erkek kardeşimin nişanındayız, yüzükler takıldı ,nişanlı çift pastayı kesti ve
annemden gelen direktif:çocuklar şimdi birbirinizin ağzına vericeksiniz.
lise 3 biyoloji dersi hoca amipten bahsetmekte, aynı zamanda kıl bi hoca her lafa bir ceavp.herkes dikkatle hocayı dinlemekte çıt yok sınıfta. maydonuzun birisi o arada pat hocam amip derken neden bana bakıyossunuz? hocanın dumur eden cevabı: keşke amip kadar asil olabilsem yavrum. diğerki senelerde öğrendkki biyoloji dersnde neymiş çıt yokmuş.
eskişehirde porsuk çayının üzerindeki köprülerde durup poz vermek,fotoğraf çektirmek meşhurdur.ve eskişehir kütahyalıların bir ayağının sürekli üzerinde olduğu ilimizdir.
pınarları ile ünlü kütahya ilimizin de tam ortasından üstü açık bir kanal geçmektedir.ihtimal ki lağım kanalıdır.hiç çözemedim ne kanalı olduğunu.
neyse bir gün sabah erken bir saatte işe gidiyorum.bir baktım durmuş 2 kişi o kanalın üzerindeki demir alalede köprüye fotoğraf çekiniyorlar.şaşkınlıkla beraber koptum tabii.
hala merak etmekteyim o foto neden çekildi acaba diye?
mutfağa girdim ve çay koyuyorum kendime. o sırada çekik gözlü koreli bir kız ile aramda geçen diyalog; kk : erasmus koreli kız a : kızın türk oda arkadaşı
kk : ii aksamlar
afo : *you too.
a : türkçe öğreniyor işte, ama çok başarılı
afo : farkettim. what's your name?
kk : shima* ya seenin?
afo : muahah bu kız konuşuyo be.. can you cook sushi?
kk : nope, i can't touch umm the fish and*.. like that
afo : carvin'* ?
kk : leb dimedin leblibiyi anladin.
afo : fatal sytstem errror!?!!?
bugün arkadaşlarla otururken ben cebimden sakız çıkardım ağız ferahlatıcı temizleyici naneli bilmem ne. arkadaşlarada uzattım. bi arkadaşım sakızı aldı kokladı ve aynen şöyle dedi;
-diş macunlu mu bu?
-?!
2000li yılların başı, ufak çocuklarının klasik sokak arası maçlarından biridir. ufaklıklar maç yaparken evinin önüne oturmuş yaşlı bir teyzede örgüsünü örmekte ve bir yandan çocuklara bağırmaktadır "la gidin başka yerde oynayın insanın kafasını şişirdiniz, alırsam o topunuzu keserim" die. çocuklar hiç sallamadan oyuna devam ederken, aniden çekilen bir şut teyzenin suratına doğru gitmekte, hatta resmen ışınlanmaktadır.derken teyze elindeki örgü şişlerini anında bırakır ve suratına gelen topu tutar. herkes şok içinde kalır, maç zaten o an bitmiştir. o gün bu gündür, teyzenin çocuklar arasındaki lakabı "taffarel" dir
Birgün çok değer verdiğim bir arkadaşımla internet üzerinden oyun oynuyordum. Oyuna katılan bir çocuk oyun sırasında "amk" dedi ve arkadaşım msnden direk bana "amk" ne demek diye sordu. Ben de ona; "bilmiyor musun?" diye şaşırarak cevap verdim. Daha sonra da kötü birşey olmadığını düşünmesini istedim ve biraz eğlenirim diye dedim ki benim adım hani A... M.. K... ya onun kısaltılmışı dedim. Daha sonra bana bir konuşma attı. Konuşma şu şekilde;
F***: naber amk yaaa nerelerdesin oglum
A***: (şaşırıyor burda)
F***: noldu lan amk sustun
A***: böle birşeyi nasıl kullanablirsin sana yakışıyor mu?! inanmıyorum sana F*** !
F***: sen ne anlarsın amk ya
A***: yarın babanın yanına ugrıyayımda gör! kullanma bu ifadeyı!
F***: ya şaka yaptım o benım arkadasımın kısaltılmış adı ehehehe şakaaaaaaaaaaa
A***: babana anlatırsın! şakaymış.....
Ve bu konuşma ardından F*** bana ne yapması gerektiğini korktuğunu söyler.. Ben de ona: "amaaan selamımıda söyle" derim. Ve;
F***: selamımı da söyle amkk hahahahahah
A***: senin tatile ihtiyacın var. bozuluyosun biran önce gitmelisin
F***: ya cok ozur dılerım yaa.tamam babama söyleme lutfen
Ve aynı şekilde devam eden bir konuşma daha;
F***: naber amk heheheh=))
U***: S*** sen misin?
F***: ne S***'ı amk abim uyuyor
U***: F*** bu nasıl bir konuşma tarzı böyle lan!
