kurumdan telefonla şirin diye bir kişiyi arıyorum..
hani isim kargaşı olabilecek isimler vardır da; şirin bunların katagorisine girmez diye düşünürdüm. ama evet,aradığım kişi erkekmiş..
*Sevgili(!) kocam: 1)Orijinal sarışındım, saçlarımı zorla koyu bir renge boyattırdı. Çok bakan oluyormuş. 2)Bütün dekolte ve minileri yasakladı. Çok bakan oluyormuş. 3)Kilo aldıkça daha fazla kilo almamı istedi. Çok bakan oluyormuş. Sonuç; hiç bakanım olmayınca beni aldattı!
*Yer; kalabalık bir düğün salonu. Kız ve erkek tarafları yerlerini almışlar. Erkek tarafı biraz muhafazakar, çok oynamıyor. Gelin hanım ise öyle coşmuş, kendinden geçmiş bir halde oynuyor ki ona ayak uyduramayan damat kenara çekilmiş. Damat beyin akrabaları gelin hanıma onaylamayan bakışlarla bakıp birbirinin kulaklarına bir şeyler söylüyor. En son mikrofonu kapıyor gelin hanım hem söylüyor hem bir halkanın ortasında oynuyor. Derken gelin hanımın yengesi çaktırmadan oynayarak süzülüyor geline doğru. Fısıltı ile gelinin kulağına söylemeye çalıştığı şey mikrofon marifetiyle tüm salonda duyuluyor ve salonu önce derin bir sessizliğe sonra kahkahaya boğuyor: "Annen seni gebertecek!"
*Ödev kontrolü yaparken ''Sen eskiden daha güzel ödevler yapardın. Şimdi sanki biraz özensiz ödevlerin.'' dediğim öğrenci, ''Kaç gündür babam yapıyor ödevlerimi öğretmenim ondandır.'' dedi. Annesi hastaymış.
*Altmış metrekarelik kira evinde geçirilen yirmi beş yıldan sonra, neredeyse üç katı büyüklüğünde kendi evimize taşındığımızı duyan arkadaşımın yorumu: "Koridora tabela koyun, kaybolursunuz."
kuzenim ile acile gittik rapor almaya. neyse raporu aldık falan kuzenim bi arkadaşını gördü. hemşire olmuş. aa semra naber diye muhabbete başladılar.etraf kalabalalık. doktorlar hemşireler. bunların aralarında konuştuklarını herkes duyuyo ortamda. kuzenimin arkadaşı eskiden atletizm ile uğraşıyomuş. koşmuş falan. ve kuzenin patavatsızlığın dibine vuran soruyu sordu. kıza hönk diye '' sen milli oldun mu? '' diye sordu. bi an bi sessizlik oldu. ama ben dayanamadım. verdim gülmeyi verdim gülmeyi. sonra meksika dalgası gibi herkes yarıldı. kız utandı biraz ama napıyım tutamadım kendimi.
annem, babamı arayacaktı yemeğe yetişip yetişemeyeceğini sormak için. kontörü yokmuş, benden istedi. verdimtelefonu. o ara beni fırçalamak için yer arıyor gibiydi zaten. arkamdan hafif sertçe seslendi: aramıyo bu telefon, ses yok. sıkkınlıkla "arıyodur o sen duymuyosundur" diye cevap verdim. arkamdan duyduğum ses şu oldu: aa ters tutmuşum ya ben bunu.*
hafta sonu en yakın arkadaşımın nikahı vardı. gelin kızımız sağolsun biraz çılgınca birşey, erkek tarafından kimseye birşey demiyor ama kız tarafını 7 den 77 ye tembihlemiş. Sonrasında gelişen olaylar ise tam bir rezalet.
meeemur: z kızı q felan fıstık kabul ediyormusun ?
kız tarafı: hep bir ağızdan eveeeeet
buna şaşıran erkek tarafı olarak gençler olarak karşılık veriyoruz hemen
hayıırrrrrr
kız tarafı inat bağırıyor tekrardan eveeeeet
yaklaşık olarak böyle 3-4 tekrar yapılıyor, daha sonra çılgın gelinimizin biz erkek tarafı gençlerini fırçalamasından sonra olay bitiyor, ve nikah kıyılıyor.
