telefonla rahatsız edilen bir kızın arkadaşı kızın annesi taklidi yaparak sapık zihniyeti yıldırmayı planlamaktadır. bir telefon konuşması bir ateşli tartışmaya dönüşür. bazı kısımları yarar...
*
-ben nihalin annesiyim, bir daha onu arama.
+nihale söylermisin o zaman teyzeciğim bizi tanıştırsın, senin sesin daha çıtır...
*
-ya sen ne laftan anlamazmışsın, bak bizim mitte tanıdıklarımız var.
+napayım, benim de karanlık sokaklarda tanıdıklarım var..
-belli bir saatten sonra bütün sokaklar karanlık..
*
-senin kız kardeşin, ablan yok mu? onları arasalar gecenin üç buçuğunda?
+ben tek çocuğum.
-annen de mi yok? anneni arasalar?
+benim annem ölmüş ben küçükken.
-allah rahmet eylesin fakat, peki hiç kız yeğenin filan da mı yok ya? hiç kız tanımıyor musun yaa...
otomobilin içinde önde bulunan şöfor ve yanındaki arkadaşıyla beraber 3 arkadaş gidilmektedir:
otomobili kullanan arkadaş: x
ön koltukta oturan arkadaş: y
x: biriii banaağ versiin... ** ne diyosun abi bu konu hakkında?
y: * valla bilader benim için farketmez, isteyen istediği kişiye versin
hep beraber: ahahahahaha...
a ve be adında iki arkadaş ufak çaplı tartışmaktadır, uzun süren inat sonucunda a patlar.
a : yeter! sus diyorum, sıçıcam ağzına..
be: gelde sıç! bok sıçarsın..
a : evet!
be: haklısın.
a : haklı olduğumu anlayacağını biliyordum..
be: canım arkadaşım..
ve mutlu son..
-isim şehir oynayalım.
+hadi oynayalım.
-y harfi ile başlıyalım
+peki
-okuyorum yelda, yalavo, yılan, yumurta
+yumurta?
-meyve.
+sessiz sinema oynayalım, sen sessizi oyna.
josh holloway'in malum eşi hakkında konuşulmaktadır.
- ya adamın karısını gördün mü? endonezyalıymış ve yeterince çirkin.
+ görmedim, hayrına mı evlenmiş?!
- ben niye hiç bu açıdan düşünmedim...
+ annem orucumu 7 de açtırdı ya, 9 da oruç mu açılır dedi,
- e akşam ezanında açılır ama,
+ akşam ezanı kaçta okunuyo ki?
- 9 a gelirken galiba..
+ e akşam ezanı 9da gelirkense yatsı ezanı ne zaman okunuyo,
-ee..şey..ımm.. ne biliyim la ben imam mıym! *
arkadaslarla otururken akla kabadayı filmindeki oyuncunun adı gelmez. (bkz: karaca)
narcissa: ya böyle hayvan adı gibi bişeydi.
n:ceylan mıydı ne
y:yok bea alakası yok
narcissa:pulsaaarrr
n y: poahahahah
Arkadaşlar arasında bi şanslı seçilir. Meyva suyunun içerisine viagra ezilerek karıştırılır. Sonrasında diyalog;
- Abi ben kötü oluyorum, bana biri tuzlu ayran alsın gelsin.
+ Oğlum nerden bulayım şimdi ayranı?
- Ya ayran ya sen!
küçük bir kız çocuğuyla muhabbet ediyoruz. işte çocuk ya daha, gündemi filan biliyor mu diye merak ettim. kızın da soyadı hubele diyelim.
4buçuk: canım sen gündemi takip ediyor musun?
çocuk: tabii ki yaa..
4bucuk: (sanki gündemle çok alakalı) peki o zaman söyle bakalım başbakanımızın adı ne?
çocuk: hmm şey yaa şeyy dilimin ucunda..
4bucuk: hadi ipucu vereyim: recep..
çocuk: hah buldum recep tayyip ivedik..
(ortam kopuyor)
4buçuk: hayır canım, recep tayyip erdoğan..
çocuk: ya evet doğru yaa..
4buçuk: o zaman şimdi bu soruma cevap ver.. cumhurbaşkanımızın adı nedir?
çocuk: (düşünüyor..) hah buLdum.. abdullah hubeleee..