F***: ne güzel işte amk hahaha
U***: abini arıyorum! simdi bak sen!
F***: ya dur benim klavye bozuldu ya
U***: gec sen hala dalganı gec!
Bu konuşmalar ardından arkadaşım ailesi tarafından ceza aldı ve tatile bagajda gitmek zorunda kaldı...
sağanak yağmur altında ellerimin ikisi de kitap taşımakla meşgul olduğundan şemsiye kullanamamış ve pratik olması ve az da olsa yağmurdan koruması için şapka takmıştım. arkadaşlarla yorgunluktan tükenmek üzere olduğumuz halde hızlı hızlı otobüslere doğru yürüyorduk. oldukça dağınık ve dalgın bir insan olduğumdan yolda birkaç kere paso, telefon, dosya gibi şeyleri düşürmüştüm, bu sebeple arkadaşlarım ve yoldaki yardımsever insanlar her zamanki gibi arkamı toplamışlardı. neyse efendim kadıköy rıhtımda bir ritüel haline gelen yağmuru fırsat bilmiş şemsiye satıcıları* boy göstermekteydi. bir tanesi eliyle beni durdurup suratıma baka baka "düştü düştü" diye bağırmaya başladı. bende gayri-ihtiyari bir şekilde arkama baktım yine bir şey mi düşürdüm diye, şapkayla geniş bir açıyı da göremediğimden kafamı sağa sola çevirerek bakınmaya devam ettim, tabi tahmin edersiniz ki şapşal bir görüntü oluştu. bir şey göremeyince önüme döndüm adam önüme doğru eğildi pis pis sırıtarak "şemsiye fiyatları düştü" dediği anda bu konuşmaya şahit olan herkes ve tabiki arkadaşlarım o anda iptal oldular. şemsiye satan adam da gevrek gevrek sırıttı suratıma bakarak tabiki eksik olmasın. hadi güldük eğlendik şükür bitti derken, bu olay sırasında arkamızda olan genç bir çocukla tesadüfen aynı otobüse binmişiz; kendisinin bana imali bir ifadeyle 'duydun mu şemsiye fiyatları düşmüş' demesiyle farkettim tabi ki bunu da. gülmesi bir türlü bitmemiş fakat azalmış arkadaşlar bunun üzerine daha şiddetli gülmeye başladılar. espiri yapan arkadaşımız ve grubu da durur mu onlar da başladılar tabi ki. kendi aptallığıma gülmeye başladım ben de; gerçi benden çok arkadaşlarım, şemsiyeci amca* ve şakacı genç grubumuz için daha yarıcı olmuştur sanıyorum ki bu olay.**
çengelköy e gitmek isteyen üstü sıfır binek araç dolu tır şoförü yolu bilmediği için kaldırımda bekleyen birinden yardım ister. yardım istediği kişide zaten çengelköy e gidecektir ve araca biner. tır şoförü inatla ve heyecanla 'kardeş burası birinci köprü yolu yanlış gitmiyor muyuz?' dediği halde yolu bilen ve tarif edecek kişi devam abi der. sonuç o koca tır birinci köprü girişinde trafik polisi tarafından durdurulur, yolu tarif edecek kişi olay yerini hızla terkeder. benim böyle arkadaşlarım var ya. *
liseli yabancı dil öğrencileriyiz sözlük. bir dil kursuna gidiyoruz. başka bir dersaneyle de anlaşmalıyız. ingilizce derslerimiz için kursta, diğer dersler için dersanenin bize açtığı sınıfta takılıyoruz(daha başlamadık aslında). bu sabah yine gittik. 4 kişiyiz. okuldaki sınıftan 4 kişi. dördümüz de erkeğiz, "pampa"yız. yaa. haliyle çok eğleniyoruz. kursta da ev ortamının hakim olduğunu söylersek yanlış olmaz. derste çay içebiliyoruz, hocalarımızla kupon yapabiliyoruz. çok iyi be hacı.
her neyse. sene başı diye yine tense falan anlatıyor hoca kitaptan. durum fiillerini anlatırken, -ing alabilen ve alamayanlarını söyledi. "appear görünmek anlamındaysa -ing almaz. sahneye çıkmak anlamında kullanıldığında -ing alır." dedi ve adeti olduğu üzere, bizden örnek vermemizi istedi. örnek vermesini istediği kişi de, o an çok uykulu olan, dersle ilgilenmeyen bir hacıydı.
ben ve onun haricindeki iki arkadaşımızın adını x ve y olarak veriyorum. kurduğu cümle şöyleydi,
"x appears to be y".
kahkaha tufanının ardından "ne yaptın sen ya?" sorusunun cevabı ise, "x, y gibi görünüyor dedim işte." oldu. öyle yarılmalık bir olay gibi durmuyor tabi anlatınca. ama o an orada olmak, klasik örneklerden birini beklerken böylesine acayip bir cümle duymak benim yarılmama yetmişti.
