlama muhabbeti yapıyoruz arkadaşlarla, ben asansörü beklerken;
asansörün meşgul düğmesi yanıyor, aşağıdan da sesler geliyor; her halde dedim indi asansördekiler.
bastım düğmeye çağırdım 4. kata,
geldi asansör kapıyı açtım içinden full boyalı, gata fiyonklu bir teyze 'ben 6. kata çıkıcam sen niye basıyosun düğmeye, durdu burda asnasör senin yüzünden bidi bidi' derken bir şey söylemeden kapadım kapıyı 'çok kızdı' dedim kapıdaki arkadaşlara,
asansör çıktı 6. kata sesler geliyor her halde dedim indi kadın asansörden bastım düğmeye,
geldi asansör.
asansörün içinde teyzenin de olduğunu * iki katı tamamen inmeden 'kızım niye basıyoson düğmeye manyak mısın, basmaaaa düğmeye, basmaaaa' diye bağırmasından anladım.
dedim arkadaşlara 'kapıyı kapayın çabuk geliyor bak ben de kaçıyorum merdivenlerden'.
velhasılı kelam o cadının elinden sanıyorum ki canımı zor kurtardım ama sonraki 15 dakika boyunca zor çıktım gülme krizinden.
ben bunu bugün canlı canlı yaşadım, balçova asmaçatı'ya nihatla sivrisinek geldiği için gidip göreyim dedim nihat ı sivrisinek i göstermiyorlar tabi tekno seymen i de gördük, orda biriyle karşılaştım nihat ın fan ı sayılır muğlalı egeye yakın nereye gelse gidermiş görmeye, o kadar seviyor bir arkadaşı da vardı, hemşehri çıktık yemeğe gittik programdan sonra alsancak kanatçım a yemeği yedik baktık toplamaya gelen giden yok, işaret ediyoruz gören yok masa biraz uçta kalıyordu matrak olanı servis arabasındaki sipariş numarasını aldı ve aradı 59 numaralı masaya üç çay bir de hesap dedi kapattı buna rağmen çaylar hemen gelmedi adamlar geldiğinde bir ilke imza attığımızı belirttiler, şok moddaydılar.
arkadaşım ve ben halk otobüsüyle giderken otobüste asılı olan bi yazı görürüm.
+ahahah haco şuna bak şuna. ona değil salak, şu yazıya.
-zuhahah fotoğrafını çekmek lazım bunun, nasıl bi denk düşme.
olay öğrenci evinde ve 4 kişinin oldugu bir rakı masasında yaşanmıştır. - ben + eren *pis sarhoş. 4. kişi midesi yıkandığından dolayı içerde yatıyor.
-eren
+efendim haceli.
-ne sorcam bak sana ama yanlış anlama.
+yok haceli ayıpsın ne yanlış anlicam.
*aylin toprağını sikim aylin yaktın beni.
-bi sus lan sikik bişey konuşuyoruz şurda.,
*tamam abijim ya sustum.
-eren bak şimdi farz-ı misal hayal et. şimdi memlekete döndün, otogardan eve filan gittin. süpriz yapacaksın ailene. kapıyı çaldın. açan baban. baban aynı şu şekilde karşına çıktı. saçları uzatmış, entel sakalı koymuş, kafaya ressam şapkası takmış, gözde bir gözlük bir elinde karakalem bir elinde de viski. sonra baban hoşgeldin diyor hiç sevgi gösterisi yapmadan. dönüp gitti sakin sakin bi dinginlik içinde.. içeri varınca oda ne annen kanepenin üstüne ipek bir örtü koymuş, oraya yan üstü uzanmış, elinde bi meyve sepeti mahrem yerinin üstünde bir asma yaprağı. babanda onun o halini resmediyor. naparsın lan bu durumda bi anlatsana.
+anasını sikerim ben eve gidiyorum sikerim lan... vurucam ikisinide.
-lan dur nereye.
