lise ikinci sınıftayken başımdan geçmiş bir olaydır.
okulda bazı kızsal vukuatlarımdan dolayı fişlenmmiş kızların gözünde argodaki anlamıyla piç gözüyle görünen biriydim. buna rağmen okulda hoşlandığım bir senedir peşinde olduğum kızı en sonunda tavlamayı başardım. ilk günün sevinciyle okul çıkışında beraber yürüyüp otobüs durağına kadar eşlik etmek üzere kız arkadaşımla beraber yola koyulduk. o gün de tesadüf eseri yaşıtlarıma taş çıkaracak kadar genç görünen annem okul yakınlarındaki kebapçıda beni beklemekte camdan izlemektedir. kız arkadaşımla elele giderken yolun karşısından annemin bağırarak beni çağırması sonucu sevgilimden bir tokat yeyip tüm hayallerimin kıza, onun annem olduğunu inandırana dek suya düşmüştü.
(bkz: 20 şubat beşiktaş fenerbahçe maçı) nın ortasında kuzenim aradı. bana beşiktaş ın yendiğini sevine sevine anlattı. hele bir de utanmadan galatasaray nasıl koydu dedi. bende bir kaç şey söyledim kapattık.
maç sonu: telefonda bir güzel ağzına sıçtım. " ne oldu lan! lideriz amk! " dedim. kem küm etti telefonu kapattı. yazık oldu çocuğa. bu genç yaşta böyle bir acıyla tanıştı...
Suçsuz yere dayak yiyen öğrencime jest olsun diye: "Ne ceza verelim, hadi sen söyle." diyorum, sinirli bir şekilde cevap veriyor: "S.kelim öğretmenim!" Artık ne kadar canı yandıysa...
--spoiler--
yer: kirikkale sanayi.
anlatan: o sirada o sehirde görev yapan bi akraba.
cingene kadin sokak ortasinda bagdas kurup oturmus cocugunu emzirmektedir. cocuk emmek istemeyince "al yoksa bak amcaya veririm" der. ileride dikilmekte olan adam ise "ben ne yapayim senin kara memeni" der ve yoluna gider..
o aksam tvde tom cruiseun kokteyl adli filmi vardir. ancak biraz gec saatte oldugundan ve anne izin vermediginden ablamla aklimiza cin bi fikir gelir.
abla burnundan daha yeni ameliyat olmustur ve doktorun verdigi ilaclardan biri uyku getirmektedir. sonuc olarak annenin cok sevdigi türk kahvesi pisirilir ve icine iki tane bu haptan ezilerek katilir, anneye uzatilir. anne kahveyi icince beklenilmeye baslanir. ardindan annenin uykusu gelmis, yatagi yapilmis biz de odamiza cekilmisizdir.
ancak bi sekilde ilac ters teper ve annem ahh off pofff diyerek yatakta dönüp durmaktadir. misil misil uyumasi gerekirken resmen hortlar. filmi coktan unutan biz artik kadina bisey olacak diye korkudan odamizda ne halt edecegimizi düsünürüz. o gün seyahatte olan eve gec gelen babaya durum aciklanamaz da! pacalarimiz tutustugundan en sonunda dayanamaz ve babama durumu kabaca anlatiriz. eeee iste ablama ilacini vermek icin kahvesine kattim ama kahve yanlislikla anneme gitmis falan.. o sabah zor edilir, anne en sonunda uyur ve sabahina bisey kalmaz. o film en nihayetinde yine izlenemez.
durum yillar sonra acikliga kavustugunda hep birlikte güleriz.
yıllar önce erdek'de yazlık dolaylarında arkadaşla dolaşırken arkadaşın kafasına bir evin 1. katından köpek atlaması gibi örnekleri vardır bu olayların.
her yerde olduğu gibi, çalıştığım şirkette de sigara içme yasağı var. bana her sabah rapor getiren ekibin evrakları ne zaman gelse sigara kokuyor. ben de her gün bunlara orada sigara içmemeleri konusunda uyarı yapıyordum.
bu sabah raporlar geldi, mis gibi kokuyor. bütün raporların üstüne parfüm sıkmışlar. sevgiliden parfüm kokulu mektup almıştım da, parfüm kokulu rapor ilk kez alıyorum. tarihte bir örneği daha yoktur herhalde...