4 arkadaş birleşip internetten zayıflama hapı sipariş edilir. hapların yanında hediye olarak arap kızı adında krem de gelir. krem kutusundan çıkan kağıdı okuyup içerik çözülmeye çalışılır. yazılar arapça olduğu için pek mümkün olmaz tabi. arkadaş kağıda öylece bakınırken gayet ciddi bi şekilde bumeranq atılır :
"ver bakiyim ben küçükken kuran a gitmiştim"
hapçılar kopmuştur.
yeni tuttuğunuz eve memleke gitmeden önce aldığınız eşyaları memleketinden dönen ev arkadaşınızın "aa ev sahibi eşya bırakmış lan." diyerek satıp, paraları da bir güzel yemesi.*
yeni bir hoca gelmiştir okula. 2 kız arkadaş ve bir hoca konuşurken bu yeni hoca gelir uzaktan salına salına. tıpkı beren saate benzemektedir bu hoca. neredeyse ikizi.
1. kız arkadasına döner ve;
-bak bak bihter geliyo, der. yanlarındaki hoca;
- aaaaaaaaa ayıp kızlar bihter demek hocanıza hakaret olur.
1. kız hiç istifini bozmadan;
-tamam tamam bak fatmagül geliyo fatmagül..
az önce bir arkadaş anlattı. annesi ve kendisi arasında şöyle bir diyalog geçmiş. anne aldığı kontör kartını bıçakla kazımış ve bazı rakamlar tamamen silinmiş *
anne : oğlum şu numaraları okuyabilir misin ? kazırken silindilerde.
çocuk : nasıl silindi anne. neyle kazıdın bunu ? okunmaz ki daha.
anne : bıçakla kazıdım oğlum.
çocuk : anne bak burda kesici cisimlerle kazımayın yazıyor *
anne : ama ben hep bıçakla kazıyordum.
çocuk : ?!!
bugün sıradan bir otobüs yolculuğu sırasında bebekli bir kadın otobüse binmiş ve tüm dikkatler bebeğe çevrilmiştir. bu sırada bebeği sevmeye çalışan meraklı bir teyze bebeğin annesiyle konuşmaya başlamıştır.
-meraklı teyze: ayy maşallah ne kadar tatlı. kız mı erkek mi?(bu sırada otobüsteki gözler ister istemez bebeğe dönmüştür tekrar. pembe kıyafetli bir bebeğe sorulacak en saçma sorunun bu olduğunu düşünen yolcular birazdan alacakları cevapla neye uğradıklarını şaşırmışlardır. )
derse geç kalan x çeşmeden su içmiş ve ağznını silerek koştura koştura sınıfa girer... hemen arkasından y tuvaletten çıkmış ve pantolonunun fermuarını çekip sınıfa dalar... hoca sorar: naptınız lan siz?!?! fermuarını çekene dönerek: bari iyi miydi muamelesi?? sınıf yıkılmıştır...
babam kulağının arkasında biriken yağ bezini aldıracaktır... ben de onun yanındayım... ameliyat elbisesini giydi bekliyoruz doktorun gelmesini... ordan bi görevli elinde ameliyat listesinden okudu ve hemşireye sordu: 'fahri beyin ameliyatı mı??' babamın yüzü kireç gibi döndü adama: 'beyin ameliyatı mı??' yok ben kulağımın arkasından bezeyi aldırıcam... ben gülmekten babama anlatamadım durumu...
ders inkılaptır. hoca haritayı açıp, söylediği 2 ülkeyi dikey bi çizgi ile işaretmememizi istedi. benim çok zeki, canım mavi bir sonsuzluk 'um, sanki ekvator çizgisi çekiyor gibi, tuttu yatay bi doğru çizdi. sonra da şaşkın şaşkın bakıp ''hocam nasıl ya bu olmadıki çizemedim benn..'' dedi. tabi hoca ve bizim dörtlü, ne çizdiğine baktı ve kopuş.
vuslatın başka alem, sen bi ömre bedelsin sonsuzluk'um... **
bi kaç saat önce tanık oldum, millet noluyo lan derken ben içime içime yarılıyodum.
ankara'da gölbaşı minibüsünde seyir halindeyiz. minibüs ışıklarda yolcu almak için duruyor. yolcu tam binecekken bizim arkamızda bayan sürücü kornaya köklüyor çabuk olun anlamında ve o anda olan oluyor işte. minibüse binmekte olan kadın;
- ne var be amına koduğumun orospusu. altında özel arabası var bi de.
evet, bu sözleri iyi giyimli 50 - 55 yaşlarında bir kadın sarfetti ve dolasıyla şoför dahil herkes donup kalmıştı.
asıl garip olan ise kadının minibüse binip yerine oturduktan sonra hiçbir şey olmamış 'özür dilerim herkesten' demesiydi.