hayatımda unutamıyacağım dediğim anlardan biridir.
sakallar tüy tüy değil artık son sınıfız. sivilcelerimiz çoktan patlamış, izleri hala suratımızda. kan belden yukarıya uğramamakta henüz o evre atlatılamamış. karı kız peşinde yavşak yavşak dolanıyoruz. kızlarında verdiği falan yok. hep aynı taktik. "göster ama elletme" felsefesi mevcut. azıcık sosyalleşelim belki düşürürüz iki karı kız derken böyle bi alemlere akma çabaları, top sektiremezken popüler çocuk olma adına girilen basket takımı, okulun düzenlediği hiçbir geziyi kaçırmama, sürekli ortalarda taşak oğlanı gibi gezme çağlarımız. bir de birader var tabi. tam itin götüne sokulası cinsten. abisine zerrece çekmemiş, sabah akşam sıvazlayan bir yavşak. o kadar lise dururken sen kal gel abinin okuluna. tüm dönemlere olan karizmamı yerle bir et piç.
olay şöyle gelişiyor efenim;
bahçede futbol oynuyoruz, etrafımız kızlarla sarılı. bir gaz bir gaz maradona gibi koşuyorum şerefsizim. at gibiyim. o an gözlerim okulun ünlü memelerinden ayferin memelerde yandan da topu kesiyorum tabi. ama nasıl bir odaklamışsam kendimi hem oynayıp hem kızın memelerini süzüyorum. bizim küçük fuckir boş durmuyor tabi. asilik yapıp kafasını kaldırıyor biraz. şort düzeltme bahanesiylen kalkan başı hemencik indiriveriyoruz. yavşak birader de bu takımda. abisinin gölgesinde top koşturacak işte piç. karşılıklı paslaşmalar falan derken ben gol atıyorum. kızlar hopbidi hopbidi zıplamakta tamda gözlerim ayferde. nasıl bir mekanizmadır, nasıl bir amortisördür ben anlamadım. hoplayı hoplayı zıplayı o memeler beni benden alıyı.. tam böyle koşuyoruz tribünlere öpücükler atıyoruz falan kaçan topu almaya giden birader şak kayıyor poposunun üstüne yapışıyor. üzerimde var bi karizma, artık gol atan şampiyonum, popüler çocuğum aynı zamanda yardımsever abi imajları çizebilmek için bizim pezevengin ardından koşuyoruz. ulan it yürümeyi beceremiyorsun top senin neyi........ derkene hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçerken bende o biçim yerle bir seriliyorum. tüm okul kahkahalar içinde. biz iki kardeş yerde serili şaşkınlıkla birbirimize bakıyoruz. gözlerim ayferde, memelerinde..
carousel ve dayısı aydın-izmir otobanında ilerlemektedir. otoban çıkışında polis çevirmesi vardır, araba sağa çekilir.
polis: 135 km hızla radara yakalandınız. ehliyet-ruhsat lütfen.
carousel'in dayısı: cüzdanın içinde olacak carousel, buluversene.
bu arada kendisi de ruhsatı aramaktadır. carousel ehliyetin olduğu bölümü bulmuş ve ehliyet çıkararak hiç bakılmadan memura uzatmıştır.
polis:siz ne yapmaya çalışıyorsunuz hanımefendi?
tam da o anda carousel elindeki kartın ehliyet değil kredi kartı olduğunu görür ve renkten renge girerek defalarca özür diler. dayısı ve polis memuru ise kahkahalarla gülmeye başlar.
olay staj yeri olan marangozhanede geçmektedir. oymacı numan usta sol anahtarına benzeyen bir kulp yapmıştır.
s:ben
n:numan
ü:ustabaşı ünal
s:numan abi kulp çok güzel olmuş, bir sol anahtarı havası var, harika.
n:ne, neyin anahtarı?
s:öyle anahtar değil, sol anahtarı abi. hani yok mu notalar, müzik hani, dizek başında olur.
n:haa, öyle desene. hani do re mi sol la gibi.
ü:oğlum bırak o cahili, ne bilsin solun anahtarını.
s:... eööö bu ağacın cinsi neydi peki usta?
annem bir gün yanına çagırdı muhabbet aynı şu şekildeydi.
