gece rüyasına şeytan ugramış suskun kardeşiniz ertesi sabah'a cenebet bir şekilde uyanır hemen banyoya koşar o esnada suların kesik oldugu ögrenilir.dışardan bir damacana su alınır ketılda ısıtılmak üzere, bu esnada çalışma arkadaşım ki bayan oluyorlar kendileri telefonla mesaj atar "nerdesin,gelmeyecekmisin"diyerek.benim ise ona yazdıgım mesaj kadınlar ve erkekler arasında ki eşitligi tekrar sorgulamanıza neden olacak nitelikte idi.
mesajı yazıyorum aynen;
" hede höde.hanım gece şeytana yenik düştükte banyo yapmam gerekiyor,evde de sular kesik bende gitdim bir damacana su aldım devamını anla"
not;bayan evli ama mutsuz.aramızda ki muhabbet'de biraz farklı boyutda oldugu için bukadar rahat ola bildim
dün yolum güngören'e düşmüştü, güngören'e gelmişken eski bir arkadaşıma uğrayayım dedim. sokağın birinde arkadaşla laflarken bir teyze çıkageldi. dağınık uzun beyaz saçları vardır. yüzünde ilginç bir ifade ile gelip bize "yılanlar insan kılığına girmiş s*kişiyorlar." dedi. anlamsız ve şaşkın bakışlarımızı görünce "hem de dört katlı apartmanlarda..." diyip uzaklaştı. ben arkadaşımla nasıl yani diye birbirimize bakınırken, felsefe seven bir kişilik olarak teyzenin ne anlatmaya çalıştığına kafa yordum. etraftaki apartmanlara baktım ve hiçbiri dört katlı değildi. sonra teyzenin deli olduğunu çözdüm, bunu arkadaşıma söyleyip evime doğru yol aldım.
(bkz: fgam 14 yaşında ve arkadaşları ona einstein diyor)
bugün eve dönüş yolunda güzergah değişikli yaptım.iyiki de yapmışım çok güzel bir olay yaşamama sebep oldu.
metrodan çıktım eve doğru yürüyorum.baktım bir kız arkasındaki çocuğa bir şey deyip hızlıca yürümeye başladı.ben tabi anladım yine klasik tartışan sevgililerdi.çocuk elinde sigara kızın peşinde gidiyor ben de en arkalarındayım.ama çocuğunda iyi bir tipi var yani kıza zarar verecek birine benzemiyor.parktan çıkarken trafik ışıklarının olduğu yere geldik.sonra ben üst taraftan geçerken arkadan bir korna sesi duydum.tabi o yöne doğru bakınca gördüm ki bizim elemana araba çarpıyormuş.sonra aynı kaldırıma çıktık onlarla.burada işte beni yaran sözü eleman söyledi kıza "araba çarpıyordu lan!" kızın tepkisi de "bana ne be çarparsa çarpsın" oldu.sonra işte çocuk yine sineye çekip elinde sigarayla kızın peşinde yürümeye devam etti.ben yaşadoğım yere geldiğimden sonrasına tanıklık edemedim.
bugün banka kuyruğunda yaşadığım olay beni derinden etkiledi. efenim 3 arkadaş yaklaşık yarım saat çok biliyormuşçasına siyaset muhabbeti yaptılar ve işte o an bankanın duvarında yazan emeklilere büyük avantaj tarzında bi yazı. işte bu arkadaşlar yazıyı farketti ve annelerinin babalarının emeklilik muhabbetlerini yapmaya başladılar. aralarından sakalları olan kız şunu söyledi benim annem 31 yaşında emekli oldu diğer arkadaşı nası ya dedi cvp benim annem 13 yaşında çalışmaya başladı işte '' BÜLENT ÖZAL'' zamanında erken emeklilikte varmış dedi arkadaşlarının da evet onun zamanında herkes emekli olmuş demesi gülsem ağlasam mı bilememe noktasında bıraktı beni.
notu kıt olan uber ibne bir hoca ( sınavından en iyi not alan 60'tır ) final sınavında isim yazılmamış bir sınav kağıdı okur. sınıfa sınav sonuçlarını açıklarken '' gerizekalı bir arkadasınız üniversiteye gelmiş ancak sınav kağıdına adını yazmayı öğrenememiş ama ben yine de ona 30 verdim '' diye sözde adını yazmayan insanı itin götüne sokmayı amaçlamaktadır. herkesin notlarını acıkladıktan sonra bakar ki isim yazılı olmayan kağıt kendi hazırladığı cevap kağıdı...
öğrenciyi gerizekalı diye aşağılayan ileri zekalı hocanın kendine 30 vermesi,o anki surat ifadesi, tüm sınıfın hocayla taşşak geçmesi ve yarıla yarıla gülmesi,kesinlikle paha biçilmez bir andı.
