yer öğrenci evi: 3 arkadaş alkol alıp, Türkiye özlemini dile getiriyoruz... Ardı ardına hüzünlü şarkılar çalıyor, deniz bana dönüp..
+abi be suaviden çalsana?
-hangi şarkısını?
+çalıkuşu?
-Reşat Nuri'den çalsak...
rma-bet maçı ntv sporda verilirken öbür tarafta bjk-kay yazıyordu amada dakika başı ''ronaldo geliyo ronaldo''diyor ve benden tarihi gaf:
-lan ronaldonun bjk'de ne işi var.*
gece saat bir buçuk civarlarında dört arkadaş parkta eve doğru ilerlerken kenarda beliren köpeğin, köpeklerden çok korkan arkadaşa doğru havlayarak yaklaşması. akabinde cengaver arkadaşın yere eğilip taş alması ve köpeği kovalaması. bunlar olurken aynı zamanda hayvana küfürler etmesi.
en yakın kız arkadaşım : X
sevdiğim bir arkadaşım : Y
bulimiarexia : B
gül satan çocuk : G
üçümüz buluşup cafe orta dünya'ye gitmiştik yine. oradan çıkıp evlere dağılmak üzereyken gül satmaya çalışan bir çocuk Y'nin yanına gidip abi nolur gül al. alır mısın ? abi nolur ya ? şeklinde ikna çabasına girmiştir ve başarılı olamamıştır.
hemen ardından Y'den umudu kesip X'e yönelmiş gülcü çocuk en yakın arkadaşımı da ikna edemeyince sinirlenip en yakın arkadaşıma
G: abla inşallah topuğun kırılır e mi ?
B: ohahhaha olum saçmalama git işine ya.
Y: oğlum edebileceğin en kötü bedduayı ettin o kız için lan hemen geri al.
B: ahahahahaha
X: üzgün smiley
B: kıyamam yaaa bakma öyle kuzucuk.
geçende arkadaşlarla oturuyoruz. böyle kızlı erkeli filan. tuğşe diye makara bi kız var. neyse işte. o sırada yiyişiyoruz laikçi kızlarla felan yani. sonracığıma...
t: önemli bişi sölücem bi susun ya...
hepimiz kulak kesildik o anda. neyse osurdu bu. zaağrt diye. biz gül, öl, sıç filan yani.
efenim radyoloji stajının başı, hoca bir sürü bt, mr örnekleri göstermekte ve bizden patolojiyi anlamamızı istemekte. e tabii bunu görmek için 5 sene ihtisas yapılması gerekmekte, bundan ötürü biz de 2 haftalık stajda hiç bir şey anlayamamaktayız. sadece sınıfın üst sınıf elamanları soruları cevaplamakta biz de arkada oturup geyik yapmaktayız.
hoca; evet burdaki sorun ne?
süperler; karaciğer'de apse.
arka grup; cağşımış tabii bunu hocanın duyamayacağı şekilde söylemekteyiz.
ve bu her slaytta böyle devam etmekte. neyse efenim benim içim geçmiş uyuyakalmışım dersin sonunda, sonrasında hoca gelip beni uyandırdı ve can alıcı soruyu sordu;
h: oğlum burdaki patoloji ne?
ben uykunun vermiş olduğu kafa karışıklığıyla cevapladım; hmm cağşımış hocam bu.
tabii sınıf yarıldı, benim içinse hocanın şaşkınlıktan kocaman olmuş gözlerini görmek paha biçilimezdi.*
ayrıca (bkz: cağşımak)
markette alışveriş yapıp poşetleme yaparken abla bir poşet versene demek o kişinin size döndüğünde erkek olduğunu anlamak orda utanmak ama sonra çok gülmek.
ankarada kent parkta arkadaşlarla oturuyoruz. oturduğumuz yerde sibel can suistimal şarkısı çalmaya başladı.
ciddi anlamda fırlama olan bir arkadaş şarkı çalarken;
arkadaş: lan ne diyor bu karı
biz :ne diyor
ben hep içime alırım
sesim duyulur yukardan
nasıl yaa!!!
tüm gün öyle sandık şarkı sözlerini ve durmadan dalga geçtik nasıl ya hep içine alıp yukarıdan mı duyuluyor ohaa falan diye fakat gerçek sözler şöyleymiş;
daha birkaç gün önce durağın yanındaki büfeden uykusuz'la penguen aldım ve otobüse bindim. uykusuz'u açtım okumaya başladım. yanıma biri gelip oturdu. elimdeki derginin arka sayfasını okumaya başladı. belli ki karikatür okumayı seviyor diye ses etmedim başta. ama artık yılmaz aslantürk ne çizdiyse arkaya çocuğun nefes alıp verişi değişti. korkumdan apar topar çantama tıktım dergiyi. sonra çocuk da utandı tabii.*
otobüste eve giderken çok havalı bir bayanın aniden midesini tutmasına müteakip altına kaçırması.