-oglum sen neden dişlerini fırçalamıyorsun?
+anne ne saçma soru fırcalıyorum ki
-dişlerin sapsarı. sen nerde takılıyosun bakalım ustunde hep agır bi koku var
+yav ne bleym ahıra gitmiyorum
-sen sigara mı içiyosun?
+yok anne nerden çıkardın
-dişlerin sararmıs koku var kesin içiyorsun
+anne bırak ya içmiom ben
-paket gordum olm
+tamam yaa içiyorum ne var
-oglum içme yazıktır bak bende kurtulmak ıstıyorum yapma etme vs vs...
2 gun sonra ben ablam annem kahvaltıya gittik ben arkadan geliyordum annem yanıma geldı bir liseli edasıyla:
-sigara var mı?
+anlamadım
-sigara var mı evde unutmusum ben
+anne bırak allahını seversen sana paket alayım simdi
-pakete lüzum yok bi dal ver yeter.
tabii ki yazlıga gitmeden once odama gelıp bak kola filan içtikten sonra bardagı gotur bilgisayarı kapatmayı unutma sonra kül halıya düşer yangın cıkar allah korusun lu laflar denmeside cabası.
eşi ve kendisi uyurken gece vakti evine hırsız giren bir tanıdığımın anlattığı olaydır. üç gün gülünesidir. söz konusu saygıdeğer abi sabah uyanıp da gece eve hırsız girdiğini anlayınca giden paraya ve eşyalara değil de içinde değerli numaraların olduğu cep telefonunun kartına üzülür. ve belki hırsızı ikna edip kartı alabilrim düşüncesi ile arayınca hırsız kardeşimiz telefonu açar. değerli abimiz ile hırsız arasında şöyle bir diyalog geçer:
- kardeşim tamam anladık. herşeyi alıp götürmüşsün, ama o kartta çok önemli numaralar var. bak nerdeysen söyle, bir köşeye kartı bırak, ben alayım kartı, sen yoluna ben yoluma.
-ulan orospu çocuğu götünden sikmediğime dua et, mışıl mışıl uyuyordun.
bu mesajlar kardeşe okunur, o sırada anne duymuştur ve hemen başlar nasihata.
oğlum ne bu yaptığın, yakışıyor mu sana. ne biçim mesajlar atıyorsunuz böyle. neden aşağılıyorsun kıt zekalı kızı. sende onun gibi olabilirdin. neden küçük düşürüyorsunuz. hiç yakışıyor mu böyle gülmek! ayıp ayıp! allah alıverir aklınızı da sonra sokaklarda avare avare o kız gibi dolaşırsınız! terbiyesizler!
GÜnlerden bugün. Yaklaşık on saat ayakta durduktan sonra, görevim bitti ve metroya bindim eve dönüyordum. Ulan zaten çok yorgunum, nasıl biter bu yol. Üstelik ayakta da kalmıştım. Hiç çekilmezdi yani bu durum. Hemen karşımdaki koltukta bakımlı ile kokoş arasında sayılabilecek bir kadın oturuyordu. yaşı yirmi üç-yirmi beş olsa gerek. Elinde bir kağıt, okuyor inceliyor. Kağıda bir baktım, internet çıktısı. Hani faks çekildiğinde en üstte küçük yazıyla bir şeyler yazar ya, oraya baktım, "en güzel sevgi mesajları, aşk mesajları" falan yazıyor. Pıkırdadım hafiften. Sonra başladım ben de okumaya. Okuyorum gülüyorum. Güldükçe telefonumu elime alıp onu okuyormuş gibi yapıyorum. ilk okuduğum mesaj şöyleydi:
-Hayatın en güzel anı, her şeyden vazgeçtiğiniz zaman, sizi hayata bağlayan biri olduğunu düşündüğünüz andır.
yazarın yorumu: evet bu an çok güzel bir an olabilir ama, vazgeçmek üzerinde bağlayıcı bir etkisi olup olmadığı konusu neden bu mesajı yazan kişinin * s.kinde değil?