Aslında olay mı durum mu tam çözemedim ama neyse işte, bugün çarşıdan eve gelirken gördüğüm bir kişi beni oldukça güldürdü;
50-55 yaşlarında bir amcamız elinde sigarası ve masasındaki meyve suyu ile oldukça ilginç bir görüntü oluşturuyordu. Bir fırt sigaradan çekip bir yudum meyvesuyu içiyordu. Önce zehir, sonra vitamin. Galiba ordan aldığı zehri orayla telafi etmek istiyordu...
hafta içi iş çıkışı, elimde telefon mesaj yazarak yürüyorum. hava yağmurlu ve dükkanların dibinden yürüyorum, fazla ıslanmamak için. bir vodafone bayiisinin önüne geldim. orhan gencebay'ın normal insan boyunda olan kartondan yapılmış bir poster gibi zımbırtısı var, bilirsiniz elleriyle dükkanı gösterecek şekilde durur öylece. dükkanların dibinden gittiğim için ve başım önümde olduğundan dolayı görmedim orhan babamızı, ve ona çarptım başımı kaldırdım pardon dedim, kenara çekildim. o an durdum ve laan dedim arkamı döndüğümde orhan babanın elleriyle dükkanı gösteren posteri öne arkaya sallanırken kendi kendime gülmeye başladım. öte yandan dükkanın içindeki elamanların kahkaha seslerini duydum. acıydı lan. beni yarmasa da o elamanları yarmıştı anlaşılan.
Bodrum-istanbul seferini yapmakta olan onur air' e ait uçak istanbul hava trafiği yüzünden inişe geçememektedir. pilot anons yapar 10 dk havada turlayacağımızı söyler.
- haydaaa 10 dk turlucakmış bir edirne kırklareli yapıp döneriz heralde
+ee bilete dahil mi peki bu 10 dklık uçuş acaba
- yok ya inerken extra ücreti toplucak hostesler yalnız kredi kartı geçmiyormuş nakit çalışıyorlar
bu sırada yan sıramızda oturan teyzenin bize baktığını farkederiz yazık geyik yaptığımızı anlamamış ve sanırım içinden "ay yazıııkkk ilk kez bindiler heralde uçağa" der gibi bakıyordu. işin komiği bizim yaptığımız geyikten çok bize bakışı daha da çok gülmemize neden oldu.
bildiğiniz gibi 99 depremi diye bir şey var. bostancı'dayız. zemin katta oturuyoruz falan. evimiz de bayağı sağlammış, hiç hissetmemiştik. gecenin bilmem kaçı. uykuluyuz. uyuyoruz. bir baktık (daha çok duyduk) dışardan böyle insan diyecektim az daha, mandalar bağırıyor. anırıyor. inletiyor. hay amına koyayım ne lan bu gece gece dedik. babam yatağından hoplamış, (sinirlidir de) camdan dışarı bakıyor. başta anlam verememiş falan. neyse, bu teyzemler bize geldi, ntv açık, olanlara bakıyoruz. yalova felan inliyor. neyse, sabah oldu. bu kuzenim falan kalktı. çok şeker, çok sakin bir fırlamadır eşşolusu. bu depremin ölçüsü, ölü insan miktarı falan öğrenmeye çalışıyoruz, sen gel televizyonu kapat. bağırdım ben. "lan niye kapatıyorsun?!" diye. dedi ki "ezan okunuyor." iyi hadi öyle olsun dedim içimden. yapacağımı bilirim dedim. bu arada dedemler de övüyor bizimkini, "aferin evladım, aferin yavrum" şeklinde. iyi dedim. görüşürüz.
hacı, ertesi gün bir baktım, açmış çizgi film izliyor bu. gittim kapattım düğmeden. "yaa ne yaptığını sanıyorsun?" dedi bana. "ezan okunuyor şşşişt!" dedim. biter birazdan dedi ve televizyonu açıp, aramızda hiçbir şey geçmemiş gibi günlük yaşantımıza devam etti. böylesini de bir bunda gördüm yani. çok yaşa sen.
olay odtü´de geçiyor... dişarda bahar havasi; amfide kalkülüs dersi, hem de ingilizce. insanlar seçimlerini doğru yönde kullanmiş olacaklar ki 100 kişilik siniftan anca 15-20 kişi var içerde, onlar da kağıtt falan oynuyolar. bi tek en önde bi kızcağız dersi dinliyor. aklina bişey takiliyor hocaya ingilizce soruyo şurdaki nevaleyi tekrar anlatir misiniz diye... hoca eyvallah diyo, dönüyo, başliyo bütün konuyu yeniden, ama bu sefer türkçe anlatmaya. bitiriyo, kiza dönüyo,simdi anladin mi diye soruyo. kizdan gelen cevap yarim yamalak bi türkçeyle "ama hocam siz türkçe anlatiyor ben anlamadi." hoca dumur, amfi yerlerde...
matematik dersinde sıkılıp bir olay anlatmaya başlamak üzere 'bir veysel' diyen arkadaşımın sözünü 'bireysel' anlayıp kahkahalar atmak, sınıfa ve arkadaşa rezil olmaktır.
liseye yeni başlamştım . top oynuyordum o zamanlar. sonuç kolumu kırdım. neyse kolum alçıda semtte yürüyorum bir elim alçıda bir elimde çanta var. * ağzıma birkaçtane sakız atmıştım yumruk gibi sakız var yani. bir abi var ileride aramızda 10 metre var. ben öylesine sakızı atmak için çıkardım gelişine vurdum * abinin sol yanağına lop diye bir çarptı suratı ıslandı adamın * en yakının da da ben varım bana baktı, ben atamam elim alçıda poşet var diğer elde. bende yukarı bakıp küfür ettim . yukarıdan attılar hesabı.
iddaa da galibiyet verdiğim bir takım ilk yarıyı 5-0 yenik kapatmış. 630 lira kazanacağım kuponda diğer tüm maçlar tutmuştu. Tek maçtan yattı diye sinirlenip kuponu yırttım. Sonra bir baktım benim takım 6-5 yenmiş. Sonucu gördüğümde yukarı ellerimi kaldırıp neden ben diye bağırdım.