şoförün kapıyı açmasına müteakip çığlıklarla öhoyu terketmesi.
tayin küçük bir ilçeye çıkar ev bakılır artık boş apartman dairelerine bakmaktan boynun ağrıdığı sırada kendinizi bir emlakçının şefkatsiz kollarına bırakmaya karar verilmiştir. bi tabela görülür. içeri dalınır. içerde beyaz gömlek yeşil kravatlı gençten bir arkadaş masasında oturmaktadır. önündeki koltuklara oturulur.
eleman: buyrun hoş geldiniz.
biz: hoşbulduk. biz kombili 2 artı 1 özellikle bu semtte kirası 600 tl yi aşmayacak bir ev bakıyoruz. kendimiz baktık bulamadık.
eleman: evet bu semt iyidir. boş evlerde var bu çevrede. iyi olur tabi sizin için.
biz: ulaşım da iyi heryere yakın... iyi olacak bizim için.
eleman: hı hı iyi olur tabi.
biz: şuraya tayinimiz çıktı işe de yakın olacak hem.
eleman: işe yakın olması önemli her gün gidip geleceksiniz sonuçta.
böyle bir mallık hali e göster de kiralayalım durumları...
biz: siz göstermiyo musunuz?
eleman: biz soğan alıp satıyoruz, emlakçı üst katta.
jinekolog olan kuzenim hastalarıyla ilgilenmeyi pek sever, ameliyata girerken dua okuyan ve istemli kürtaj olan hastası ameliyattan uyanırken kulağına eğilir ve "Eyyy Hatce kızı Emineee, hesap gününe buyur... Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adıyla, şahadet getir!" der.kadın Bir şeyler geveler, dr. eğlenirken anestezi doktoru durumu farkeder. "Hastanın yüreğine mi indireceksin ?" der, dr.inmesin diye , "Eyyy Hatce kızı Emineee, seni sevenlerine bağışladık, git ve bir daha hataaa yapma" der. hasta kendine geldikten sonra diğer tarafla iletişim kurduğunu kekeleyerek anlatır. ama dr. ikna olmaz.
bahçeli evimiz var, ve komşunun tavukları var, annem zorla onların tarafa dört metrelik duvar ördürttü, artık tavuklar gelmiyor güya.
pencere kenarında oturuyoruz annemle, tavuğun birisi aynı pembe panter gibi gıt gıt ağır ağır duvarda yürüyor ve bizim bahçeye atlıyor. annem şok oldu çok güldüm.
bugünde komşunun on onbeş tane tavşanı var onlar girmiş içeri ama dolu tavşan ve tavşanalr hemen ağçaları kemiriyor. her yeri deliyor. öldüm gülmekten.
kız arkadaşla istiklal caddesi'nden tünel'e doğru yürümeye çalışmaktayız-pazar günü olduğundan anca çalışabiliyoruz, yürüyemiyoruz-... baktım olacak gibi değil balık pazarı'na girmeden önce sağ ara sokaklardan birine girdik... ara sokaklardan hızlı hızlı geçip yürüyeceğiz sözde... neyse insanlar azaldı yavaş yavaş biz de normal yürüme moduna geçtik... derken malum sokaklardan birine girdik. ablalar camlarda müşteri avında falan... gelene geçene laf atıyorlar. bizimki de canım nasıl özü sözü bir hatundur bilemezsiniz, gördü bu ablaların camdaki hallerini, ona buna laf attıklarını birden durdu;
-aaa burası kerhaneler sokağı mı?
+niye durdun hadi yürü...
-dur yaa daha önce hiç getirmedin beni buraya ayy ne güzel...
+ya yürüsene nesi güzel yürü çıkalım şuradan!
-hayatım yaa daha önce niye getirmedin beni buraya hep görmek istemiştim...
biz bu şekilde salak salak konuşurken benim kızın söylediklerini duyan bir abla camdan olaya el koyar;
* ee hadi bakalım tamam delikanlı getirdi sana orospuları gösterdi bu gece de sen yaparsın ona orospuluğunu, uzatma bebegim hadi...
az önce salak salak etrafta bakınan hatun o sokaktan nasıl çıktı görmeniz lazım. durun gösteriyim;
semanur 7 yaşına girecek ocak ayında. alışkanlıklarımı zevklerimi iyi bilir, herhalde bir çok çocuk böyledir, gözlem yetenekleri iyidir. dün can sıkıntısından mutfakta karşılıklı yemek yerken sordum;
-semanur varlık nedir?
+türk varlığı. (andımızdan çağrışım yaptı herhalde)
-yok o başka bir şey ben varlığı soruyorum?
+pink floyd! *