hadi bu neyse de,
-Sen kısa hayatımın öz aşkısın, sen sözlerimdeki tek canlısın aşkım. *
yazarın yorumu: bir intihar mektubu ile bildireceğim yorumdur.
henüz pipinin işemekten başka işlevi olduğunu bilmeyecek yaşlardayken, her yaz yapıldığı gibi kuzenlerle beraber anneannenin evinde toplanılmıştır. anne, teyze, dayımın eşi falan çamaşırdır, bulaşıktır uğraşırlarken biz çocuklarda hep beraber kapının önüne çıkıp top oynamaktayız. bu arada anneannemin evi kocaman bahçeli bir evdir. o zamanlar için tek atraksiyonumuz bahçe dışına çıkmak, karşıdaki büfeden sakız eğer biraz fazla paramız varsa çikolata alıp bölüşmektir. aldık topumuzu çıktık kapının önüne 6-7 kuzen. o zamanlar o mahallede herkesin topu yok, imrenilen çocuğuz vesselam. anne baba öğretmen olunca birazda "hanım hanımcık" diye tabir edilen erkek çocuklardanız. başladık oynamaya derken 2 tane yurdum anadolu evladı geldi. bizden pek farklı yaşlarda değiller, ancak eminim ki onlar pipinin işemekten başka bir çok işlevinin farkındalar.
-lan verin topu biz oynayacaz göt oğlanlar.
- (birbirimize bakarız kuzenlerle) ne ne dedi? popo demek istedi tamam der ve çocuklara kibarca çağrıda bulunuruz, gelin beraber oynayalım.
-olmaz lan biz oynayacaz piçler.
- ne biçim konuşuyorsunuz arkadaşım! çok ayıp, hiç aile terbiyesi almamışlar ya.
(piç kuzenlerde kafaları ile tek tek tasdiklerler)
çocuklar iyice gıcık olmuştur bize ve birden yerde buldukları taşları fırlatmaya başlarlar. ne olduğumuzu şaşarız ve koşarak anneannenin bahçesine kaçarız. kapıyıda kapattık birde açmasınlar diye kapının arkasına yazlandık kuzenlerle. ama hiç akıl edemedik bahçe bu üstü kapalı değil ya.. yukarıdan birden taş yağmuruna tutulduk. ne kapının arkasından kaçabiliyoruz ne de orada saklanacak yer bulabiliyoruz. zebil gibi taş yağıyor kafamıza. apartman çocuğu olarak duvardan tırmanıp çocukların içeri gireceğini de akıl edemiyoruz. çocuklar birden bahçenin içine dalıyorlar. biz bu sefer koştura koştura bahçenin diğer yanındaki annelerimizin yanına gidiyoruz. çocuklar hala taş fırlatıyorlar.
çocuklarla baş edemeyeceğini gören annem hemen saf değiştirir ve aaa ne tatlı çocuklarsınız siz, ah çocuklarım çikolata yer misiniz? gelin bakayım dur şurda parada vardı ya der ve bize dönerek bağırmaya başlar;
- oğlum verin toplarını! neden aldınız çocukların topunu diye kızar bize bu sırada da çocuklara dönüp "ehehe" diye sevimli mahalle teyzesi rolü yapar.
yine anneannenin evinde kuzenlerle toplanılmıştır.
mahallede bir kız vardı, adı sanıyorum ki gamzeydi bu kızın. güzel, hoş bir kızdı. birazda hoşlanmıştım doğal olarak abazan bir bünyemiz vardı 7-8 yaşlarında. beraber oynayınca aşık olabilirdik. ama bu çocukluk aşkları gibi karşılıklı değildi, kız benimle oynamıyordu bile. kuzenlerle plan yaptık bu kızı öpecektim ben tabi öpünce namusu kirlenecek ve benimle mecburen evlenecekti. kafa bunlara çalışıyor o yaşlarda.
sıra geldi planı uygulamaya. kızı çağırdı kız kuzenler oynamak için köşeye sıkıştırdım tam öpecem kız cıyak cıyak ötmeye başladı derken annesi geldi noluyor falan diye neyseki beni şikayet etmedi. kursağımda kaldı kızı öpememek. aşk acısı ile yana tutuşa eve dönüyoruz. kuzenlere saydırıyorum olm bi planınızda işe yarasa diye sitem ediyorum. beni teselli ediyorlar olm intikamımız acı olacak sabret bekle ve gör diyorlar. bizden 2 yaş büyük olan kız kuzenim hemen olaya müdahale ediyor ve 2 gün sonra gamzeleri anneanneme davet edecek annem o zaman annemler bahçede otururken kızı odaya çekelim bir güzel pataklayalım der. plan hepimizin kafasına yatar.