+arkamdan gelmeyin lan yoksa sizide vururum.
ve şaşkınlığın atlattıktan sonra erenin arkasından sarhoşla birlikte koşuyoruz. eren sokakta twigyden aldığı aslanlı terliği mavi eşofman altı beyaz sweati ile yolda koşuyor.. bizde tabi gülerekten arkasından kovalıyoruz ve sonunda yakalıyoruz. ve daha elim bir manzara ile karşılaşıyoruz. eren o üstündeki kıyafetler ile memlekete kadar koşmayı düşünüyormuş. artı elinde bursa işi bir kasap bıçağı ile.
direk bodoslama olayın cereyan halinden yazıyorum *
diyarbakır havalimanına uzun uğraşlar sonucu varmışız...
tüm riskleri göze alarak karakoldan mühimmat (uçaksavar, g3, bixi, kaleş) çalan 2-3 mal asker vardı. neyse onlarla beraber gidiyoruz.
havalimanına girmeye yakın bizim subay telefonla konuşmaya başladı bizde bastık girdik arama noktasına.
arkadaş baya bi heycanlıydı heraldeki panikledi, sırt çantasında mühimmatla birlikte x-ray den geçmeye kalkıştı. sonra memur dedi beyefendi napıyosunuz? arkadaş yapıştırdı cevabı; "abi ben askerim!" memurda olsun aslanım çantanı koy bakalım şuraya dedi. neyse arkadaş koydu çantayı geçtik falan ses çıkartmadan. arkadaş cihazdan çıkan çantayı kaptığı gibi gitti peşi sıra polis memuru bağırıyor;
-beyefendi çantanızda kurşun var mı?
-sessizlik... (bu arada mal asker gidiyor tabi sırtı dönük)
-koş koş koş! kurşun var adam da!
-(mal asker geliyor) -noldu?
-dostum çantanda kurşun var mı?
-var?! (nası lan??!?!?!)
-he tamam o zaman el bagajında mı olacak yoksa orda mı kalacak? *
-çantada kalsın elimde ne yapıcam
-tamam o halde beyefendi. *
tabi tüm bu itiş kakış bakışmalar olurken bizim subay telefonla konuşuyor ve daha henüz arama noktasından geçmemiş. allahtan geçmemiş yoksa o mal askerin mühimmmat aşırdığını duysaydı allah belamı versin askerliği bitmezdi. o derece.
ama daha durun! asıl bomba bu askerin uçak biletinin olmaması!
nası yani?
şimdi bu mal asker ktm * ye katılmamak için sahte uçak bileti almış, komutan beni havalimanında bıraksın gitsin gibisinden neyse bu arama tarama çanta mühimmat olayından sonra ben işlemlerimi yaptırdım komutan bana doğru geldi dedi diğer askerler nerde? dedim ben ne bileyim nerde..
sonra baktık wc den o yanı geliyolar.. rütbeli dedi nerdesiniz olm! sonra bu asker başladı komutanım benim uçak biletim yok da falan da filan da ben bingöl'e gidicem de uçak yok oraya falan fıstık.. komutan biton azarladı bebeyi tabi tüm havalimanı bize kitlenmiş film sahnesi gibin izliyolar. ben etrafa bakarken bi bakarım ki tüm polisler bize kitlenmiş. adamlar çantada mühimmat olduğunu bildiği için. daha yazmıycam yoruldum of!
amsterdam dance event partisine katılmak üzere hollanda'ya gittim bi ara.
kapılar açılmış millet yavaştan mekana doluşuyo falan. mekan hınca hınc dolu. kabinde check in falan yapıyo djler. neyse onlarla sohbet ediyoruz ayak üstü. parti öncesi.
abi ben kabindeyken bi lavuk gördüm üstünde fenerbahçe forması vardı. kendi kendime "lann! hayırrr olamaz yaa" derken baktım ki hakkaten fener forması o. neyse güldüm biraz.
sonra wc ye gittim baktım orda karşılaştık bunla. "abi bu ne yaa" dedim. lavuk baktım hemen
"harunn! lan harunnnn! gel lan gel buda bizden çıktı olm türk lan türk!!!" dedi.