*aslında bu dıyaloğa gırılmemıstır, ağız açık bır sekılde hayretle dınlenılmıstır. soylekı, kahramanımız daha 4,5 yasındadır. velet :v ,balkonda babasını beklemektedir.ve nihayet babası gelir ve arabayı biraz uzaga park eder. v balkondan babaya bagırır;
v : ulan şuraya parketsene şerefsiz.
*her zamankı gıbı evde çalan telefona bakmaktadır,arayan teyzesidir,
V : anoo?
t : bebişiim nasılsın hayatım?
v :sen kımsın, tanımıyom.
t : bebişim benım teyzem,
v : tanımıyoz dedik ya .mına koyiim.
çatt!
bahar şenliğinde ev arkadaşım ile güvenlik görevlisi arasında geçen diyalog.
- kimlik lütfen.
- tabi ev arkadaşım alışmış otobüse kart göstermeye. çıkardı otobüs kartını gösterdi.
- görevlinin tepkisi. otobüse benzer bir halim mi var.
tabi bu diyalog sonucu mfö konseri gülmekten izlenememiştir. görevli de çıkışta gelecek sefere senden kimlik istemeyeceğim hatta yanında arkadaşlarını da getir demez mi?
ikisi de 5 yaşında olan kuzenler aralarında konuşmaktadır. gülmekten altıma sıçacağım aklıma gelmezdi.
dilara-caneyy*! biz evlenelim miiiee?
caner+şimdi olmaz, daha çok küçüğüz. büyüyünce düşünürüz.
kanımca en muazzam örneklerine türk filmlerinde rastlanılan diyaloglardır. ben mesela her zaman sezercik'e gülmüşümdür. bu da gayet tuhaftır aslında. zira kendisi her daim fakir lakin onurlu veleti oynayan biridir. küçük yaşta hayat derdine düşmesi ise hadisenin gülünecek bir tarafı olmadığını gösterir lakin bir de hadiseye şöyle bakın;
günlerden bir gün sezercik yine fakirdir. ki buna şaşırmadınız, eminim.
devamında ise aileye bir katkım olsun mantığıyla bu velet pazarda şeker satmaya başlar.
lakin gelin görün ki şekerler sayılıdır ve bizim sezercik hülyalı gözlerle baktığı o şekerlerden bir tane bile tadamamanın acısını yaşamaktadır. derken mekana zengin bir yaşıtı gelir ve az sonra şekerlerden satın alıp acımasızca orada tüketecektir. diyalog ise şöyle gelişir;
der ve koca bir kahkaha patlatılır. o değilde kahkaha sonrası insan kendini acımasız görüyor. hani bunun neresine gülünür babında. lakin komiktir işte. türk filmi klişesidir, asla değişmez.
karadenizli olmam dolayısı ile son dönemde hiç dinlemediğim karadeniz müzikleri dinlemekteyimdir, sebebi ise tanıştığım bir trabzonlu abidir. iş gereği seyahat halindeyizdir ve yine bir karadeniz türküsü arabanın içini doldurmaktadır.
b = ben , c = trabzonlu abi
türküde potomya deresinden bahsetmektedir ;
b : abi bu potomya neresi yahu ?
c : ülke olum orası, çok meşhur ! (sallıyo)
b : abi, adam neden başka ülkeden bahsetsin ki? baksana kızı dere başında bekliyomuş !
c : ülke olum ülke o, belki gurbetçiler için yazmıştır..
b : abi benim bildiğim tek potomya, mezopotomya, o da mümkün değil bu adamın bahsettiği şey değil !
c : nerden biliyosun a.k , gittin mi mezopotomyaya ?
b : höö !!
sonradan edinilen bilgi : potomya, rize'nin güneysu ilçesinin eski adıymış.
devlet dairesinde yurdum memuruyla yaşanan diyalog;
- pardon bu dosyayı size mi veriyoruz?
+ bakim. * hayır biz bunu alamayız 4. kata götüreceksiniz.
- ama danışmadan size getirmemi söylediler.
+ haa tamam o zaman ben alayım onu.
- ...
+ fatih abi film bakıyordum, seven var mı sende?
- dur bakayım, yok galiba...
+ hmm, avukat var mı peki?
- (bakar)o da yok.
+ peki şey var mı abi, the pianist?
- ...
+ anladım o da yok..
bir ara sessizlik oluşur ve felixdecat laf sokmak baabında:
+ e abi sende ne var? söyle de bari ona göre alayım? (ehehe)
- iki as iki papaz var! sende ne var?
+ eeaa...