macaristandan bi arkadasimla yasadigi sehri dolasirken, cocukken gittigi kiliseye götürür beni. gördügüm o kadar katolik kilisesinin ardindan protestan kilisesi degisik gelir gözüme. biraz dolasir, otururuz sonra. o kendi pagan tarziyla dua eder ben de icimden okurum biseyler. kilisede bizden baskasi yoktur. bi ara kapi acilir bi adam girer ve hemen kaybolur ortadan. bi süre sonra kalkariz. ancak kapi sürgülenmistir. neyse der acariz, ancak disarda baska bi sürpriz beklemektedir bizi.
kiliseden cikinca hemen bi demir kapi vardir ve asma kilitle kilitlenmistir. birbirimize bakakaliriz. "na nasii yani?" derim. az önce iceri girip gözden kaybolan görevli bizi farketmemis ve kiliseyi kitleyip, cikip gitmistir. kisaca kilisede mahsur kaliriz. demir kapi biraz yüksek olmakla birlikte tirmanip üzerinden atlanabilecek boyuttadir. arkadasim "hah iste macera ariyodun tam oldu" der. gülerek tirmanip atlariz üstünden sokaktan gecen insanlarin garip bakislari esliginde.
sonuc olarak arkadasimin da dedigi gibi "hristiyanlikta kiliseye girmek kolay ama cikmak kolay degildir.."
4 sene önce bir biyoloji sınavı.Defter yüzü açılmadan sınava girilmiştir.
mavimelek: Granürlü er özelliği neydi damla?
damla: (Sınıfın sınav sessizliğiyle birden bağırarak) Ne karabiber mi?
mavimelek: ne karabiberi lan granürlü er. * Ve hoca dahil bütün sınıf koptu.
Not: benim karabiberle ilgili nekadar olayım var ya? *
3 yaşındaki kuzene büyüklerin elinin nasıl öpüleceği öğretilmeye çalışılır. rapsodik ilk olarak minik kuzenin minik ellerini öper ve alnına koyar, sonra kuzenden yapmasını ister. ama kafası karışan küçük kuzen, rapsodik' in elini öptükten sonra kendi elini alnına koyar ve rapsodik kopar. *
Japonya' da hırsız yakalayan bi robot icat etmişler.
Amerika' da 5 dk da 118 hırsız yakalamış.
ingiltere' de 5 dk da 90 hırsız yakalamış.
Fransa' da 5 dk 50 hırsız yakalamış.
Türkiye' de 5 dk da robotu çalmışlar .
birkaç yıl evvel konyada tramvay yoculuğu yapılmaktadır lakin arıza sebebiyle tramvay bir süredir hareket etmemektedir.
ön koltuktaki çiftten hatun olanı:
- aşkııııım inelim de arkadaki tramvaya binelim miiii?*
kars'ta caddede arkadaşlarla yürürken karşıdan gelen izbandut gibi siyah paltolu bıyıklı güneş gözlüklü (burası soğuk memleket güneşte ayda bir açar) tam bir kıro vatandaşın geçmesi.
zaten gülmemek için zor tutarsın kendini ve arkadaşlarından biri adamın karşısına geçip
"ola ola ola metrix" demesi ve sizin yarıl yarıl yarılmanız.
tem otoyolundan şehir merkezine doğru yol alıyoruz. iett otobüsündeyiz ve şöför, yediği simidin kâğıt ve poşedini bilet kesen görevliye işaret ederek gösteriyor. görevli kabininden çıkıyor, otobüs yavaşlıyor ve kapı açılıyor, hoop direkt doğaya bırakılıyor bu çöpler, kendimi tutamayıp bağırıyorum: "ne yapıyorsunuz yahu siz! belediyeci adamlarsınız ne yapıyorsunuz?"
cevap: "biz dönerken alacaz onu hocam"
o çöp de orada sizi bekleyecek, hem de karşı şeritten gelirken, ona o kadar uzakken.
belanızı vermesin sizin,
şahıs 1: şunu uzatır mısınız?
ben şahıs 2'ye: şunu uzatacakmışsınız.
şahıs 2: neden şoförle dargın mısın?
ben: benim bir sorunum yok. sanırım parayı bana uzatan dargınmış. zaten psikolojik sorunları olduğu tipinden belli.
içimdeki ses: sanırım bu adam (şahıs 2) liseli.