(2 gün sonra)
gamzeler gelir, anneler bahçede çaylarını yudumlamaktadır. biz kızı içeri çekeriz hadi gel oynayacaz diyerek. derken büyük olan abla kuzen kıza derki gamzecan sen amuda kalkabiliyor musun?
gamze: evetttt tabiiikiii bakın göstereyim der ve hemen yeltenir amuda kalkar.
bu sırada abla kuzen bize göz kaş yapar hepimiz aynı anda elimizde yastıklarla gamzeye saldırırız, kız dengesini kaybedip kafasının üstüne çakılır. zafer bizimdir. kızdan bir güzel intikamımızı aldık. öptürmedi diye gittim kız yerde can çekişirken yanağına tükürdüm birde. kız ağlaya ağlaya olayları dışarda anlatır annesine. annemler bizi dışarı çağırır sorgu vaktidir. hepimiz ellerimizi öne bağlayıp kafalarımız yere eğilmiş dinleriz.
kız susmuşştur ve annemin " söyle gamzecim, söyle kızım bunlara diyeceğini şimdi" komutu ile gamze başlar bize saydırmaya,
" dağ ayıları, torosların en büyük en iri pislik ayıları, köpekler siz bana saldırmakla insan olduğunuzu mu sanıyorsunuz bal yiyen ayılar, pis aydın ayıları"
(aydınlıyız)
yıllar geçer ve beni hastanede görür "gamze hanım" derken doktor olmamın karizmasına güvenerek çay teklifinde bulunulur. eski günler yad edilir, ardından yıllar önce alamadığım öpücükten dem vurulur.. çaylar biter.. o öpücüğü yıllar sonra da olsa almış olmanın keyfiyle işime devam ederim...
Sitenin bahçesinde çıplak koşmaya başlayan 4 yaşındaki çocuk anneyi delirtir. akabinde tavla oynayan ve çocuklara paso kötü davranan amca çocuğu yakalayıp "keserim haa" tehditi savurur. çocuk, amcaya arkasını dönerek yürümeye başlar. herkes "çocuk eve gidiyo korktu tabi" diye düşünür. çocuk arkası dönük yürümeye devam ederken iki omzunun üstünden de amcaya orta parmak hareketi çeker. amca dumur, bütün site ağzı açık, ben yarılırım, çocuk ise koşmaya oynamaya devam eder. akabinde gidip çocuğa dondurma ısmarlarım, aslanım benim bee.
yaz okulunda iken dersler bitmiştir 4 arkadaş arabada oturuyoruz.Ön koltukdada çok yakın bir kız arkadaşım oturuyor.iyice sinirlendirdim kafasını çevirdikten sonra kızın koltuk ısıtmasını açtım.Arkadakiler gördü pis pis gülüyorlar.Araba zaten ateş gibi klimayıda açmadım çok mazot gidiyor diye.Neyse yarım saat sonra kız denizden çıkan hamsi gibi götü bir sola koyuyor kaldırıp sağa koyuyor sonra.Bizim arkadaşlar kendilerinden geçtiler arkada zaten.Kızda dayanamadı "yaa bu koltuk neden bu kadar sıcak" diye sitem etti.Durdurdum arabayı indirdim,kotunun altı bildiğin su gibi olmuştu.Bütün millet gül gül perişan olmuştuk.Kız 3 gün konuşmadı sonra amk*
Baba kişisi fazlaca uzun ama güzel saçlara sahiptir. Eskiden de bir tepki görmesine rağmen evlenip baba olduktan sonra baya can sıkmaya başlamıştır bazı tepkiler. Küçük kızıyla oynarken bebeğin ilk sözleri ağzından çıkar gey. Tamamen tesadüf fakat adam dumur.