hös lan şaşırma aq napıyosun dedim. tabi bu arada şaşkın şaşkın bakan babyface kızlar ne olduğunu anlamaya falan çalışıyo. adam beygir gibi bağırdı tabi. neyse tekrar milletin arasına karışıyorum ben falan. lan belki 1 saattir bakıştığım hatun artık bakmıyodu bana. kafam bozuldu o kafayla gittim yanına üstüne vodka redbull döktüm. evine götürürüm özür falan derim sora bilindik sahneleri yaşarım diye. kız 100 kere önemli değil önemli değil diyip durdu. bizde başı boş bi şekilde otelimize geri döndük parti bitimi.
yani? kardeşim tamam fenerlisin, tamam türk'sün. ama yapma bunu. asabi olurum. kızarım sana.
miniüste şoför seslenir;
- evet abla, arkadan vermeyenler versin bi zahmet.
kadın fısıltıyla arkadaşına konuşur
- ayol, hak del... varken niye bk del... den istiyorsun be adam.
bir arkadaşımın komşularının evde beslenen çok yaşlı bir köpekleri varmış, hayvan artık sadece yemek içmek ve tuvalet için yattığı yerden kalkıyor, onun dışında sürekli yatıyormuş. evdekiler de, köpeği çok sevdikleri için çok üzülüyorlarmış. neyse bir gün, tıp fakültesi son sınıfta okuyan akrabaları genç bir kız bu meseleyi duyunca, "köpeğe benexol (b1+b6+b12 vitaminleri kompleksi) verin" demiş.
evdekiler de söyleneni yapıp köpeğe benexol vermeye başlamışlar, aradan bir iki hafta geçmeden köpek canlanmış eskisi gibi koşup
oynamaya başlamış. neyse bu arada evde, bir de çok yaşlı anneanneleri yaşıyormuş, kadın bir gün bağırarak: "bana da o köpeğe verdiğinizden verin" demiş.
jine annesi ile 16d ye binmiş kadıköye gitmektedir. ancak otobüste en önde oturan sevi pıtırcığı araplar böğüre böğüre arkadaki akrabaları ile konuşur. jine daha fazla dayanamaz veee eee dont speak der ve adam bişiler demeye başlar. jine hemen arka koltukta oturan lise 2 öğrencisi çocuğu kaldırır ve olaylar gelişir;
jine: bak bakim ablacım sen ingilizce biliyor musun
çocuk: evet abla
jine: he şimdi şu arap abiye de ki sessiz olsun burası toplu taşıma aracı vsvsvsvs.
çocuk hepsini üşenmeden çevirir ve jine tam yerine oturacakken;
çocuk: abla sen ingilizce bilmiyor musun?
jine: yok canım yaa ben fransız lisesinden mezunum
bu andan itibaren jinenin annesi gülme krizidedir.
çocuk: aa ne güzelmiş ya
jine: güzel tabi neyse hadi bakalım iyi yolculuklar iyi çalış derslerine...
işin özeti; jine bildiğin düz liseden mezundur ama ingilizce derslerinde genelde uyuduğu için bi bok öğrenememiştir. bu yaşa gelip tek kelime ingilizce bilemediğini söylemez ve fransız lisesinden mezunum der ancak tüm gün bunu hatırlayıp sesli sesli güler.
yurtta gecenin bi yarısı uyanmak, tuvalete doğru yürürken kızın birini kafasını çamaşır makinesinin içine sokarken görmek. üstelik naptığını sorunca da '90 derecede çamaşır yıkadıktan sonra yüzümü buhara tutuyorum siyah noktaları temizliyo' cevabını almak.
canı çektiği için salatalık turşusu almak. o gün ve ilerleyen günlerde turşu dozunu iyice arttırmak. günde bir iki turşuyla başlanılan serüvene bir kavanoz turşuyla devam eder olmak. işi dahada abartıp başlarda lavaboya dökülen turşu suyunu bile içmek. üreticinin sitesine mail atıp turşularınız çok güzel günde bir kavanoz yiyorum ama dinimi imanımı sikti diye yazmak.